05.08.2021, 06:59

Geleceği yakmak

Bir haftadır ülkeyi saran yangınlarla beraber yakında daha da adını duyacağımız bir kriz, iklim krizi.

Dünyayı sıcaklar kasıp kavururken Türkiye’de, İtalya’da, Yunanistan’da, İspanya’da, ABD’de, Rusya’da, Brezilya’da, Afrika kıtasında ve daha başka birçok yerde devasa orman yangınları sürüyor. Son yıllarda iklim krizinin gözle görülür etkilerinden belki de en büyüğü 2021 orman yangınları oldu. Küresel ısınmanın varlığını bile inkâr eden insanlar artık ikna olmuştur diye umuyorum, çünkü doğaya ve dünyaya kötü davrandıkça felaketlerin geri dönüşü de aynı şiddette olur. Hatırlarsanız 2019-2020 Avustralya yangınlarında da milyonlarca hektar orman yanmış, bir milyardan fazla hayvan ölmüştü. Bugün hala Türkiye’de yemyeşil alanlar yerine otel yapma planları kuruluyor, her gelişmiş ülkede fosil yakıtlar tam gaz kullanılmaya devam ediyor ve bütün dünyada kısa vadede kar elde etmek doğayı korumanın üstünde tutuluyor.

Zamanında Clair Patterson adlı bilim insanı, kurşunun insana ve doğaya olan zararlarını araştırıp kanıtladığında da endüstrinin ileri gelenleri kurşundan büyük miktarda gelir elde ettiği için bu araştırmaları yalanlamış ve karalamaya çalışılmıştı. Patterson uzun yıllar insanlık adına mücadele etti ve bugün “kurşunsuz” benzini de ona borçluyuz. Ancak günümüzde iklim krizi konusunda hemen hemen aynı şey yaşanıyor. Kâr elde etmeyi insan sağlığından önce düşünen büyük şirketler ve politikacılar küresel ısınma yokmuş gibi davranabiliyor. Birkaç yıl sonra yetkiyi devredecek yöneticiler yeterli önlemleri almıyor, dünya ise bahane dinlemeden ısınmaya devam ediyor.

Yapılacak değişimler gerçekten kolay değil ama bütün dünya alarm veriyorken daha acil ne olabilir? Tek başına bireyler tasarruflu ampuller kullanarak küresel ısınmayı engelleyebilir gibi bir algı olsa da bu kesinlikle mümkün değil, devletlerin ve büyük şirketlerin rol alması ve sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Dünya kelimenin tam anlamıyla yanarken iklim krizi bir numaralı gündem olmalıdır.

Yorumlar (0)