Futbolu yönetenler futbolu bilmiyor

Hayri Ülgen'i tanımayanınız yoktur. Fenerbahçe'de, Sarıyer'de, Samsunspor'da oynamış ve tam 21 kere milli takımımızın formasını giymiş efsane bir isim. Kendisiyle birlikte hem Türk futbolunu konuştuk hem de “Niçin futbolumuz bu halde?” sorusuna cevap aradık. Altyapıdaki yetersizliklerden tutun da, transferlerdeki yanlışlıklara ve gelecek planlamasındaki hatalara kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Baba Hayri'ye göre içinde bulunduğumuz kötü durumun en temel sebebi futbolu yönetenlerimizin futbolu bilmiyor oluşu...

Sizin gibi değerli bir futbol adamıyla yan yana gelmişken hiç uzatmadan sormak isterim. Bugün futbolumuz ne noktada? Başarılı mıyız?  Nasıl değerlendirirsiniz?
Dünya Kupası'nda yokuz, Şampiyonlar Ligi'nde yokuz. Hiçbir yerde yokuz. Başarı da yok. Ligimiz çok pahalı diyorlar çok değerli diyorlar ama ne faydası var? Bakın bugün TFF'de bir tane futbolculuktan gelen isim bile yok. Ama bugün Almanya'ya gidin Alman Futbol Federasyonu Başkanı kim, İspanya'ya gidin İspanya Futbol Federasyonu Başkanı kim? Öğrenin. Hepsi eski futbolcular, futbolu bilen isimler. Bizim federasyonda futbolu bilen kimse yok. Hepsi sanayici, iş adamı vs. Şimdi burada nedir? Yıllardır buralara siyasiler atama yapıyor. Halbuki futbolu bilmeyen adamın futbolda ne işi var? Kulüplere bakın onlar da öyle. Futbol Şube Sorumlusu kim diyorsun şu iş adamı diyorlar şu lokantacı diyorlar.  Biz de işin içinde futboldan anlayan hiç kimse yok. Ama Avrupa'ya git futbol birikimi olan insanlar hep bir yerlerde. Biz de Tanju Çolak'a bakın Rıdvan Dilmen'e bakın tamam televizyonda konuşuyorsunuz ama Türk futboluna ne verdiniz? Hiçbir şey. Teknik direktörlük yok o yok bu yok. Yorumcu olmuşsun bana ne.

Buna rağmen ortada herhangi kulübün veya milli takımın başarısı varsa yöneticilerin önplana çıktığını görüyoruz. Herhangi bir başarısızlıkta ise teknik adamlar sorumlu tutuluyor. Bu anlayışın sebebi nedir?
Yönetimlerin zaafiyeti. Bunlar tribünleri de bölüyor. Yönetici geliyor tribüne para veriyor, tribünleri hoca istifa diye bağırttırıyor. Tribünlere de bakın çoğu bazı grupların bazı kimselerin adamıdır. Orada hiçbiri kendi şehrini sevmez. Bu noktada Eskişehir'i, Adana Demir'i ayrı tutarım. Ama diğer taraftar gruplarının çoğu satılmış. Büyük bir kısmının nereye hizmet ettiği belli değil. Fakat Eskişehir'e git, Bursa'ya git orada takım iyi olsun kötü olsun taraftarlar tribünü asla boş bırakıp takımına sırt dönmüyor. Yani diyeceğim şu ki yöneticilerin bu yönlendirmelerine taraftar da imkan veriyor.

Teknik adamlara sabır gösterilmeli
Türkiye'de ciddi bir teknik adam kıyımı var diyebilir miyiz?
Elbette diyebiliriz. Mesela Spor Toto 1. Lig'de şimdiye kadar 10 tane hoca gitti. Her hafta bir hoca gidiyor neredeyse. Şimdi neden? Hiçbir teknik adam ailesini memlekete götüremiyor yani çalıştığı yere gidemiyor. Askeriye gibi bir yapı var. Bir de biliyorlar ki hoca üç dört hafta kaybederse hoca gönderilecek. Düşün bir başkan istediği anda istediği hocayı değiştirebiliyor. Burada başkanın kapasitesi nedir ki? Başkan'a yukarıdan diyorlar ki hocayı kov yenisini al o da onu yapıyor. Böyle olmaz. Buna TFF'nin dur demesi lazım ama onların da futbolu filan bildiği yok. Ben hep diyorum teknik adamları bırakın yöneticiler kendilerini kovmalı. Bunu yapmıyorlar sürekli teknik adam kovuyorlar.

Peki ne yapmak lazım?
Ne zaman ki Türk futbolunu futbolu bilen eğitimli insanlar yönetir biz o zaman başarılı oluruz. Bugün diplomalı teknik adamlar var ama hiçbir yerde çalıştıramıyorsun. Niye dayısı yok. Öbür tarafta Yılmaz Vural gelmişsin yetmiş yaşına hala hocalık kovalıyor. Oradan oraya gidiyor, oradan oraya gidiyor. Bunu yapan bir teşkilat var, bunları koordine bir kitle var. Herkes mamasını alıp kenara çekiliyor. Herkes kendini düşünüyor kimsenin Türk futbolunu falan düşündüğü yok.

Teknik adam demişken. Türk teknik adamlar söz konusu olunca hep aynı isimleri konuşuyoruz. Fatih Terim, Şenol Güneş, Yılmaz Vural vs. Niye böyle?
Çünkü ismi olan adamı alan yöneticiler prim yapıyor fakat bu şekilde kendilerini kandırıyorlar. Mesela yine söyleyelim Yılmaz Vural kaç tane futbolcu yetiştirmiş? Hiç mi hiç. Magazinel bir isim alıyorsun getiriyorsun bitti gitti. Başarısı var mı yok? Bu anlayışa sahip başkanlarla bu işler yürümez.

Siyaset futbolun içinde
Siyasetin futbolla iç içe olduğunu söylemiştiniz. Bu durum ne boyutta?

Biz de yıllardan beri seçimler yaklaştıkça, siyasiler o şehrin takımını üst lige çıkarayım diye baskı kuruyor. Takımı üst lige çıkarıyor, yerel seçimi kazanıyor. Sonra o takımı sallamıyor. Ne oluyor? O takım ertesi sene düşüyor. Bugün Diyarbakır, Elazığ, Kocaeli var mı? Malatya nereden nereye geldi? İsmini değiştirerek getirdin. Kayseri düştü sonra Erciyes'in ismini satın alıp hülle yoluyla geri getirdiler. Biz de hiçbir iş planlı olmadığı ve böyle ahbap çavuş ilişkine gittiği için başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

Ve epey de para harcanıyor değil mi?
Tabii korkunç paralar harcanıyor. Bugün UEFA'da birçok yabancı futbolcu bizim kulüplerle mahkemelik. Adam topa vurmuyor bizim kulüpler adama ayda 200 bin dolar ödeme yapıyor. Buna niye izin veriyorsun. Verme ama bilmiyorsun ki. Bugün federasyondaki adama de ki Sociedad nerenin takımı eğer biliyorsa ben adımı değiştiririm. Bu federasyonla bu anlayışla işimiz çok zor. 

hayri ülgen

Altyapıya önem vermiyoruz
Bizim bir de altyapı sorunumuz var. Yani çok iyi gençlerimiz çıkıyor ama belli bir noktaya gelince kariyer anlamında düşüş yaşıyor ya da silinip gidiyorlar...
Bugün Ajax'a gidin Hollanda'nın en önemli kulübü. Altyapıya bak dünyanın en kaliteli teknik adamı vardır yanında da akademisyenler vardır. O çocuklar anne babalarından ayrıdır orada destek görür. Biz de altyapılar nasıl? Bir başkan arıyor şunu alın şu kadar aylık verin diyor işin içinden çıkıyor. Kültür yok psikoloji yok. Halbuki o çocuklar da insan. Kaybedince üzülüyor, gol kaçırınca ağlıyor bu çocuklara destek verecek bir kültür yok, öğretmen anlayışı, hoşgörü yok. Çocuk ne yapıyor maaşını alıyor, maç sonu gidiyor kahvehaneye. Biz bu yüzden kaybediyoruz. Ya da çocuk Anadolu'da yıldız ama Süper Lig'e geliyor, büyük takıma geliyor kaybediyor. Orada kadın kızı görmüyor burada dünyasını kaydebiyor çünkü kendini yetiştirememiş.

Yöneticiler bunlara müdahale etmiyor mu?
Başkan futbolu bilmiyor ki. Başkan ne yapacak? Ben bak size söyleyeyim neler gördüm neler... Yöneticiler futbolcularla birlikte kadınlarla vakit geçirmek için aleme bile gidiyor. Durum bu kadar kötü.

Tribün kültürünü bitirdik
Bir de Passolig'imiz var. Tribünlere yön veren bir şey. Bir yanıyla iyi deniyor ama bir yanıyla da insanları mimlemeyen bir şey. Siz bu Passolig'i nasıl değerlendirirsiniz?
Ben yıllarca futbol oynadım ne PassoLig gördüm ne başka şey gördüm. Ama maalesef bu PassoLig olduktan sonra tribünlerin azaldığını gördük. Tribün kültürünü maalesef bitirdik. Çünkü futbol güzelliktir, özgürlük bir şovdur. Eğer sen bunları yaşayamaz, o tribünlerde özgürlüğünü yaşayamazsan o zaman futbol sizin için bir özveri olmaktan çıkar. Eğer PassoLig olmasaydı tribünler yine tıklım tıklım dolardı. Futbolun meyvesi gol ise futbolcunun meyvesi de taraftardır. Dünyanın en güzel motive şekli taraftarın tribündeki coşkusudur. Futbolcu bu coşkuyu hissederse ruhu şenlenir. Ama PassoLig bu özgürlüğün alanına girdi.

Yurtdışında böyle şeyler var mı?
Hayır orada farklı bir sistem vardır. Ama biz de bir sistem eksikliği var. Eğitim eksikliği var. Biz her şeyden önce tribünlerdeki küfürleri durdurmalıyız. Bunun için de eğitim lazım. Bu yetkiyi şimdi bana verseler; 5 yıl içerisinde o tribünleri sevecen bir hale getiririm. Mesela bayanlar veya babalar çocuklarıyla birlikte maça gitmek isteyen insanlar korkuyor. Bu korkuyu haklı bulur musunuz?

Bu haklı bir kaygı. Çünkü insanlar maça gider gibi gitmiyor. Döner bıçakları vs çıkıyor. Ama Avrupa'da ben bir maça gidince görüyorum insanlar ailesiyle geliyor yemeğini yiyor maçını izliyor gidiyor. Biz de ise tam tersi. İnsanlar maça değil savaşa gider gibi gidiyor. Dolayısıyla bunları aşmak için eğitime ihtiyacımız var. Bu eğitimi vermedikçe PassoLig'de getirseniz pasaportta getirseniz boştur.

Futbolcularımız cahil
Sporcular da şiddet meyilli değil mi? Arda Turan vs gibi. Aldığı paralar mı şımartıyor bu insanları? Sorun sizce tam olarak nedir?
Bir kere Metin, Feyyaz, Ali diyoruz. Neden? Çünkü bunlar kültürlü insanlar. Her zaman diyoruz ki ne kadar güzel bir üçlü. Şimdi Arda'ya diğer futbolculara bakın okuma oranları bile çok düşük. Fakirlikten gelen futbolcular şimdi futbolcu oluyor. Mesela bir Arda, Manisa'ya gitti, Galatasaray'a giti, Avrupa'ya gitti. Şimdi döndü gidecek yer zor buldu. Türk futboluna bir şey verdi mi? Vermedi. Bizim futbolcularımız kendini geliştirmiyor. Bir tane kitap alıp okuyan futbolcumuz yok. Kendilerini anlatacak ifade özellikleri yok. Maçtan sonra mikrofonu uzatıyorsunuz; konuşacak bir şey bulamıyor. Ya da “iyi oynadık” deyip geçiyor. Şimdi bu çocuklar futbolcu olunca hiç görmedikleri paraları görüyorlar. Bir anda tepeye çıkıyorlar. Şimdi bunları yapacaksan bu çocuklara psikolog da vereceksin bir şeyleri öğreteceksin. Mesela Anadolu'dan geliyor, İstanbul'da top koşturuyor. Ama bu çocuğu buraya adapte etmen lazım. 

Biz de magazinde çok fazla hocam. Yurtdışındaki futbolcuların çok magazinsel yönleri yok gibi. Ama oradan buraya gelen yabancı bir futbolcu burada çok verimli olmuyor, magazine düşüyor.
İşte Beşiktaş'taki Kaiurus geldi şimdi yedeğe kadar düştü. Geçmişte Nihat Kahveci vardı bilirsiniz. Kendisiyle röportaja gittik. İspanya'da kendisini tanıyan yok. Öyle bir kahveci de oturmuş bizi bekliyor. Orada futbolcuysan kendine futbolcusun. Biz burada çok yukarılara çıkarıyoruz. Çünkü biz açız. Abartıyoruz. Halbuki o bir futbolcu gelecek oynayacak böyle bakamıyoruz. Biz çok pohpohluyoruz. Bu işin rantından beslenenler var medya var menajerler var. Zaten yabancıların çoğu buraya gelince başarısız oldu. Bir Hagi var bir Roberto Carlos var. Bunlar da zaten futbolun beyniydi.

Sergen Yalçın ve İlhan Mansız gibi isimler vardı mesela birçoğu da magazine düşen yerli futbolcularımız oldu..
Sergen'i kendi kendisi harcadı. İlhan Mansız mesela hepsi iyi topçulardı ama kaybolup gittiler. Adam sakatlandı ama sakat sakat Reina'ya gitti hiçbir yönetici niye gidiyorsun demedi. Sergen mesela bugün teknik adamlık yapıyor tıpkı futbolculuğundaki gibi. Niye? Çünkü para için teknik adamlık yapıyor ve başarılı olamıyor.

Hagi gibi yabancılar gelmeli
Peki ya yabancı futbolcular desem...
Biz yabancı oyuncu alırken ahlaklı ve dsiplinli oyuncular almalıyız. Hagi gibi isimler almalıyız. İyi futbolcuları getirmeliyiz. Ama ahlaksız futbolcuyu getirmeyeceksin. Onu getirirsen magazinci oluyor. Parasını alıyor gidiyor. Ama bilinçli bir oyuncu varsa al getir. Hagi mesela UEFA'yı aldı; Okan'a, Emre'ye bir şey öğretti. Fenerbahçe'ye bak. Hala Alex özlemi var niye çok karakterli bir oyuncuydu. Ama şimdi gidiyorsun para için sıradan oyuncu getiriyorsun sonra hiçbir şekilde onlardan verim alamıyorsun.

Özlediğiniz bir yabancı oyuncu var mı?
Çok var. Misal Prekazi dünyanın en güzel frikiğini atan futbolcuydu. Türkiye'de frikik atma kabiliyeti Prekazi ile başladı. Sonra Hagi ile devam etti. Böyle futbola keyif veren yabancıları hala unutamıyoruz. Şimdi frikik atan futbolcumuz bile yok. Biz frikik atmayı bile bilmiyoruz.

Basketbolcular farklıdır
Futbol böyle de basketbol için ne dersiniz?
Spor dostluktur, arkadaşlıktır. Bugün sporun tanımını yapsak sadece futbolu anlıyoruz ama futbolda da hiçbir şeyiz. Bir ara biz basketbol da çok iyiydik. Ne zaman basketbola büyük paralar girdi orada da kaybolduk. Şimdi basketbola bak oradaki çocuklarımızın çoğu üniversite mezunu. Futbol öyle değil. İkisini kıyarlarsanız basketbol önde gidiyor.

Ali Koç başarılı olacak
“Ali Koç'un başarılı olacağına inanıyorum. Fenerbahçe'nin çok büyük borcu var biraz sabretmek lazım. Aziz Yıldırım iyi ve güzel işler yapmıştır ama şimdi de Ali Koç'a biraz fırsat vermek lazım. Kendisi Fenerbahçe'ye çok şey verecek ama beklemek lazım. Tek hatası her şeyi çok hızlı değiştirdi yavaş yavaş değiştirmeliydi. Ama ilerleyen yıllarda dipten yukarı çıkacak. Avrupa'da da çok büyük başarılar olacak.”

Hayri Ülgen kimdir?
1956 doğumlu eski futbolcu Hayri Ülgen Fenerbahçe, Tekirdağ, Sarıyer, Vefa Simtel gibi takımların formalarını giymiş ardından Kapalı Çarşı takımında antrenör olarak spor yaşantısını sürdürmüştür. Toplam 21 kez Türkiye A Milli Takım formasını giymiştir. Futbolculuk dönemindede, antrenörlük dönemindede hep zirvede olmayı başaran Türk futbolunun başarılı isimlerinden Hayri Ülgen günümüzde spor yazarlığı yapmaktadır. Vatan ve Foto Spor ile basın hayatına adım atmış yazdığı tarafsız yazılar ile spor dünyasının en tarafsız kalemi olarak tanınmaktadır. Hayri Ülgen evli ve bu evliliğinden iki kızı vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.