26.01.2022, 05:50

Gazeteci mi akademisyen mi yoksa parti sözcüsü müsünüz?

Son yıllarda beklenilmeyen bir şekilde ülkemizin hemen yerinde kar yağdı. Öyle ki senelerdir kar yüzü görmeyen Güneydoğu Anadolu Bölgesin de yollar kapandı halk zor anlar yaşadı. Yollarda mahsur kaldı.

Oralarda olurda yine yıllardır kara hasret kalan İstanbul’da olmaz mı? Oldu meteoroloji ve meteorologların tüm tahminleri doğrultusunda yağacağı önceden belirtilen kar İstanbul ve çevresini felç etti. “Gaziantep, Osmaniye’de neler oluyor” derken İstanbul’da da aynısı oldu...

Kar yağması aslında berekettir. Geçtiğimiz yıl kuraklık geçiren bu nedenle su sıkıntısı çektiğimizi herkes bilir. Kar ülkemizin her tarafına yağdığına ve yine tahminlere göre devam edeceğine göre, 2022 yılında kuraklık çekmeyeceğimizin habercisidir yağan karlar.

Ayrıca toprak yeterince suyu depolayacağı için yazlık ekimler verimli olacak, çiftçimiz tohum, gübre ve ilaç konusunda desteklenmesi mazot’un sübvanse edilmesi durumunda ülkemiz, olası kıtlık sorununa da çözmüş olacak ve temenni ederim ki, hasat zamanı iyi fiyat alırsa üretici ve çiftçilerimizin yüzleri de gülecektir.

Gelelim gazeteci parti sözcülerine

İstanbul’da kar yağacağı önceden bildirildi mi? Evet.

Valilik ve Belediyeler tedbirli olduklarını açıkladılar mı? Evet.

Hatta Valilik bazı araçların trafik’e çıkmasını yasakladı mı evet.

Peki buna halkımız uydu mu? Hayır. Kararlar duyurulduğu halde, “Ben arabama güveniyorum. Lastiği yeni aldım” diyerek trafiğe çıktılar mı? Evet.

Kar yağmaya başladıktan sonra bu tür araçlara ne oldu? Yağan kar sonrasında kara saplanıp kaldılar ve tüm yolların tıkanmasına sebep oldular mı Evet.

Bunlara ek olarak kar ve buzlanma sonucunda zincirleme kazalar oldu mu? Evet.

Akşam televizyonlarda sözüm ona bilgelik yarışına dönen programlarda gak, guk saatleri başladı mı Evet.

Hani “Öküzün altında buzağı aramak” diye bir atasözümüz var ya, tam da buna uygun olarak gazeteci olup kamu görevi yaptığını unutan ve gazetecinin ne yapması gerektiğini bilmeyenler ile ekranların altında kendilerini akademisyen ya da bilge kişi olarak tanıtanlar başladılar buzağı aramaya.

Efendim yolların kime ait olduğunu tıkanan yolların Karayollarının mı, Belediyenin mi, TEM'in kimin Kuzey Anadolu yolunun kime ait olduğunu bilmeden suçlamalara imalara başlayıp halka yanlış bilgiler vermeye başladılar.

Mesela birisi, ekranda kar ya da kaza nedeniyle tıkanmış yolların, kapalı olduğunu, hatta ambulansların dahi kıpırdayamadığını görüp, “Bunlara yardım eden su ve kumanya veren, araçlara benzin götüren kimse yok mu?” diyor. Arkadaş o saatte cankurtaran çalışamıyor, yangın olsa itfaiye gidemiyor. Ancak helikopterle ulaşmak mümkün. Onlarda gece uçamıyor. Sizler orada atıp tutuyor ve birilerini suçluyorsunuz.

Bu arada Vali ve Belediye Başkanının açıklamalarını da unutarak, “Belediye, AFAD, Kızılay ekipleri nerede?” diyor.

Gazeteci ve bilim adamı olduğunu unutan bu şahıslar parti sözcüsü ya da Ekrem İmamoğlu’na muhalif rolünü üstlenip, TEM kimin, E5 kimin, Kuzey Anadolu Yolu kimin, ana arterler kimin bilmeden ve belediye araçlarının imkanları ölçüsünde çalıştıklarını gördükleri halde İBB Başkanı İmamoğlu’nu suçlamak için, ağızlarını da yaymanlaştırarak efendilerine de hoş görünmek için, “Gördünüz mü, İBB sınıfta kaldı. Basit bir kar yağışında kimse yerinden kıpırdayamaz hale geldi” demekteler. Hatta içlerinden bazı bağnazlar, “Al işte İmamoğlu geldi, İstanbul’un başına felaketler gelmeye başladı” demek isteyip ima edenler bile oldu.

Arkadaşlar sizler gazetecilik ilkeleri doğrultusunda mesleğinizi yapın. Partiler kendi görüşlerini açıklarlar. Siyaseti çok seviyorsanız buyurun partilerin kapıları açık.

El insaf yahu!

Benim bildiğim gazeteci, anası, babası kardeşleriyle ilgili bir haber varsa ve haberse onu yayınlayan gizlemeyen kişidir. Gazetecilik böyle yapılmalıdır.

Arkadaş Valilik neredeyse dakika başı, “Şöyle yapın, böyle davranın aracınızla trafiğe çıkmayın” diyerek neler yapılmasını anlatıyor. Daireleri tatil etti. AVM’leri erken kapattırdı.

Valilik böyle iken İmamoğlu sürekli AKOM’da ve hatta orada sabahlamışken, bazı aymaz ve utanmazlar; Çeşitli yerlerde ve sosyal medyada, ellerine ne geçecek ve neyin kini ise!

İmamoğlu’nun Afet Yönetimi:

Depremde : Kayak

Selde : Tatil

Karda : Rakı-Balık”

Demekten de çekinmediler. Ne diyelim Allah akıl ve fikir vermiş ama kullanamıyorlarsa Mevlam ne yapsın ki? Ayrıca afet yönetimini mülke amir ile mahalli idare başkanları yürütür. Şimdi bu utanmaza, "O sofrada vali bey de varmıydı?" diye sormak gerek miyor mu?

Arkadaşlar, bu ülke bizim. Kime mesaj veriyorsunuz bilmiyorum ama, bu vesileyle bir yerlere monte edilmiş olanlar, sizlere “El insaf” diyor ve mantıklı olmaya, afetlerde ve ülke sorunlarında kimseyi suçlamadan bir arada olmaya ve beraber çözüm bulmaya davet ediyorum.

Bu arkadaşlar ve çıktıklara kanallar nedense İstanbul Havaalanının çöken çatısından hiç bahsetmediler. Kar ve fırtınada ucuz ekmek kuyruğunda olanları görmediler.

Ayrıca bu dar ve zor günlerde İstanbul Valimiz Ali Yerlikaya ile İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nu bir arada çözüm bulmaya çalışırlarken ve ne yapacaklarını istişare derlerken görseydim ayrıca memnun ve mutlu olurdum.

Yorumlar (0)