04.12.2018, 19:28

Gül mü lale sümbül mü?

Sıkıldım kötü haberlerden, olaylardan yanlışlıklardan, ihanetlerden ve yaşama yapılan tüm haksızlıklardan…
Çok eskilerde daha faklı eğitimler diyaloglar olsaydı insanların yaşamları, yaşattıkları tüm bu olumsuz yaşananların belki de çok azını zararsızını görür ve yaşardık.
Bilinçaltında genetiklikle beraber tüm yaşayan varlıkların görevlerindeki birikimler var.
Kendi ailelerinden görmeseler de dışardaki insanların duyguları eğitimleri ve yaşama kattıkları çocuklarına, torunlara kadar sürüp gidiyor.
Basit masum sanılanlarda bile bir eskiye dayanan yanlışlık var.
Düşünüyorum da her şeyin başı sonu var. Bu tüm saydıklarım her yerde her olayda dostluk sanılan ilişkilerde, arkadaşlıklarda ve yüreğin en güçlü duygusu Aşklarda var. Daha doğrusu aşk sanılan yanlış duyguda desem şuna…
Geçen gün derse gidiyorum, Metrobüsteyim…İki genç delikanlı konuşuyor biri kendinden emin yine de şikâyet ediyor;
“Kanka kıza yaranamıyorum inanmıyor onu sevdiğimi, hoşuna gidecek neler yapıyorum hala anlatamadım…” Arkadaşı da “Gül aldın mı kızlar sever...” diyor gülerek.” “Kaç kez süpriz yapıp en güzel açmamış tomurcuk Gülleri verdim eline hala diyor ki “senin niyetin başka”
“Nasıl yapacağım bilmem ki?” Diğeri kulağına eğilip fısıltıyla değişik yollar öneriyor gülüyorlar…
Kızda haklı, etraftaki tecavüzleri, sapıklıkları çirkinlikleri duyuyor, güvensizlik hat safhada.
“Kanka daha erken ısrar etme, önce kendi duygularını bir dengele” demiyor arkadaşı.
Evet bir haksızlıklar yanlış anlatmalar ve davranışlar sanırım çok eskilere dayanıyor. Devamını da torunlar sürdürüyor adetleri gelenek haline getiriyorlar. Yanlış anlamalardan anlatımlarda saf olan güzel duyguların harcanması da söz konusu ya. Nasıl anlatılır ki?
Çok kötü haberlerden daraldığım için düşüncelerimi şöyle şarkılarla anlatsam dedim. Şimdiki bazı şarkılar da duyguları allak bullak edecek şekilde sanki.
Çok eski günler geldi aklıma…Benim gençliğim…Radyo çalardı en çok da Zeki Müren dinlenirdi başka sanatçılarda tabii…
Bir şarkı vardı “Güle sorma o bilemez aşkı sevdayı neşeyi, laleye sor sümbüle sor mor menekşeye sor” diye başlıyor… Sormuştum anneme “Madem gül anlamıyor aşktan sevdadan neden hep âşık olanlar sevdiklerine gül alıp veriyor? Lale, menekşe sümbül götürmüyorlar ki?”
Annem önce sorumu düşünüp onayladı ki gülümsedi sonra da “ne o sende bir şey mi var sana kim gül getirdi…?” diye cevabı başka yöne çekti.
İşte buyurun! Bu haksızlık değil mi? Gerçi annem de haklı kendince etrafta neler oluyor, kızı gülden aşktan söz ediyor tabi aklına gelir de…Şarkıya şarkıyla cevap verseydi ya, yok o da olmaz     anne o...
Ben yanlış mı anlattım? Yo sanmıyorum. Dillerden düşmeyen bir şarkıydı bu.
Annemin içini rahatlatmak için çok dinlenen şarkıyı mırıldandım. Daha ortaokul yıllarımda duyduğum çok dinlenen şarkıların manası ve insanların duygularını takip edip küçük hikayeler yazardım. Hemen yazdığım hikâyeyi okumuştum canım Annem rahatlamıştı. Bir şey diyemedi cevap olarak bahçemizi gösterdi koca gülleri ve güllerin etrafındaki diğer çiçekleri hepsini de babam dikmişti. Ben cevabımı almıştım.
Demek ki Gülün aşktan anlaması için diğer çiçekler etrafını sarıyordu… Her çiçeğin farklı duygularının olacağını yaşamı kokuları renkleriyle tamamladıklarını ve olumlu dengelediklerini söylediğimde gözlerimden öpmüştü annem bir şey demeden.
Gelelim hala aşıkların gündemin de olan Gül’e…
Gül sevdayı etrafında topluyorsa, neden sevdalısına gülü yerinden söküp götürüyor aşıklar? Gülün vaktinden önce yaşamına kıyıyorlar?
“Beni anlamadı bana ihanet etti, bana haksızlık yaptı…” diye içlerindekileri tüm olumsuz duyguları, sözle bırakmayıp kötü duygulara yenilerek sevdiğim dediği kişiye döverek daha ileri gidip canına kıyacak kadar büyük zarar veriyorlar ki? Aşk ve aşkın kokusunu yayan Gülün yapraklarını vakitsiz dökmesinin sebebi kesin bu!
O muhteşem dalından daha tomurcuk açmamış Gül vakitsiz koparıldığında Gül’e haksızlık olmuyor muydu?
Tabi ki arada koparılmayan yediveren güller gibi can bulanlar da yok değil, onlara haksızlık yapmayalım. Ahh eski şarkılar! Ne diyordu Zeki Müren?
“Neşeli ol kara gözlüm şirin sözlüm, daima sev şarkı söyle…”
Eskimeyen sevgiler dillerden düşmeyen şarkılar…Aşka, sevgiye, insana kıymet vermeyi bilmemenin sonucu…
Dalından koparılan Güllerin yaprakları gibi yere düşüp soluyorlar… Gülleri dalından koparmayıp,
İçimizdeki gerçek Sevgiye İnsanca sahip çıkalım.
Sevgilerimle...
 

Yorumlar (0)