20.11.2020, 05:48

Genel af pandemiyi yener!

Marmara'yı Karadeniz'le birleştirme adına açılmak istenen Kanal İstanbul'a karşı çıktığı için 'Devlete karşı suç işledi' denerek hakkında soruşturma başlatılan ve bir çok HDP'li Başkanın akıbetine uğratılmak istenen İBB Başkanı İmamoğlu'nun önü kesilmek, hatta alıp yerine kayyum atamak istenirken bende kalkmış HES ile kesilip, suyunun büyük bölümünün kuzey doğudan alınarak, Karadeniz'e akıtılmak istenen Kura Nehri'ne sahip çıkmaya ve onu oluşturan su kaynaklarını yerinde görmek, anlatmak adına dağ, taş, kar,tipi,fırtına demeden aracımın alt takımlarını bozan olağan üstü bozuk yolları aşıyorum..

Ülkemin Kafkaslara açılan üç gümrük kapısı sahibi kenti saran Kısır, Bülbilan ve son olarak Allahüekber dağlarının tepesine çıkıp, suyun önemini söyleyip ovalarının kuruduğunu, hayvan yetiştirerek geçimlerini sağlayan insanların pandemiden çok çuvalı 150 TL.'yi bulan yemi, tonu 1200 TL.'yi bulan samanı düşündüğünü ve ovalarına, doğasına hayat veren suyun, Kura Nehrinin önüne konulacak olan Beşikkkaya HES ile elinden alınmak istenmesini konuştuğunu ve yeni yasakların çare değil başta zaten iyi olmayan ekonomiyi olmak üzere daha büyük virüslere neden olacağını kara kara düşündüğünü görüyordum.

Ve Ardahan'dan çıkıp, 3120 rakımlı, 40 kilo metre uzunluğunda olan Allahüekber dağlarını aşıp, önce Gümüşhane'den ayrılıp, Ardahan gibi vilayet olduktan sonra daha da küçülen Ardahan gibi beklediğini alamayan Bayburt İline değil, Kars'ın Selim ilçesine bağlı Bayburt isimli köy üzerinden merkezine ilk kez gittiğim Selim'e, oradan Kars'a geçerken içimi daha ağır bir hüzün sarıyor..

Önce anlamıyorum bu hüznün nedenini, sonra o dağ, taşı aşıp Kars'a bizi atan aracımın aradığı park yerinin halkın seçtiği, demokrasi adına yapılan sözde seçimlerde kazanan, seçilmiş insanın görevden alınıp, birçokları gibi hapse atıldığı Kars Belediyesinin yakınlarına geldiğimizi anlayınca kent valisinin vali maaşı yetmezmiş gibi belediye başkanlık maaşını da alacağı, kayyum olarak atandığı belediyenin önünden geçen caddede namaz kılıp, Allaha şükür ettiğini hatırlayınca hüznümün nedenini de anlıyorum.

Evet, hüznümün nedenini bana hatırlatan o görüntülerin yaşandığı caddeye bakıp, girmek istemeyen ayaklarımın dolaştığı Kars'ın diğer cadde ve sokaklarını gezerken burnundan soluyan ama ses çıkarmaktan korkan halkın pandemi öne sürülüp, maskelendirilen ağızları ile mırıldadığını ve asıl çözümün yeni yasaklar değil, genel bir af olduğunu belirtiyorlardı.

Ve bu affın iktidar dan yana olmayan, muhalefet ettiği için terörist ilan edilip, suçları doğru, dürüst bilinmeyenlerin de içeri atıldığı sadece hapishanedekiler için değil, vergi, sgk, trafik hatta maske takmadıkları için cezalandırılanlar ve pandemiyi de yenecek genel bir affın şart olduğunu ima ediyordular.

Bunu yapacak olanında yeri geldiğinde liderliğini orataya koyabilen hatta barış sürecini bile başlatacak kadar cesur olduğuna inandıkları Başkan Recep Tayip Erdoğan'ın olduğunu da belirtmeden edemediklerini gördüğüm Karslılar gibi bende diyorum ki; Bu ülkede bir mafya babasının değil yine halkın demokrasi denilip, önümüze getirilen sandıkla seçtikleri Erdoğan ve siyasilerin benim gibi bir çok insanın gripal bir olay olduğunu, olduğundan çok daha abartıldığını hala ısrarla belirtip, reddettiğim pandemi başta olmak üzere var olan sorunların büyük bölümüne çözüm olacak olan 18 aylık taksitli vergi afları değil, gerçek demokrasi, hak, hukuk, adalet denerek ülkeye nefes verecek, önünü açacak, ekonomiyi yeniden Başkan Erdoğan'ın dediği gibi şahlandıracak, benim dediğim gibi ise canlandıracak olan genel bir affın şart olduğudur..

Yorumlar (0)