Gazeteciyim demeye utanıyorum

Bugün söyleşi kuşağımızın konuğu Gazeteci-Yazar Ümit Zileli oldu. Zileli ile gerek medya dünyasının halinden gerek güncel siyasetten gerekse de hayata dair sorunlara kadar birçok farklı konudan konuştuk. Yine de Zileli'nin en çok 
üzerinde durduğu nokta gazetecilik oldu. “Eskiden gazeteciyim derken gurur duyardım şimdi ise gazeteciyim demeye utanıyorum” diyen Zileli, mesleğin geldiği noktaya dair ilginç tespitlerde bulundu.

Ümit Zileli... Aslında onu tanımayanınız yoktur. Türkiye'de gazetecilik deyince hafızalarda yer etmiş önemli bir isim kendisi. Tercüman, Milliyet, Cumhuriyet ve Aydınlık derken şimdilerde Sözcü Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan Zileli'yle hayata dair keyifle okuyacağınıza inandığım güzel bir söyleşi yaptık. Zileli'nin söyledikleri medya ve siyaset dünyasında ses getirecek cinsten oldu. Ancak bu söyleşide sadece güncel konuları değil, ünlü gazetecinin geçmiş anılarını da dinleme fırsatı bulduk. Her biri geçmişe dair güzel bir hatıra olan bu yaşanmışlıkları, arkanıza yaslanıp yüzünüzde tatlı bir tebessümle okuyacağınıza şüphem yok...

Gazetecilere genelde siyaset veya güncel konulardan sorular sorarlar. Ben de soracağım ama oraya gelmeden önce farklı bir Ümit Zileli'yi okuyucularımız tanısın istiyorum. Mesela babanız Turgay Zileli. Sizin için çok önemli olduğunu ifade ediyorsunuz. Babalar daima önemlidir ama sizin için daha bir önemli sanki, neden?
Cumhuriyet’e en bağlı olan nesil babamın nesli. 1933 doğumlu. Öldü tabii. Kaymakam ve vali vekili olarak görev yaptı ben de onunla çok dolaştım. Zaten benim Kemalist olmamın en büyük sebebi birincisi babam, ikincisi de gezip gördüğüm Anadolu.

Konudan bağımsız olacak ama Anadolu demişken soy isminiz Zileli? Zile'ye hiç gittiniz mi?
Türkiye'de görmediğim enderler yer vardır. Zile onlardan biri. Benim soy adım Zile ama Zile'yi hiç görmedim. Zaten görmeme gerek var mı bilmiyorum çok sağ karakterli bir yer olduğu söyleniyor. Oradaki insanları aşağılamak için söylemiyorum ama sağcı olmaları üzüyor beni. Gerçi Tokat eskiden sağcı değildi. Etrafındaki bazı yerler Niksar vs o bölgedeki yerler Zile'ye göre daha iyi Zile daha sağcı bir yer.

Peki babanızla ilgili kısıma dönersek?
Elbette. Babam çok dik duran bir adamdı. Örneğin diyelim ki bir yere gidecek ben de o yolun üstündeyim baba derdim ben de gelebilir miyim. “Sen yürü bu devletin arabası babanın arabası değil” derdi. Bir memur çocuğu olarak yetiştim. Devletin içinde çok yükselen bir adamın çocuğu olarak çok şey gördüm onun sayesinde.

ümit zileli

En unutmadığınız anınız nedir?
6 Mayıs 1972 gecesi. Bir ağlama sesiyle uyandım. Bir  baktım babam ağlıyor. “Ben böyle bir devletin kaymakamı olduğum için utanç duyuyorum” dedi. “Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını asmışlar. Çocukları öldürdüler” dedi ağladı. Ben de onunla birlikte ağladım. O günü hiç unutmam bütün o eşraf çocukları gülüp eğleniyorlardı Denizler asıldı diye. O gün baya bir çocuk dövdüm ben de dövüldüm tabii. Sonra o çocukların babası beni şikayet etmek için babamın makamına gitmişler. Babamın özel kalem müdür anlatıyor çocuklar ve babalarını görmüş babam ne oldu deyince sizin oğlunuz bizim çocuklarımızı dövmüş diye konuşmuşlar. Babam niye deyince; adamlar teröristler asıldı şu yüzden falan demeye başlamış babam da küfür edip bunların hepsini kovmuş. Babamı çok severdim yani. Çok gurur duyulacak bir adamdı çünkü.

Fakat babanız hiç vali olamadı galiba
Evet sonuçta resmi olarak hiçbir zaman vali olamadı. Hep vali vekili oldu vs ama hiç vali yapmadılar. Yine bunda benim de, Gün amcamın da payı var tabii.

Peki Ümit Zileli gazetecilikle özdeş bir isim. Şimdi çoğu gazeteler battı. Yazılı basında ciddi bir kriz olduğu görülüyor. Siz Türkiye'deki gazeteciliğin geldiği noktayı nasıl yorumlarsınız?
Aslında iki cümlede anlatayım. Ben 1977'de lise ikideydim. Lise ikide gazeteciliğe başladım. Üniversiteyi kazandığımda da iki yıllık gazeteciydim. Basın yayın kazanmıştım. Gazeteciyim derken gurur duyardım şimdi gazeteciyim demeye utanıyorum. Neden çünkü artık gazetelerin bayilerde değil her türlü ortamda satıldığı bir Türkiye'de yaşıyoruz. Gazetecilik bir bölüm insan dışında iktidara yalakalık yapmak, iş adamlarına takipçilik yapmak, kendi ideolojilerini korumak için her türlü çirkinliğe batmak gibi bir şey.

Bugün bakın güven konumunda gazetecilik en alttadır. Halbuki bizim zamanımızda gazetecilere çok güvenilirdi. Şimdi öyle değil. Bugün medya diyoruz medyanın en az yüzde 85 veya 90'ı iktidara bağlı. Geriye kalanlar da neler çekiyor görüyorsunuz. Dünyada en çok gazetecisi tutuklu ülke biziz.

Kriz yok keriz var
Bu noktada politik bir eleştiri yapacak gibisiniz...

Elbette. 2002'de bu iktidar geldiğinde hapisanelerde 56 bin kişi varmış. Bugün sadece 70 bini öğrenci olmak üzere 280 bin kişi hapisanelerde ve sıkılmadan yeni hapisaneler yapacağız diyorlar otelden rahat olacak diyorlar. İnsanlar neredeyse ‘ah ben bir hapse girsem’ diyeceklermiş. Bunu anlatan da bu işleri yapan bir müdür. Bütçe komisyonunda anlatıyorlar. Zaten içeride olmakla dışarıda olmak arasında pek bir fark yok. Bugün en tepedekiler kriz miriz yok diyor. Evet kriz miriz yok keriz var. Keriz de biziz, halkız. Yüzbinlerce orta ölçekli şirketler battı sırada yüksek ölçekli şirketler var deniyor. Uğur Gürses bunlar daha iyi günler diyor. Ama halkta bir illüzyon var. Halk illa hanesinin içine yansısın istiyor. Yansıyacak. Ortada bir kriz var ve Allah sonumuzu hayretsin diyorum.

DEMİREL ‘DEVLET SAĞCI’ DEDİ
Hep sizin köşe yazılarınızı biliyoruz biraz da siyasilerle olan anılarınızı dinlemek isteriz.

1980 öncesi ben Anadolu Ajansı'nda çok genç bir başbakanlık muhabiriydim. Süleyman Demirel hepimizi isim isim bilirdi. Bana da mesela Ümit Zileli deyince sen Turgay'ın nesi oluyorsun demişti ben de oğluyum demiştim. Demirel'e çok kızgınım. Babamı itip kakıyorlar vs. Coşkun Kırca da bizim akrabamız. Coşkun amca derdik. Bir gün bir şey oldu Demirel'le öyle iki kelime ettik. “Sen benim eve gel” dedi evi de Güniz Sokak'ta Ankara'da. “Sen benimle ne biçim konuştun bakalım” dedi. Sonra o eve çok gittim geldim. Kendine bir viski koymuştu akşam saatleri. Dedim ki ‘efendim çok haksızlık yapıyorsunuz babama da haksızlık ediyorsunuz.’ “Turgay'a ne haksızlık etmişim” diye sorunca ‘babamı vali yapmıyorsunuz’ diyerek sitem ettim. Peki dedi bir telefon açtı, “Turgay Zileli'nin dosyasını getirin” dedi. Babamın bir dosyası geldi. Her yeri kıpkırmızı ben, Gün amcam, onun eşi. Hepimiz devrimciyiz solcuyuz. Hepimizi takip etmişler. Dedi ki “Ben bu dosyayla babanı istesem de vali yapamam.” Niye dedim ‘solcu olmak suç mu?’ Demirel, “Yok devlet sağcı” cevabını verdi. Sonra “Coşkun geldi yanıma konuştuk babana bir sürprimiz olacak” dedi. Babam Adalar'a kaymakam oldu. 4 sene kaymakamlık yaptı Adalar’da.

Peki CHP desek... CHP'nin bugünki durumu seçimleri nasıl etkiler?
CHP'yi mi anlatayım yeni CHP'yi mi anlatayım. CHP Sivas'ta kuruldu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin birleşmesiyle birkaç sene sonra Cumhuriyet Halk Fırkası kurulmuş olacaktı. Atatürk tarafından kurulmuş aynı zamanda cumhuriyeti kuran parti. Bu partinin Atatürk'ten sonra eksikleri oldu bunlar olabilir şeyler ama bugün ki iktidarın dediği gibi camileri ahır yaptı vs bunlar saçmalık. Ama yanlışları oldu. Yanlış siyaset vs ama laiklikten, cumhuriyetten hiç kopmamıştır. Ama yeni CHP, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığa gelişiyle başladı.

Baykal sonrası yani?
Baykal da çok iyi değildi ama bir hassasiyeti vardı. O bir komplo ile gidince Kılıçdaroğlu geldi ben onu destekledim. Hatta Yılmaz Özdil yerden yere vurunca ‘ya bir dur’ dedim. ‘Ümit hiçbir şey göremezsin kardeşim’ dedi. Daha sonra 2011'de Balbay ve  Haberal serbest bırakılmayınca çıktı bunlar bırakılmadan meclise girmeyiz dedi. Çok mutlu oldum. Cumhuriyet'te yazı yazdım yazı çıktı bunlar meclise gittiler. Sonra dedim sizden umudum kalmadı bir daha sizi asla yazmayacağım. Yazmadım da uzun süre. 

Kılıçdaroğlu hayal kırıklığı
Kemal Bey'i sert eleştiriyorsunuz...

Kılıçdaroğlu beni çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. Hatta ve hatta Kemal Bey'le ilgili çok laflar da çıktı. 2010'dan bugün 9 seçim kaybetti, ya 1'ini kazan be birader. Bunlar olmadığı gibi hep kaybetti. Koltuğu bırak bari onu da bırakmıyor. Kendisi değil tüm adamlarıyla birlikte gitmesi lazım. Bu adamlar 6 oku bile tartıştılar. Mesela Bekaroğlu'nun CHP'de ne işi var, Sezgin Tanrıkulu'nun ne işi var anlamam. Bunun gibi bir sürü isim var. Muharrem İnce iyi mi? O da benim gözümde başarısız olmuştur buna mahkumdur halka yalan söylemiştir. Seçim gecesi de dik duramamıştır. İnce’den de umut yoktur. İkisi de CHP'den elini çekmeli. CHP, Kemalistlerin partisi olmalıdır.

Var mı böyle biri?
Var tabi Ümit Kocasakal. O olsun ben arkasında nefer olarak çalışırım. 

Adalet yürüyüşünü desteklemiyorum demişti Ümit Kocasakal...
O yürüyüşün sonunda noldu hiçbir şey. O da onu söylemişti. İlhan Selçuk'un bir lafı vardır ‘bazı şeyleri söyler ve yaparken zaman ve mekan bir arada olacak. Bunlardan biri olmazsa olmaz.’ Erken konuştu. Ama haklı çıktı. Naptılar milletin çıkıp gazını aldılar. Hepsi bu.

Ümit Zileli kimdir?
Ümit Zileli, 1959 senesinde Ankara'da dünyaya geldi. Babasının kaymakam olması münasebetiyle çocukluğunda birçok yer gezen Zileli, lise mezuniyetinin ardından Ankara Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni kazandı. Buradaki eğitmini 1983 senesinde bitiren Zileli, gazeteciliğe henüz üniversite talebesiyken Tercüman Gazetesi'nde başladı. 1978 senesinde ise Anadolu Ajansı'nda çalışmaya başladı. 1982'de yeni kurulan Güneş'in ABD-Los Angeles muhabirliğini yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra Güneş, Nokta, Son Havadis, Bulvar ve Milliyet gibi çeşitli gazetelerde çalıştı. Zileli, 1991 senesinden itibaren TRT'de Değişen Sanat ve 25 Kare, Kanal 6 ve Kanal E'de Pusula, Kanal D'de Ses Ver Türkiye programlarını hazırladı ve sundu. Son olarak TRT 2'de “Pazar Söyleşileri” programını yaptı. 1997 senesinden 2013'e kadar Cumhuriyet Gazetesi'nde “Düz Çizgi” isimli köşesinde yazdı, 2013 senesinde Aydınlık'a geçti. Bir ara Beyaz TV'de Latif Şimşek ve Rasim Ozan Kütahyalı'nın sunduğu "Dinamit" isimli programda yorumculuk yaptı. 2015 senesinin Ekim ayında Doğu Perinçek'e tepki olarak Aydınlık'tan ayrılan Zileli, şu an Sözcü'de yazmaktadır.

Ümit Zileli’nin kitapları
Vur Emri-Bir Asteğmenin 
Tunceli Anıları
Karanlığa Karşı Yazılar- Irkçı, Şeriatçı, Mandacı Kuşatma
İşbirlikçiler
Aydın İhaneti
Vurgun Demokrasisi
Cumhurun Trajedisi - Karşıdevrimin Kısa Tarihi (Nisan 2009)
Aydınlanmanın Sesi - İlhan Selçuk Anlatıyor (2010)
Efendiler ve Uşakları (2016)
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necmettin Eryilmax 3 ay önce

Sayın Zileli Zile konusunda çok on yargilisiniz. Zile'yi tanımanız lazim. Sonra bu sözlerinizden utanacaksınız.