16.10.2018, 21:02

Gazeteci Kaşıkçı olayı

ABD'de yaşayan Suudi Arabistanlı, muhtemelen ABD vatandaşı da olan gazeteci Cemal Kaşıkçı, Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na giriyor ama bir daha çıkmıyor. 
**
Adam buharlaştı mı, ne oldu? 
Derken; bir hafta sonra Arabistan Prensi, Tayyib Erdoğan'ı arayarak gazeteci olayını araştırmak üzere "ortak çalışma grubu kurduklarını, Türkiye ile olan ilişkilerini kimsenin bozamayacağını, bunun için de sayın Başkan'a teşekkür ettiğini" bildiriyor.
**
Bu telefon gelişmesi, Prens'in tasarrufuyla olmayıp, kanımca Trump'ın talimatıyla oldu ve Türkiye'nin de işine geldi.
**
Direkt olarak Türkiyeyi ilgilendirmeyen konuda Türk hükümetinin, FBI ile değil; MİT ile çalışılması gerektiğini dikte ettiği, bunu da kabul ettirdiği     anlaşılıyor.
**
ABD, olaya balıklama dalıyor ve "Suudiler isterlerse FBI görevlilerini İstanbul'a göndeririz" diyor. "FBI, ne iş yapacak konsoloslukta? Kim adına araştırma yapacak, kimi kimden kurtaracak?" diyen kimse yok. Zaten FBI, CİA, MIX, MOSSAD ve diğerleri her yerde cirit atıyor. 
**
Sanki Suudiler mağdur edilmiş, Türkler tarafından köşeye sıkıştırılmış; Amerika, kurtaracakmış gibi bir tavır! Her tarafı 'şaibeli bir tavır'. Üzerinde dikkatlice durulmalı. 
**
ABD ve SUUD birbirine 'kanka' olduğuna göre; FBI veya başkaları delilleri mi bulur, delilleri mi yok eder? Neyseki, TÜRK POLİSİ devreye girince; FBI talepleri geri planda kaldı. Ama, ABD, muhtemelen Suudilerin inceleme ekibine FBI görevlisi yerleştirdi. Dışİşleri Bakanı Pompeo'yu da acilen Arabistan'a gönderme kararı aldı. Olayın içine dahil olmaktan asla geri durmuyor! Dedik ya, ne de olsa; Kanka !Türkiye, "gazetecinin öldürüldüğü ihtimalinin çok kuvvetli olduğunu, konsoloslukta ve konsolosluk temsilcilerinin konutlarında arama, inceleme yapmak gerektiğini" söyleyip izin istiyerek, uluslararası hukuka da uygun hareket ediyor fakat; gazetecinin yaşadığı ve ikamet ettiği ABD'deki evinde, yine ABD tarafından hiç bir araştırma yapılmıyor. İlginç değil mi?
Bu konu Türkiyeyi nasıl mı etkiler?
Uluslararası sözleşmelerde, egemen bir devletin sizin ülkenizdeki konsolosluk veya büyükelçilik gibi temsilciliklerinde, sizin egemenlik hakkınız yoktur. Yani; oraya girmek, araştırma yapmak, diplomatik misyon sahiplerini sorgulamak, derdest edip tutuklamak yoktur. Gerek büyülkelçi gerekse konsolos olsun; suç işlemiş bile olsa tutuklama yetkiniz bulunmamaktadır. 
**
Türk yetkililer, Suudilerle beraber içerde araştırma, inceleme yapıyor. Suudi Prensi, dünyanın kendisinden bir açıklama yapmasını beklerken, Prens ise; ülkesininin üzerindeki şaibeyi dağıtıp yok etmeyi planlıyor. Trump, kendi iç siyasetini Türkiye üzerinden yürütüyor ve iki cümlesinin birinde sayın Başkan'a teşekkür ediyor. Hem kendini, hem Suudileri korurken aynı zamanda bize bir şeyler söylüyor! Acaba, ne söylemek istiyor?
**
Türkiye'nin araştırma ve incelemelere yönelik yapacağı açıklama büyük riskler içeriyor. Zira; tutacağı rapor açıklandığında; gazeteci öldürüldüyse ve bu infaz konsolosluk veya konutta gerçekleşmiş ise; Suudiler ve babası ABD ile zaten gerilmiş olan ilişkilerimiz, daha da gerilip büyüyebilir. Ölüm hali konsokosluk dışında gerçekleşmiş ise; bu takdirde, Ülkemiz töhmet  altında kalabilir. Her iki halde de çok değişik konular gündem haline gelecektir.
**
Şunu temenni edelim ki, Türkiye bu araştırma ve inceleme sonucunda vereceği rapor ve açıklamalarıyla inşallah, yepyeni problemlerle yüzleşecek duruma düşmez.Yeni bir yarayı "hiç uğruna" satın almamak doğru siyaset olur. Daha dün, papaz Bronson olayından alınan yara yeter de artar bile. Türkiye'nin raporu çok ama çok önemli, dünyanın gözü üzerimizde. Unutmadan Türkiye, bu olayı hiç umulmadık şekilde bir çok açıdan lehine kullanacak imkanlara sahiptir. Neler olacağını bekleyip göreceğiz. Selam ve sevgi ile.       

Yorumlar (0)