27.05.2020, 07:25

Güç ve sermaye

Virüs,  insana yarasadan bulaştı. Yok, yarasa organizmasında önemli yer tutan virüs ondan alındı, laboratuvar çalışmasına tabi tutuldu, mutasyonu uğratıldı. Belli bir amaçla biyolojik savaş unsuru haline dönüştürülüp insanlar üzerine salındı. Bunu ABD veya ona karşı ÇİN, kendisini finanse eden müttefik olduğu güçlerle birlikte ABD ve dünyaya yaydı...

Salgının ( Pandemi) doğal yollarla yarasadan kaynaklandığını kabul etmek için günümüz gündeminin, hiç şüphesiz 'yarasalar' olması gerekirdi. Hemen bu noktada bir nefes alarak gündemde nelerin konuşulduğunu hatırlayalım. Ya da bu yazıyı okuduğumuz günün akşam haberlerini takip edelim, hem yazımızı da test etmiş olalım!
Bakalım; dünyanın her yerinde yaşayan yarasalar ve onlarla ilgili alınacak önlemler mi tartışılıyor, yoksa, evlerden ne zaman çıkılacağı, dünyanın nereye gittiği, ekonomileri kimin kontrol edeceği ve ne olacağı, iflas eden sağlık sistemlerinin nasıl kurtarılacağı, paranın nasıl bir şekil alacağı ve kime ait olacağı vb. konular mı ?

Düşünelim: Dünyayı ne zaman kendi haline bıraktılar, insanlar, hayatlarını dışardan müdahale olmaksızın ne zaman kendi istek ve arzularına göre yaşayabildiler ? Korona önlemlerine karşı 60-70 kadar ülke'de protestoların sebebi neydi ? Veya, mikrobun kaynağı yarasalar olsaydı, Çin, çiğ-pişmiş hayvanların alınıp satıldığı pazarı, salgın zirvede iken yeniden açar mıydı ? Kararımızı kendimiz verelim.

İlk paragraf "Covid 19'un", beş milyar insanın evlere kapanarak sosyal ve toplumsal hayatlarının alt üst olmasının, ekonomilerinin büyük krizlere girmesinin hikayesi.

Kanaatimizce amaç, dünya insanlığına ve devletlerine şu an olduğundan da fazla hasar vermek, insanların devletler çatısı altında sosyal ve siyasal bir sistem içinde yaşadıkları hayatı ters yüz etmek, onları kendi başına kalmış bireylere dönüştürerek sahipsiz bırakmak, yalnız kalan devlet ve insanları ihtiyaçlar içinde çaresiz bırakarak 'herşeyleri ile' teslim olmalarını sağlamaktır.

Bizde "para paradır, paranın dini, imanı olmaz" deyimi var. Paranın rengi, cinsi, cibilliyeti olmaz. Kimin elindeyse, o, tartışılmaz gücün sahibidir. Lakin şimdilerde, 'senin paran, benim param' tartışmalarının tavan yapmaya başladığı, mal ve hizmetlerde kimin parasının kullanılıp geçerli sayılacağı konulu vahşi bir rekabet yaşanıyor. Koronayı ve bağlı olarak yarasaları da bu işin süsü olarak kullanıyorlar.

Meşhur Bill Gates, Biyolojik Laboratuvarlar kuruyor, aşı ve ilaç üretimi yapıyor. İlk bakışta ilgi alanı bakımından 'ne alaka ?' diye düşünülünebilir. Ama aynı Bill Gates, Gana'daki tohum birliğini elinde tutup yönetiyor. Ekilecek şeylere ve hangi topraklara ekileceğine o karar veriyor. Bu ise, kendisinin ilgi alanı bakımından daha da alakasız sayılabilir.

Belgelere göre, Harward Üniversitesi Tıp Profesörü olan Timothy Springer; Corona'dan çok önce "Moderna" isimli şirket bünyesinde aşı çalışmaları yaptığını, koronanın aşısını bulduğunu söylüyor. Sonra bu şirketi 5 milyon Dolar'a şimdiki sahiplerine satın aldırarak, tam 2 yıl sonra şirketin değerinin 1 milyar Dolar'a ulaşmasını sağlıyor, kendisi de şirketin hisse senetlerinden satın alıyor. Benzer sayısız örnekler verebiliriz.

Para nerdeyse Rotschild ve Ailesi'nin orada olmaması düşünülemez. Ortaklarının biri de Türk olan Weller Şirketini 100 milyon Sterlin karşılığında kuruyorlar ve 1 yıl içinde şirketin değeri 1 milyar Sterlin'e ulaşıyor.
Bütün bunlar para ve sermayeyi elde tutmak için yapılan global hesaplara bir dayanak olarak gerçekleşiyor. İşte, şimdiye kadar dünyayı kasıp kavuran bu 'Kara Para İmparatorluğu' bugün bir tartışma ve rekabeti yaşıyor. Bu acımasız, vahşi rekabetin yürütülebilmesi için, anlaşılıyor ki dünya ülkelerinin, sağlık ve ekonomik bakımdan çökertilmesi gerekiyor.

'Patron kim olacak ?' ise, bunu yaşayarak göreceğiz.
Bu nedenle, Global Para ve Sermaye'yi elinde tutma adına ABD, Çin ve onun müttefiki İngiliz Para Şirketleri'ne karşı mücadele ediyor.
İlgili konuda ilerki zamanlarda daha fazla yazmak üzere...

Selam ve sevgi ile.

Yorumlar (0)