Tek çikar yol, “tarihsel uzlaşma” anlayışına sarılarak ilerlemektir...  (Bu yazı, "HATIRALAR, Nereden Başlamıştık, Nerelere Gitti İşin Ucu, 68'den Bu yana Ideolojik, Teorik Bir Arkeoloji Çalışması'ndan alıntıdır...)
"... Türkiye’de yaşanılan sürecin, tarihsel gelişme diyalektiğimize özgü, zamana yayılarak gelişen bir burjuva devrimi süreci olduğunu söylemiştik. Bu süreç içinde şu an içinde bulunduğumuz dönem, önceleri “Reaya”, sonra, Tanzimat’la birlikte “Devlet’in vatandaşı”, Cumhuriyet döneminde ise “halk”, ya da “Türkiye’nin Zencileri” olarak anılan insanların, Devlet’in ele geçirilmesine paralel olarak, yeni Türkiye’yi inşaya yönelik insiyatifi ikinci plana itip, süreci raydan çıkararak onu reaksiyona dayalı popülist bir zemine çekmeleri olarak tanımlanabilir... 
Devrimin kendi yolunda ilerlemesi, yani yeni bir Türkiye’nin inşası süreci öyle eskinin içinde bir reaksiyon olarak ortaya çıkan güçlerin tepkisiyle falan gelişemez. Yeni bir toplumu inşa olayını ancak yeni bir üretim ilişkileri sistemini temsil eden bir sivil toplum başarabilir... 
Şimdi, şu “kutuplaşma” ortamına bakarak “peki hani nerde bizde o sivil toplum” diyebilirsiniz?.. İşte, “tarihsel uzlaşma” anlayışı tam bu noktada ortaya çıkıyor...
“Tarihsel uzlaşma” nedir?.. (Bu konuda ben de çok yazdım, ama bir de sayın Y. Aktay’ın şu makalesini okuyun…) http://www.marmarayerelhaber.com/yasin-aktay/67574-tunus-bir-muzakereci-demokrasi-deneyimi-mi
Sivil toplum bizde “tarihsel uzlaşmayla” ortaya çıkacaktır-çıkmaktadır diyoruz... Birçok insan bugün, şu an, hep mücadelenin eskinin içinde cereyan eden o kısır yanını görüyor ve süreci sadece “medeniyetler mücadelesi” yanıyla -iki kültür arasındaki çatışma yanıyla- ele alarak kavradığından, “taraf olmayan bertaraf olur” anlayışıyla kutuplaşmada taraf haline geldiği için, bütün bu çatışmaların içinden çıkıp gelen sentezi, o MELEZ-GRİ Türkiyeli insan tipini görmekte zorluk çekiyor... 
Peki, nerededir bu “melez” insanlar?.. Bugün Türkiye’de, “Beyaz-Siyah” çatışmalarının içinden çıkıp gelen çok kültürlü MELEZ insan tiplerinden oluşan sivil toplum unsurları, sistemin bütün elementlerinin (yani bireylerin, o birbirini yok etmek isteyerek çatışan unsurların bile) içindeki potansiyelde gizlidir. Senin, benim, hepimizin içinde varolan “sağduyunun”, birlikte yaşamdan başka alternatifin bulunmadığı hissinin, bu duygusal zeminden beslenen “demokrasi” anlayışının yönlendirdiği insan unsurudur o. Ne zaman ki, “taraflar” bu işin birbirlerini “yok ederek” bir sonuca bağlanamayacağını görecekler, işte o an birlikte yaşamın koşullarının neler olduğu ortaya çıkmaya başlayacaktır...
Soruyorum ben şimdi size, artık bundan sonra geriye dönerek sil baştan “Beyazların” Türkiye’sini yeniden inşa etmek -bu anlamda bir “restorasyon”- mümkün müdür?.. Biraz düşünün!.. 
Hemen ikinci bir soru: Ya tersi mümkün mü? Bazılarının rüyasını gördükleri şekilde “yüz yıllık parantezi kapatarak”, son yüz yılı -aslında iki yüz yılı- yaşanmamış kabul edip, sürece II. Abdülhamid’in bıraktığı yerden devam ederek Türkiye’nin geri kalan öteki yarısını da “Siyaha” boyayarak yola devam etmek mümkün müdür!?.. 
Benim cevabım her iki soruya da “hayır” olacaktır... Çünkü, yeni bir sivil toplum gücünün, buna bağlı olarak da yeni bir Türkiye’nin inşası artık Türkiye toplumu için varoluşsal bir sorun haline gelmiştir. Yani artık bu, bir süre daha ertelenmesi mümkün olmayan bir sorundur. Bu nedenle, sürece “Beyaz-Siyah” etkileşmesinin sentezi olarak oluşan yeni insanların el koyması, yani, “tarihsel bir uzlaşma” ile ortaya çıkan sivil toplum gücünün insiyatifi ele alması kaçınılmazdır... 
Burada altı çizilen “sivil toplum” ve “tarihsel uzlaşma” anlayışı, hiçbir şekilde, “Beyazlarla” “Siyahların” mekanik bir toplamı olayı değildir!!.. Ben bir kültürden, birbirinin varlığını tanıyarak sahip olunacak sinerjiden, SENTEZDEN bahsediyorum... Çok kültürlülüğü içselleştiren, içselleştirmek zorunda kalan insanların, hem zorunlu, hem de doğal birliğinden bahsediyorum... Başka türlüsü olamayacağı için, yaşamı devam ettirme mücadelesinin zorunlu kıldığı bir yeni kimlikten bahsediyorum... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.