Son dakika... Bakan Koca'dan açıklama

Son dakika... Bakan Koca'dan açıklama
Bilim Kurulu toplantısının ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan açıklama: "Koronavirüsle mücadelemizde her yeni gün daha iyiyiz, daha ilerideyiz. Yeni hasta sayımız azalıyor. Hiçbir iyimser cümle ve umut sizi rehavete sürüklemesin. Kimse 'bana bir şey olmaz' deme gücüne sahip değil. Hayatını kaybedenlerin yüzde 8'i, 65 yaş altı ve sağlık problemi olmayan kişiler" şeklinde konuştu.

Bakan Koca'nın konuşmasından öne çıkanlar:

Bize bu mücadelede gerekli olan gerçeğin kendisidir. Güven yoksa böylesine büyük bir salgının üzerinden gelinemez. Bilmenizi istiyorum ki, İlaç bakımından bugünkü gibi imkanlarımız olsa fakat güven eksik olsa bu noktaya gelemezdik. Mücadelenin görünmeyen kahramanları güven duyanlardır. Sağlık çalışanlarına ve bize güvenmeseydiniz ısrar ettiğimiz tavsiyelere itibar etmezdiniz.

Bugün, hastalığın bazı aşamaları konusunda önemli bilgiler vereceğim. Ölüm oranları ile ilgili bazı karşılaştırmalar yapacağım. Koronavirüsle mücadelemizde her yeni gün daha iyiyiz, daha ilerideyiz. Yeni hasta sayımız azalıyor. Hiçbir iyimser cümle ve umut sizi rehavete sürüklemesin.

"BUGÜN 117 HASTA HAYATINI KAYBETTİ"
Bugün toplam 37.535 test yapıldı 3.083 vaka tespit edildi, 117 hasta hayatını kaybetti.

YOĞUN BAKIM DOLULUK ORANI PANDEMİ ÖNCESİNDEN BİLE DÜŞÜK
Salgın başlar başlamaz tedavileri daha sonra yapılması mümkün olan hastalarımızın tedavilerini o dönem ertelemiştik. Bu sayede hastanelerimizde ciddi rahatlık sağlayarak pandemiye hazırlık yapmıştık. Biz bu dönemde yatak doluluk oranlarımızı yüzde 70'lerden yüzde 30'lara çektik.

Yüzde 80'lere yakın seyreden yoğun bakım yatak doluluk oranlarımızı da şu an yüzde 60'lara indirmiş durumdayız. Pandemiye rağmen gerek servis, gerek yoğun bakım odalarımız pandemiden önceden bile dolu değildir.

Avrupa ülkelerinin, Amerika'nın karşılaştığı dramatik sahneleri yaşamamışsak sebebi açıktır. Türkiye'de hiçbir sonuç arka planı bilen için sürpriz değildir. Dünyanın pek çok ülkelerinde hastaların stadyumlarda, AVM'lerde tedavi edilmeye çalışıldığını gördük.

Bu dönemde yatak sayımız OECD ortalamasının neredeyse yarısına yakın olmasına rağmen halen yüzde 30 dolulukla hizmeti sürdürüyoruz. Avrupa'daki yoğun bakım yatak doluluğu ile Türkiye'yi karşılaştırmak ise ilginç bir sonuç ortaya koymaktadır. Ülkemiz çok iyi durumda. Yani Türkiye'de her üç yataktan, servis yatağından bahsediyorum, sadece bir tanesi dolu, iki tanesi boştur. Biz huzurevlerinde olan hastalarımızı pozitif olan dışında temaslı olan vatandaşımızı da hastane ortamına alarak tedavi ediyoruz.

Türkiye'de vakaların pinomaniye dönüşüm oranı her geçen gün azaldı. Yüzde 60'dan yüzde 12'ye kadar vakaların zatürreye dönüşüm oranı düştü. Burada kritik durum zatürre oranı ne kadar düşürülürse ölüm oranı o derece azalmaktadır. Yoğun bakımda entübe edilen hasta sayısı o oranda azalmaktadır.

Çin'e benzer bir seyir izliyoruz
Türkiye'nin yüzde 2.3 ile en düşük ölüm oranına sahip olan ülkelerden biri olduğunu görüyoruz. Bu bizim hastalığı belirtiler ilerlemeden kontrol altına aldığımızı kanıtlamaktadır. Bizim Çin'e benzer bir seyir izlediğimiz görülmektedir. Ölüm oranlarının stabilleştiği bir tabloyu çok net görüyoruz. İlk 1-2 hafta içinde bizde de yükselişi görüyorsunuz, tedaviyi devreye soktuğumuzda ölüm oranlarının nasıl azaldığını gösteren bir tablo var önümüzde."

ZATÜRREYE DÖNÜŞÜM ORANI DÜŞTÜ
Türkiye'de vakaların pinomaniye dönüşüm oranı her geçen gün azaldı. Yüzde 60'dan yüzde 12'ye kadar vakaların zatüreeye dönüşüm olanı düştü.Burada kritik durum zatüre oranı ne kadar düşürülürse ölüm oranı o derece azalmaktadır. Yoğun bakımda entübe edilen hasta sayısı o oranda azalmaktadır.

EN DÜŞÜK ÖLÜM ORANINA SAHİP ÜLKELERDEN BİRİYİZ
Türkiye'nin yüzde 2-3 ile en düşük ölüm oranına sahip olan ülkelerden biri olduğunu görüyoruz. Bu bizim hastalığı belirtiler ilerllemeden kontrol altına aldığımızı kanıtlamaktadır. Bizim Çin'e benzer bir seyir izlediğimiz görülmektedir. Ölüm oranlarının stabilleştiğini bir tabloyu çok net görüyoruz. İlk 1-2 hafta içinde bizde de yükselişi görüyorsunuz, tedaviyi devreye soktuğumuzda ölüm oranlarının nasıl azaldığını gösteren bir tablo var önümüzde.

Almanya baştan düşük seyrederken giderek son dönemlerde dünya ortalamasına paralel nasıl seyrettiğini görmüş oluyorsunuz. İtalya'da ise dünya ortalamasını yükselten dramatik bir artışa sahip. Sağlık altyapısı çöktüğü ve yaşlı nüfusu yüksek olduğu için dünya ortalamasını yükselttiğini görüyoruz. İspanya da dünya ortalamasını yükselten ölüm oranına sahip.

ABD dünya ortalamasının aniden üstüne çıkıp, sonra ortalamanın altına düştü ve tekrar yeniden bir yükseliş içinde olduğunu görmüş oluyoruz.

Burada özellikle ölüm oranlarını ve Türkiye'deki ölüm oranlarının haftalar içinde nasıl bir seyir içinde olduğunu görmüş olduk.  Gündeme çok getirilen yoğun bakımlardaki vefat oranlarımızdan bahsetmek istiyorum.

Erken teşhis ve tedavideki başarımız sayesinde her geçen gün vefat oranlarının düştüğünü görüyorsunuz. Yoğun bakımdaki hasta sayımızda son günlerde düşüş olmaktadır. Bu derecede hazırlıklı olmasaydık çok ciddi vefat oranları olurdu. Bugünkü tablomuz Avrupa ve ABD'dekinden pek farklı olmazdı.

YÜZDE 8'İ 60 YAŞ ALTI VE HASTALIĞI OLMAYANLAR
Halen dünyada entübe edilen vakaların yüzde 50 oranında kaybedildiğini özellikle söylemek istiyorum. Bu salgında kimse 'bana bir şey olmaz' deme gücüne sahip değildir. Hayatını kaybedenlerin yüzde 8'i 60 yaşından küçük ve başka hastalığı bulunmayan kişilerdir. Koronavirüs bu sağlıklı bünyeleri de yenmiştir. Dolayısıyla tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.

NORMALLEŞME TEDBİRLERİ SIKI UYGULAMAMIZA BAĞLIDIR
Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi kademeli bir şekilde normalleşmemiz kurallara uyarak hareket etmemiz sayesinde olacaktır.  Hareketlilik haritalarımıza dayanarak hazırladığımız simülasyona göre strateji belirliyoruz.

Kurallara uymamız ve bilinçli hareket etmemiz ölçüsünde normalleşme takvimi gecikmeyecektir. Bayram ve sonrasında kademeli olarak normalleşme sürecine geçebilmemiz ilan edilen tedbirleri sıkı uygulamamıza bağlıdır.

Her gün virüsü ve hastalığı daha iyi tanımalı, mücadelede bilinç kazanmalıyız. Hastalığın nasıl seyrettiğini, en ağır tabloları bile az çok öğrenmeliyiz. İzolasyondan, sosyal mesafe kuralından taviz vermemeliyiz. Sokağa çıkma yasağını harfiyen uygulamalıyız, bu yasak değil fırsattır. Salgının bu noktadan sonra özellikle nasıl seyredeceği tedbirlerimize sıkı sıkıya bağlı olmamızla mümkün olacaktır.

Cuma günü Ramazan başlıyor. Ramazan kendine has canlılığı ve sosyal yaşantıları beraberinde getirir.  Bir karara uyma veya onu bozma sınavı olmasıdır. Şu günlerde tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey budur. Oruç tutanlar açısından Ramazan günlerinin önerdiğimiz tedbirlere çok daha sıkı bir şekilde önerilerimize uyacağını umuyorum. Kalabalık iftarları, sosyal iftarları, Ramazan sohbetlerini lütfen gelecek yıla erteleyelim. Bu rahmet ayı hastalıklarla sonuçlanmasın. Hepinize sağlık dolu günler ve hayırlı bir Ramazan diliyorum.

YENİ DALGA OLABİLİR Mİ?
Ramazan'ın kendine has hareketliliğini fırsata çevirerek bu dönemi özellikle kurallara uyma noktasında gayret içinde geçirelim diye söylüyoruz. Bu çerçevede olmaya devam ederse yeni bir dalgayı beklemiyoruz. Yeni dalga tedbirlere uymamızla doğru orantılı bir durum. Bazı illerimizin yer yer daha riskli olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki dönemde bazı illerimizle ilgili farklı uygulamalar içinde olabiliriz. O illerdeki vaka sayısının dağılımı ile doğru orantılı yapacaklarımızı belirlemiş olabiliriz.

AŞI ÇALIŞMALARI 
Türkiye'deki aşı çalışmaları şu an 6 merkezde devam ediyor. 3 merkezimizde virüsün izolasyonu sağlandı. Bu noktadaki gelişmeler oldukça da zaten bilgilendirmiş olacağız. Dünyadaki gelişmeler, bu anlamda insanlara uygulanma noktasında yol aldığını söyleyen İngiltere oldu. Bugün İngiltere Sağlık Bakanı ile görüştüm. Hem İngiltere'deki genel durumu, bilgi paylaşımı, tecrübeleri aktarma durumu, tedavideki yaklaşımımızı konuştuk. Özellikle bu dönemde birtakım koroyucu ekipmanla ilgili talepleri olmuştu. Biz zaten dün o konuyla ilgili izni vermiştik. O anlamda da Türkiye, İngiltere'ye ikinci kez yardım etme noktasında adım atmış oldu. Bundan sonraki süreçte de hem İngiltere'nin hem bizim bilim insanlarımızın karşılıklı bilgi alışverişi, tecrübe paylaşımı içinde yaklaşımları olacak. Aşı ile ilgili konuyu sorduğumuzda, yarın için uygulanacağını ama bu aşının hemen genel anlamda, her şey iyi giderse ne zaman kullanılacağını sorduğumuzda Eylül'den önce kullanımının sözkonusu olmadığını ifade ettiler.

MUTASYONLARIN VARLIĞI SÖZ KONUSU ANCAK ENDİŞE EDECEK BİR DURUM DEĞİL
Özellikle mutasyonla ilgili yapılan birçok çalışmalar var. Türkiye'de de benzer şekilde virüsün izole edildiğini söylemiştim. Farklı mutasyonların farklı bölgelerde olduğunu biliyoruz. Şu an bizim bildiğimiz bilgi bu mutasyonun virülansını ve bulaşıcılığını şu an çok etkilemediği şeklinde. Önümüzdeki günler bu konuda daha detaylı çalışmalar önümüze gelmiş olur sonuçları. Size açıklamış oluruz. Şu an endişe edilecek bir durum olmadığı, bu mutasyonların varlığı sözkonusudur. Şu anda hastalığın kliniğini çok ciddi anlamda farklılaştırmadığını şimdiki bilgilerle söyleyebiliriz.


 

AYRINTILAR GELİYOR...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.