16.08.2020, 07:13

Fransa, Yunanistan’ı neden kışkırtıyor

Fransa ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Libya’ya Türkiye’nin ayak basmasına karşılık Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Ankara'yı Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın egemenliğini ihlal etmekle suçlaması ve Yunanistan’la deniz tatbikatı yapmasıyla tansiyon artmıştı.

Son olarak Yunanistan’ın Mısır ile deniz sınır anlaşmasıyla taraflar arası çözüm ve samimiyet krizi çıkardı ve buna karşılık Türkiye, Oruç Reis arama gemisiyle Doğu Akdeniz’de enerji aramalarını tekrar başlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Türk gemilerine yönelik taciz veya saldırı olması durumunda mükabil karşılık verileceğini açıkladı.

Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye'nin petrol ve doğalgaz aramalarını durdurmaya çalışıyor; bunun içinde Yunanistan’ı kullanıyor. Tıpkı 105 yıl önce İngilizlerin Yunanlıları Türkiye’ye karşı kışkırttığı gibi bugünde Fransızlar Yunanlıları aparat olarak kullanıyor. Yoksa 11 milyonluk nüfusu, kısıtlı ordusu ve kötü ekonomisiyle Yunanistan’ın 85 milyonluk dev bir Türkiye’ye kafa tutması reel-politik olarak da mümkün gözükmüyor.

Fransa, Türkiye'nin Kuzey Suriye'de yaptığı sınır ötesi operasyonları eleştirmiş; Kıta Avrupası ve Fransa’nın en önemeli petrol ve doğal gaz tedarikçisi olan Libya'da Türkiye’nin asker konuşlandırmasına köpürmüştü. Özellikle Fransa’nın savaş baronu Hafter ile neredeyse tüm Libya’yı ele geçirmesine ramak kala Türkiye’nin bütün dengeleri alt-üst etmesi; Fransa’nın ticari kazanımlarından daha çok Türkiye ile deniz komşusu olması hasebiyle bir ‘ulusal güvenlik’ tehdidi olarak görmesine neden olmuştur.

Macron'un ‘NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti’ şeklindeki sözleri; Avrupa Birliği ülkelerinin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için ABD ve NATO'ya güvenemeyeceğini işaret ediyordu. Bu bağlamda Fransa, Avrupa’da bir ordu kurmak istiyor (PESCO). Bunun için 5 milyar euro bütçeli ve 23-24 üyenin imza verdiği bir platform kurmuş durumda.Türkiye ile yaşadığı gerilimi ‘emsal’ göstererek AB ülkeleri ve Almanya’nın desteğini arıyor. Ancak şuan için fiili bir ordudan bahsetmek mümkün olmasa da; Macron'un Türkiye'ye yönelik eleştirileri, bu siyasi projesinin bir parçası.

Diğer bir konu ise Fransız TOTAL şirketinin Türkiye yüzünden Doğu Akdeniz ve Libya’daki ticari çıkarların sekteye uğrayarak diğer uluslararası şirketlerden pastadan daha fazla pay alması rahatsız ediyor.

Özellikle Libya gibi Avrupa’ya coğrafi yakınlığı bulunan bir ülkeden petrol ve doğal gaz akışında Türkiye’nin askeri ve siyasi etkisinin artması, Fransa’yı ciddi şekilde endişelendirdi. Oysa Fransızlar Libya’da, Hafter ile son sürat ilerlerken İtalyan şirketlerinin petrol parsellerine Hafter üzerinden neredeyse çökmüştü.

Nitekim Fransa’nın Ortadoğu ve Afrika’daki sömürgeleri yaklaşık 10 yıldır, terör kisvesiyle ABD ve İngiltere’nin saldırısı altında. Bugün dünyadaki pek çok çatışma veya gerginliğin yaşandığı ülke; ya Fransa’nın eski sömürgesi (Lübnan, Çad, Suriye, Cezayir, Mali) ya da yoğun ticari ilişkileri (İran,Venezuela, Küba,Ermenistan,Yunanistan) söz konusudur.

Sonuç olarak Fransa, Türkiye ile direkt karşı karşıya gelecek askeri ve operasyonel bir gücü ve üstünlüğü bulunmadığı için Yunanistan ve Rum kesimi üzerinden Türkiye’yi meşgul etmeye çalışmaktadır. Doğu Akdeniz’de belki bir savaş ihtimali neredeyse sıfıra yakın olsa da; düşük yoğunluk bir-iki çatışma muhtemel gözüküyor. Ancak Türkiye’nin de Doğu Akdeniz’de daha fazla zaman kaybetmemesi ve hızlıca yol alması gerekiyor. Zira Türkiye pro-aktif bir politika izleyerek Libya ve Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştirdi. Rakip/düşman ittifakların daha fazla güçlenmemesi ve çeşitli karşı ittifakların önüne geçmek için Libya’da yarım kalan Sirte ve Cufra operasyonunun bitirilmesi ve Doğu Akdeniz’de de deniz sınırlarının ilan edilmesi gerekiyor.

Yorumlar (0)