Kızıl Elma

Kızıl Elma
Bu diyalog Zeytin Dalı Harekatı’nın ikinci gününde Afrin’e gitmekte olan bir askerimiz ve bir muhabir arasında geçti. Askerimizin verdiği cevap aslında bizlere çok şey anlatıyordu fakat önce ‘Kızıl Elma’ nedir onu açıklayayım.

-İstikamet neresi?
+Kızıl Elma!
Bu diyalog Zeytin Dalı Harekatı’nın ikinci gününde Afrin’e gitmekte olan bir askerimiz ve bir muhabir arasında geçti. Askerimizin verdiği cevap aslında bizlere çok şey anlatıyordu fakat önce ‘Kızıl Elma’ nedir onu açıklayayım.
‘Kızıl Elma’ Türk milletinin hedeflerini, ideallerini temsil eden bir kavramdır. Kızıl Elma somut ve belirli bir şey veya bir yer değildir daha ziyade soyut bir ideali temsil eder. Her dönemin şartları ve gerçekleri o dönemin Kızıl Elma’sını yeniden tanımlar ve anlamlandır. O dönem için tanımlanmış olan Kızıl Elma’ya varıldığında, Kızıl Elma elde edilmiş olmaz; o noktadan daha ileri bir noktada yeni bir Kızıl Elma tanımlanır ve millet bu sefer de ona erişmek için çalışmaya çabalamaya başlar. Günümüzde bazı siyasi gruplar bu kavramı tekellerine almış olsalar da aslında bu kavram tüm millete ait olan ve elde etmek için topyekûn milletin çaba harcaması gereken bir kavramdır. Kızıl Elma; milletin bilimde, sanatta, eğitimde, insan haklarında kısacası hayatın her alanında yükselmesi ve ilerlemesi manasına gelir yani Kızıl Elma yalnızca belli siyasi topluluklara ait olan bir kavram değil Ulu Önder ATATÜRK’ün “Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü benimsemiş her bireye ait olan bir kavramdır.
Zeytin Dalı Harekatı Türkiye Cumhuriyeti’nin tamamen uluslararası hukuk kurallarından doğan hakları çerçevesinde yapmış olduğu bir harekattır. (Genelkurmay Başkanlığı’nın 21 Ocak tarihinde yaptığı basın açıklamasında dayanak alınan uluslararası hukuk maddeleri beyan edilmiştir.) Harekatın amacı güney sınırımızda bulunan ve ulusal güvenliğimizi apaçık tehdit eden terörist unsurların bölgeden arındırılmasıdır yani harekat en temelde meşru müdafaadır. 
Aslında bu harekat uzun bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Suriye İç Savaşı’nın başından beri hükümetin izlediği bir takım hatalı politikalar ve ABD’nin PKK ile apaçık bağlantısı olan terörist gruplara bitmek bilmez yardımları bizi bu noktaya getiren en temel iki sebeptir. Günümüzde sorunların çözümü adına askeri müdahale son çare olmalıdır zira Atatürk’ün de dediği gibi “Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş cinayettir.” Ve Afrin konusunda askeri müdahale kaçınılmaz hale gelmişti. Çünkü tüm ısrarlarımıza rağmen terörist unsurlara yardım ediliyordu, bugün onlara IŞİD’e karşı savaşsınlar diye verilen silahların namluları yarın bizlere çevrilecekti ve Devlet bunu göre göre bu duruma müsaade edemezdi zira devletlerin en temel görevleri vatandaşlarının canlarını korumaktır. ABD bölge konjonktürünün farkında, tüm muhalefetimize rağmen PKK bağlantılı terörist gruplara yardıma devam etmesinin sebebi ise ‘böl ve yönet’ politikası. 
1979 yılında SSCB Afganistan’ı işgal ettiğinde, bölge halkı düzensiz ve örgütsüz bir direniş başlatmıştı. Bu direniş arzusunu gören ABD radikal İslamcı-cihatçı gruplara silah ve para yardımı yaparak bu direnişi örgütlemek istedi. Zira bölgede etkisini artıran SSCB’nin önüne geçmesi gerekiyordu. İşte bu destekler ve emperyal arzular, 11 Eylül 2001’de ABD’nin kalbini vuran El-Kaide’yi doğurdu. Yani El-Kaide doğrudan ABD eliyle kurulmuş bir terör örgütüdür. Sonrasında Afganistan’ın durumu malum, hala parçalanmış haldeler.
Suriye’de de PKK bağlantılı terörist gruplar aracılığıyla yapılmak istenen budur; bölgedeki güç dengelerini değiştirmek ve ABD’nin bölgede son yıllarda azalan nüfuzunu yeniden kazanma arzusu. 
Harekatla beraber savaşı lanetliyoruz naraları atanlar, kimi grupları kardeş ilan edenler acaba aynı hassasiyeti neden Filistin konusunda göstermediler veya ABD binlerce kilometre uzaktan bölgede masum insanlara zarar verirken neredeydiler? 
Gelelim askerimizin ‘Kızıl Elma’ cevabına; bu harekatta Devletin Kızıl Elması, sınırın terörist örgütlerden tamamen arındırılması, bölgenin Suriye halkı için güvenli hale getirilmesi ve ABD’nin bölgedeki faaliyetlerinin kırılmasıdır. Şam’da Cuma namazı kılmayı hayal edenleri biraz gerçekçiliğe davet ediyorum; zira Kızıl Elma’yı Şam zannedenler de olacaktır. Kızıl Elma somut bir şey bir toprak parçası değil; ulusun büsbütün yükselmesidir.
“Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.