Meral Akşener: 'Amirallerin rütbeleri sökülsün mü, sökülmesin mi?” polemiği, çaresiz gençlerimize iş bulmuyor'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Parti grup toplantısında konuştu Konuşmasında iktidara sert yüklenen Akşener, 'Montrö bildirisi' tartışmasına da değinerek, 'Öfke krizlerine girerek işleyeceği, yeni bir malzeme çıktı. Yine esnafın derdi konuşulmadı.  Yine çiftçinin çilesi konuşulmadı. Yine işsizlerin dramı konuşulmadı. Yine aşı sırası bekleyen insanlarımız, tavan yapan vaka sayıları konuşulmadı. Yine milletimiz kaybetti, yine Türkiye kaybetti' diyerek tepki gösterdi.

Gündem 07.04.2021, 11:28 07.04.2021, 12:14
Meral Akşener: 'Amirallerin rütbeleri sökülsün mü, sökülmesin mi?” polemiği, çaresiz gençlerimize iş bulmuyor'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Parti Grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

Akşener'in konuşmasından satır başlıkları şöyle:

'Yine işsizlerin dramı konuşulmadı'

"Son dönemde, bir modadır aldı başını gidiyor: “Gece vakti ortalığı karıştırma modası.” İstifa eden bakan mı dersiniz,  görevden alınan bürokrat, fesih edilen uluslararası anlaşmalar mı dersiniz, durdurabilene aşk olsun. Gece uykusu kaçan, “acaba ne yapsam da, ortalığı nasıl karıştırsam.” diye iş başına geçiyor. Bedelini ödemek de, her defasında maalesef milletimize düşüyor. Nitekim, bu modanın son örneği olarak, Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gecenin bir yarısı,  104 emekli amiral, bir bildiri paylaştılar. Sonuçta ne oldu? İktidar, darbe edebiyatıyla, 4 gün daha milletin dertlerini konuşmaktan kurtuldu. Salı günleri, partisinin Meclis grubunda, konuşacak konu bulmakta zorlanan küçük ortağa, Öfke krizlerine girerek işleyeceği, yeni bir malzeme çıktı. Yine esnafın derdi konuşulmadı.  Yine çiftçinin çilesi konuşulmadı. Yine işsizlerin dramı konuşulmadı. Yine aşı sırası bekleyen insanlarımız, tavan yapan vaka sayıları konuşulmadı. Yine milletimiz kaybetti, yine Türkiye kaybetti."

'Türkiye'yi zalim bir zihniyet yönetiyor'

"Türkiye’yi maalesef, her itiraz edeni, hainlikle, teröristlikle, darbecilikle suçlayıp,  Buradan siyaset devşirmeye çalışmayı, alışkanlık haline getirmiş bir zihniyet yönetiyor. Bu çarpık zihniyet;  işler istediği gibi gitmeyince, Anayasa Mahkemesi’ni kapatmaya yeltenecek kadar şımarık, koltuğu tehlikeye girince, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini tartışmaya açacak kadar şuursuz, iktidarını korumak için, milletini birbirine düşürmeye kalkışacak kadar da, zalim bir zihniyet. Dolayısıyla, Türkiye’yi ve Türk Milleti’ni düşünen herkesin, bu durumun bilinci ve sorumluluğuyla hareket etmesi gerekir."


'Gece yarısı bildirisiyle yapanlar karşılarında önce bizi bulur'

"Türkiye’nin bunca sorunu varken, iktidar kendi ikbalinin hesabına düşüp, milletimize sırtını dönmüşken, milletimiz, siyasetçilerden sorunlarına çözüm üretmesini açıkça talep ediyorken, kimsenin çıkıp da, iktidarın değirmenine su taşımasına,  Milletinden tamamen kopmuş, bitik siyasetine, can suyu vermesine müsaade edemeyiz. Etmeyeceğiz. Kimse kusura bakmasın. Bu işler böyle yapılmaz. Ülkeye dair endişeleri, kaygıları olanlar, bireysel olarak her platformda, veya bir sivil toplum kuruluşunun şemsiyesi altında,  görüş ve önerilerini elbette açıklayabilirler. Ancak, bunu, gizemli gece yarısı bildirileriyle yapamazlar. Yapanlar da karşılarında önce bizi bulur. Çünkü biz; “Söz de, karar da milletindir.” diyenleriz. Hak yolunda, hakikat yolunda yılmadan yürüyenleriz. Dün 28 Şubat karanlığında da bu böyleydi,  27 Nisan gecesi de bu böyleydi,  bugün de bu böyle. Vesayetin, üniformalısına da, cübbelisine de, lacivert takımlısına da her zaman karşı durduk,  durmaya da devam edeceğiz. Çünkü biz, hürriyetin ve istikbalin partisiyiz. Çünkü biz, milletin partisiyiz!"

'Böyle devlet yönetilmez'

"Herkesin, bir şeyi artık çok iyi anlaması lazım: “Darbe olur mu, olmaz mı?” tartışması, bebek mamasını askıdan indirmiyor. “Amirallerin rütbeleri sökülsün mü, sökülmesin mi?” polemiği, çaresiz gençlerimize iş bulmuyor. Yanlışlara itiraz eden herkesi, hain ilan eden bu çarpık zihniyet, tencereleri kaynatmıyor."

"Sayın Erdoğan; Böyle devlet yönetilmez. Anlamsız polemiklerle uğraşacağına, git Hakkari’ye, Piraye’yi dinle. Mağdur edebiyatından, siyaset devşirmeye çalışacağına, “Bugün, yarın, dükkanı kapatacağım.” diyen Hasan’ı dinle. Koltuğun için her türlü dolambaçlı yolu deneyeceğine, kelle koltukta görev yapan korucu kardeşlerimi, iki yumruk arasına sıkıştırılmış, çaresiz vatandaşlarımızı dinle. Dinle de, milletimizin gerçeklerini anla. Anla ki, empati yoksunu, gerçeklikten kopuk hamasi konuşmalar yerine, Milletin derdini çözecek işler yap. Millet seni oraya, sarayda sefa sür diye oturtmadı. Allah aşkına bir kez olsun, eşin dostun yandaşın yerine,  milletimize bir faydan dokunsun. Yazıktır, günahtır."


'Milletimizin sesi yükseldikçe, iktidar daha çok korkuyor'

"Dava arkadaşlarım; Milletimiz, geçim derdinde kıvranırken, bunlar 4 gündür hala,  “darbe mi değil mi?”, “darbeci mi, değil mi?” bunu konuşturuyorlar. Buna sebep olanları da, bunu fırsat bilenleri de kınıyorum. Aziz milletimizin çaresizliğini perdeleyen her sözü, her tavrı reddediyorum. Kim ne yazarsa yazsın, kim neyi konuşursa konuşsun, Biz, Hakkarili babaların feryadını konuşacağız. İnternet imkanı olmadığı için, derslere katılamayan evlatlarımızın çaresizliğini konuşacağız. “Meral Hanım, şu saat olmuş, akşam ne pişirebileceğimi bilmiyorum.” diyen annenin,  hüznünü konuşacağız. Sabah 8’de açtığı dükkanında, öğleden sonra saat 4 olduğu halde,  hala siftah yapamamış esnafımızın, durumunu konuşacağız. İnsanlarımız iş yerlerini kapatmak zorunda bırakılırken,  utanmadan yapılan şarkılı türkülü lebalep kongreleri konuşacağız. 50 bine vurmuş günlük vaka sayılarını,  ülkemizi dünyada birinci yapan beceriksiz yönetim anlayışını konuşacağız. Yılan hikayesine döndürülen aşı tedariğini, aşı sırası bekleyen insanlarımızı konuşacağız. Onlar neyi istiyorlarsa onu konuşsunlar, biz inatla bunları konuşacağız. Çünkü biz bunları konuştukça, milletimizin sesi daha gür çıkıyor. Milletimiz sesi yükseldikçe, iktidar daha çok korkuyor. Biz o kirli yüzlerine ayna tuttukça, muhteremler de milletin, memleketin gerçeğiyle yüzleşiyor."

'Sayın Erdoğan'ı uyarmak zorundayım'

"Sayın Erdoğan’ı uyarmak zorundayım. Sakın ola, çok ciddi bir öfke kontrol problemi olan, küçük ortağının dolduruşuna gelip, bildiriyi yazanlara, abuk sabuk cezalar verdirmeye kalkma. Sorumsuzluktan darbecilik devşirmeye çalışıp da, ülkeye daha fazla zarar verme. Sağduyuyla yürüttüğün süreci, böyle şaibeli bir yola sokup da,  memleketi daha fazla huzursuz etme."

Çin Büyükelçisi'nin twitine tepki

"Dava arkadaşlarım; Dün, küçük ortağın haftalık öfke nöbetinin hemen sonrasında, çok enteresan bir şey oldu. Çin Büyükelçiliği, Twitter’dan, beni ve Sayın Mansur Yavaş’ı tehdit etti. Çin Merkez Komitesi Türkiye Komiseri,  fahri Çinli, Cinping Perinçek’in gayretleri yetmemiş olacak,  bizzat Çin Devleti’nin kendisi, devreye girmiş. Neden? Çünkü bir süredir, iktidar ve küçük ortağını, Perinçek ve Çin’in esaretinden kurtararak,  Uygur kardeşlerimiz için adım atmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü, Türkistan’da yaşanan insanlık dramına susmadık, susmayacağız. Sosyal medyadan bir paylaşım yapmışlar. Demişler ki; “Çin tarafı, herhangi bir kişi veya gücün, o güç biz oluyoruz,  Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne, herhangi bir şekilde meydan okumasına,  kararlılıkla karşı çıkmakta ve bunu şiddetle kınamaktadır.  Çin tarafı, haklı karşılık verme hakkını saklı tutmaktadır.” Bak sen hele…"

'Uygur soykırımını durdurun'

"Perinçek’in patronu da, aynı küçük ortak gibi, çok kızmış. Perinçek’le iş tutanların hepsi, aynı durumda demek ki… Öncelikle belirtmek isterim ki; Bizim, herhangi bir ülkenin egemenliğiyle ilgili bir sorunumuz yok. Ama bizim, Çin’in, egemenlik adı altında, Uygur kardeşlerimize yaptığı zulümle ilgili, çok büyük bir sorunumuz var.  Biz, “insan hakları diyoruz, adalet.” diyoruz. Biz, “Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk’ün, namusuna uzanan,  mabedine değen o eli çekin.” diyoruz. Biz, “Uygur Soykırımını Durdurun!” diyoruz. Bu kadar basit. Biz, bu meseleyi, sadece soydaşlarımız olduğu için değil,  aynı zamanda, bir insanlık sorunu olduğu için önemsiyoruz."

"O nedenle bu kürsü, Doğu Türkistanlı bir evladımızın,  tüm dünyaya gerçeği haykırabildiği tek kürsüdür. Bu kürsü, hakkın, hakikatin gür bir sesle dillendirildiği kürsüdür. Bu kürsü, Milletin Kürsüsü’dür! Bizi saraydaki muhataplarınızla karıştırmayın. Bu tehditler bize sökmez. Biz bu mücadeleyi, bugün Türkiye’de bu kürsüden veririz, Yarın, gün gelip de iktidar olduğumuzda, uluslararası toplumu karşınıza diker, öyle veririz. Ama bu mücadeleden asla vazgeçmeyiz. Ve o pis elinizi, Uygur’un sinesinden çekene kadar da, mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bunu böyle bilesiniz."


'İktidara geldiğimizde mevsimlik tarım işçilerimizi de unutmayacağız'

"Kardeşlerim, size buradan söz veriyorum:  İYİ Parti olarak, iktidara geldiğimizde mevsimlik tarım işçilerimizi de unutmayacağız.  Bütün sorunlarınızla, birer birer ilgileneceğiz. Çavuşlar ve dayıbaşları dahil olmak üzere,  mevsimlik tarım işçilerini, sigorta kapsamına alacağız.   5 yıl boyunca sigorta primlerinizi biz ödeyeceğiz. Geçmiş çalışmalarınızı belgelemeniz halinde, geriye doğru borçlanma imkânı sağlayacağız. Borçlanma süreleriniz kadar, faizsiz olarak vadelendireceğiz. Kırsal hizmetler kapsamında, mobil ve sabit, konteyner barınma istasyonları kuracağız.  Bu istasyonları, istenirse belli sürelerle, aynı ailelere tahsis edeceğiz. Her haneye mutlaka temiz içme suyu sağlayacağız. Elektrik enerjinizi, imkân varsa, mobil yenilenebilir enerji istasyonları üzerinden, İmkan yoksa, ortak elektrik şebekesi üzerinden sağlayacağız. İlkokul ve okul öncesi için, mobil okullar açacağız.  Ortaokul ve lise eğitimi için, taşımalı eğitim imkânı sağlayacağız. Her konteyner istasyonu için,  geçici “Aile Planlaması” ve “Sağlık istasyonları” açacağız.   Ev Ekonomisi eğitimleri vereceğiz. Gezici sinema, kütüphane ve kültür evleri hizmetleri sağlayacağız. Çalışma yerlerine gidiş gelişleriniz ve uzun yol seyahatleriniz için,  TARSİM üzerinden, tarımsal risk ve kaza sigortanızı yapacağız. Kısacası sizleri, sefaletin ve yoksunluğun boyunduruğundan kurtaracağız. Kendinizi yalnız ve çaresiz hissetmenize engel olacağız.  Kazançlarınızı, aile başına en az, “asgari ücret düzeyine” çıkaracağız.   Eksik kalan günleriniz olursa,  Tarım Bakanlığı’ndaki benzer işlerde tamamlama imkânı sağlayacağız.  Kısacası, soframıza getirdiğiniz gıdalar için sizlerden helallik alacağız.  İYİ Parti iktidarında kimseyi sahipsiz, aç ve açıkta bırakmayacağız. Bundan emin olun."

'Böyle çiftçi desteklenmez'

"Dava arkadaşlarım; Meclise bir torba yasa getirdiler. İçine, çiftçilerimizin Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları için de, bir madde eklemişler. Eklemişler eklemesine ama, tam bir kurnaz tilki hikâyesi.  “Borç yapılandırıyoruz.” diye ambalajlıyorlar ama,  faizi de yüzde 11’den, yüzde 18’e çıkarıyorlar. Ayrıca nedense torbada, bankalara olan borçlar yok. Bankalara olan takipteki 5,5 milyarlık borç ne olacak?  Bankalar, traktörlere, ineklere, tarlalara el koymaya devam mı edecek? Böyle çiftçi desteklenmez. Çiftçimiz bu borçları ödeyemez.  Bu kafayla gidilirse, ya ürün azalır, ya da üretimden çıkmak zorunda kalır. Her iki durum da, Türkiye açısından felaket olur. Buradan çiftçilerimize seslenmek istiyorum;


'İktidara geldiğimizde ilk iş olarak...'

"İYİ Parti olarak, ilk önce Meclis’te, bankaların takibindeki çiftçi borçlarının da,  torba yasaya dahil edilmesi için mücadele edeceğiz. Bundan emin olabilirsiniz. İlk sandıkta milletimiz yetkiyi bize verdiğinde ise, İlk iş olarak, çiftçilerin banka ve kredi kuruluşlarında takibe düşen borçlarını,  ilk aldıkları koşullar içinde, sübvansiyon haklarını kaybetmeden tasfiye edeceğiz.  Faizlerini, dosya ve takip giderlerini sileceğiz.  İlk şartları ne ise, o şartlarla bir yıl ödemesiz, ertesi yıl faiz ödemeli,  5 yıl eşit taksitler halinde tahsil edeceğiz.  Tek şartımız olacak;  o da bu süre zarfında üretime devam etmek.  Çiftçilerimizin sadece takipteki borçlarının değil,  yaklaşık 35 milyar liralık, işletme sermayesi borçlarının da tasfiyesini,  kısa vadede gerçekleştireceğiz. Bunun için, “Türkiye Tarımsal Ürünler Düzenleme Kurulu” üzerinden üstleneceğimiz,  “dengeleyici piyasa aktörlüğü” rolümüzü,  tercihen borçlu çiftçilerden ürün alarak yerine getireceğiz.  Böylelikle çiftçilerimizin, kısa vadeli borçlarını,  5 ila 7 yıl içerisinde, sürdürülebilir bir seviyeye çekmelerini sağlayacağız."

'Fakirleşiyoruz'

"Aziz milletim; Türkiye’nin aşılamayacak sorunu yok. Liyakatli kadrolar ve akılcı bir yönetimle, Türkiye’nin üstesinden gelinemeyecek sorunu yok. Yeter ki devlet, ciddiyetle yönetilsin. Yeter ki devleti yönetenler, önce millet, önce memleket diyebilsin. Bu iktidar, kendilerini her makama getiren milletini unuttu. Unutmakla kalmadı, sadece kendi ikballerini sağlama almak için,  bir de ucube sistem icat etti. Ve bu ucube sistemin Türkiye’yi 3 yılda getirdiği yer ortada… Gelişmiş ülkelerde yüzde biri bulmayan,  gelişmekte olan ülkelerde ise, yüzde 4’lerdeki enflasyon,  Türkiye’de yüzde 16. Gelişmiş bazı ülkelerde faizler ekside, en yükseği yüzde 1, yüzde 1 buçuk. Türkiye’deyse faizler yüzde 19 oldu… Paramız pula döndü. İşsizlik rakamları ortada. Tarımdan sanayiye, her sektörde üretim düşmeye devam ediyor. Yani millet olarak gelirimiz azalıyor. Fakirleşiyoruz. İşsiz kalıyoruz. Gençlerimizin hayalleri, yarınları çalınıyor. Bu düzen böyle gitmez. Bu düzen böyle gitmiyor. Gittiğimiz her yerde kulaklarımızla duyuyoruz, Millet Bizi Çağırıyor! O kutlu çağrıyı duyuyoruz, ve büyüyerek iktidara yürüyoruz."

'Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi inşa edeceğiz'

"İYİ Parti iktidarında; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi inşa edeceğiz. Demokrasi işleyecek, hukuk işleyecek. Bunlar olunca yatırım gelecek. Her işi ehline verip, Türkiye’nin potansiyelini yeniden harekete geçireceğiz. Yapamazsınız diyenlere, “Kaynak nerede?” diye söylenenlere, tek cevabım var; YAPACAĞIZ. Biz yapacağız, siz de kıskançlıkla izleyeceksiniz. Kurduğunuz bezirgan saltanatına nasıl son verdiğimizi, Milletin parasının nasıl millete harcandığını, Yokluğa mahkum ettiğiniz bu aziz milleti, Nasıl zengin, mutlu ve huzurlu kıldığımızı izleyeceksiniz."

Yorumlar (0)