2017 yılında 409 kadın erkekler tarafından öldürülmüş. 387 ÇOCUK cinsel istismara uğramış. 
332 kadına cinsel şiddet uygulanmış.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı raporda “kadın cinayetleri sayısı bir önceki yıla göre %25 artarak 409 oldu” yazıyordu. Bunlar kayıtlara geçenler, kayıtlara geçmeyen kim bilir kaç can yanmaya devam ediyor.
Platform yazmış “Koruma altında kadınlar öldürüldü. Yaş aralığı düştü, çocuklar öldürüldü” diye.
409 kadının %39’u kocası, erkek arkadaşı, ayrıldığı erkek ya da eski kocası tarafından, %33’ü tespit edilemeyen kişiler tarafından, %24’ü ise babası, oğlu, üvey oğlu ya da bir akrabasınca infaz edilmiş.
Kadınlar hakkında bazı politikacıların söylemleri geliyor aklıma.
 “Türk kadını evinin süsüdür” diyenler,  “kadınlar için tek kariyer anneliktir” diyenler, “kadının fıtratında köle olmak var” diyenler, kahkaha atan kadının iffetsiz olduğunu bile söyleyenler var. Fetva veriyorum diyenleri saymıyorum, bizi yöneten politikacıların bakış açısından bahsediyorum.
Görülüyor ki kadınları çocuk makinesi, evinin ve erkeğinin kölesi gibi görmek isteyenler daha da coşmuş. 
***
“Bu yıl 387 çocuk istismara uğradı. Çocuklar bulundukları her alanda kaldıkları yurtlarda, okullarında öğretmenleri, okul çalışanları tarafından, evlerinde istismar edildiler. Aralık ayında 41 çocuk istismara uğradı. İstismara uğrayan bu çocuklar intihara kalıştı veya intihar ettiler. Bu yıl öldürülen 20 çocuğun yarısı, yani 10 çocuk babası tarafından öldürüldü” diye de çocuklarımızın durumunu anlatmaya çalışmış. 
Yalova çocuk parkından kaçırılan 5 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunularak öldürüldü.
Diyarbakır’da 9 yaşındaki çocuk, babası tarafından 1 ay boyunca tecavüze uğramış. Çocuğun ağır yaralanmasına neden olan baba, mahkemede “çocuğumun kabızlık sorunu var” diye savunma yapmış.
Van’da 38 günlük bebeğin yaşadığı şiddet ve cinsel istismar midemizi bulandırdı. Yeni doğmuş bebeğe mi diye laflar saydık, sonra da unuttuk. 17 aylık bebeğe defalarca yapılan tecavüzü ve şiddeti unutmadık mı? Bunu da unuturuz. 
Toplum mu bozuldu? Neden bozuldu? Önceden de mi böyleydi? Kol kırılıp, yen içinde mi kalıyordu? Aklımıza gelen bin bir türlü soru.
Bunları nasıl önleriz diye düşünüleceğine, müfredata cinsiyetçi söylemler ekleniyor. Kız çocuklarının “kocaya itaat etmesi” gerektiği,”evliliklerin fıtratında” olduğu gibi konular. 
Özel bir okulun tiyatro gösterisinde 3-6 yaş arasındaki kız çocuklarına erkek çocuklarının ayakları yıkatılıyor.
Çocuk gelinlerin önünü almak bir yana önünü açmaya çalışanlara “yeter artık” demeli?
2017’yi uğurladık, dönüp arkamıza baktık. Neler var neler. Görüneni görmeyenler, duyulanı duymayanlarla dolu bir yıl geçirmişiz. 
Yeni yıllara adım attığımızda, geçirdiğimiz yılda yaşadıklarımıza coşkuyla, sevinç ve mutlulukla bakmak istiyoruz artık.
Çocuk gelinlerin olmadığı, şiddetin son bulduğu bir ülke hayal etmek istiyorum. Biliyorum zor ama imkânsız değil. 
Hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bir dünyada yaşamak dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.