19.11.2020, 05:56

Ezbere bir "coğrafya kaderdir"

Günlük yaşam içerisinde sıklıkla kullanılan kişilik, huy, karakter terimleri çoğunlukla birbirlerinin yerlerine kullanılmaktadır.

"Ne yapayım kişiliğim böyle!"

"Bu da benim karakterim işte!"

"Huyum kurusun böyleyim bende!"

Çoğumuz kullanıyoruz benzer cümleleri. Aslında doğru sandığımız kullanımlar anlam kargaşasına yol açabilir. Şöyle kabaca bir ayrım yapmaya kalkarsak; huy biyolojik, karakter sosyal ve kültürel katkıları içermektedir. "Kişilik" sözcüğü kaynak olarak eski Yunanca tiyatrolarında drama oyuncularının maskelere verdikleri isimlerden ötürü almıştır. "Persona" o dönemde maskenin arkasındaki gerçek kişiliği değil oynadığı rolü temsil ediyordu. O zamandan bu zamana kişinin gerçekle yansıttığı tavır ve davranışlarının bütününü anlatmak için kullanılmaya başlanmıştır diyebiliriz.

Tanım olarak nedir kişilik?

Bir kişiyi diğerlerinden ayıran ve süreklilik gösteren davranış özelliğidir demek yanlış olmayacaktır.

Peki sürekli duyduğumuz (ruh hastası mısın?) kişilik bozuklukları nasıl ortaya çıkmıştır?

"Kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak sapması ve sürekli bir davranış ve iç yaşantı örüntüsünde ise kişilik bozukluğundan söz edilebilir."

Kişilik bozuklukları yapılan araştırmalar sonucunda; evliliklerinde zorluklar yaşayanlarda, yalnız yaşayanlarda, ilaç bağımlılarında, tecavüz suçlularında, eğitim seviyesi düşük insanlarda, şiddet içeren ya da içermeyen suç işleyenlerde, mahkumlarda daha fazla olduğu gözlenmiştir. Watson bu duruma karşın araştırmalarında sosyo- ekonomik durum ile yaşanan yer ilişkisi bulunmamıştır diyor. (Watson 1998)

Ekonomik şartların kişilik bozukluğuna sebep olduğunu düşünenler olduğu kadar etkisi olmayacağı yönünde görüşler de var. Psikiyatrik bozuklukların her kesimde olabileceği durumunun göz ardı edilmemesi gerek elbette. Çünkü psikiyatrik bozukluk için kişilik bozukluğuna hazırlayıcı etmendir demek yanlış olmaz.

Duygu durum bozuklukları, anksiyete bozuklukları, dürtü kontrol bozuklukları, yeme bozukluklarının zemininde kişilik bozukluğu gelişmektedir. Kişilik bozukluğu sınırlandırmaları çalışmaları çok eskiye dayanmaktadır. Boyutsal kişilik çalışmalarına öncülük eden Allpot, idiografik yaklaşımı benimsemiştir. İdiografik yaklaşıma göre "Her birey kendine özgüdür, her kişilik kendi öyküsü içinde oluşan bir oluşumdur" der.

Kişiliğin oluşumu biyolojik durum ya da sosyo- kültürel etkilerle açıklayan teoriler günümüzde yerini bütüncül görüşe bırakmıştır. Kişilik için doğuştan gelen eğilimlerin ve ferdin çevresiyle olan uyumunun tayin ettiği kazanımlar sonucu yapılaşmasından da söz edilebilir.

İbn-i Haldun; insanlarda görülen farklılıkların kalıtımdan mı, yoksa çevre ve eğitiminden mi kaynaklandığı sorusuna bir sosyal bilimci olarak daha çok çevre etkisine önem vermiştir. İbn-i Haldun’dan bahsetmişken çoğumuzun ezbere konuştuğu "Coğrafya Kaderdir"e değinmeden geçmemeli... İktisat ve sosyoloji öncülerinden, tarihçi, düşünür ve devlet adamı İbn-i Haldun’u bilmeden ezbere duyduğumuz "Coğrafya Kaderdir" üzerine çoğumuz söylem geliştirmişizdir. İbn-i Haldun’un zamanları aşan bu tespitinin, onun hakkında bilgisi dahi olmayan insanların ezbere söylemleri ile tüketmesinden ötürü "Coğrafya Kaderdir"in felsefesinin anlaşılmadığı yönünde fikrim. Hoş biz zaten bir konuda uzman olmadan o konu hakkında otorite sahibi olarak takılmayı pek bi severiz.

Gelelim tekrar konumuz kişilik bozukluklarına; Her birimizin yaşadığı coğrafya farklı ve her birimizin o coğrafyadan öğrenimleri olur. Sosyal çevrenin kişilik gelişimine etkisinin çevre faktörünün önemli bir yeri olduğunu önemseyen İbn-i Haldun kalıtımdan gelen özellikleri de göz ardı etmemiştir, belirteyim...

"İçinde yaşadığı çevre insanın tabiatının yerini alır. Âdetler insan tabiatını ve karakterini belirler” şeklinde ifadeleri vardır. ( İbn-i Haldun 2004)

Bence de nerede doğarsan oranın kirine nasıl bulandıysan, oranın suyuyla da yıkanır insan.

Coğrafya bir güneş gibi doğmana da sebep olur. Eğer yakın olduğun şer değil de hayr ise... O doğuş kişiliğine de yansıyacak elbette ki!

Coğrafyanın beklentilerinin üzerine de çıkabilirsin, coğrafyan seni yok da edebilir.

İbn-i Haldun’un çok sevdiğim bir vecizi de şöyle ki;

"İnsan, hayra da şerre de eşit uzaklıktadır. Bu ikisinden hangisi daha önce insan tabiatına ulaşırsa, o yerleşir ve diğeri insandan uzaklaşır." ( İbn-i Haldun 2016/326-327)

Kişiliğimizin oluşma evresinde hayırlı olana daha yakın olmamız temennisiyle diyelim. Bir sonraki yazıda kişilik bozukluklarını alt başlıklar olarak ele alırız. Sevgilerimle...

Yorumlar (0)