03.05.2021, 06:07

Hadi oradan Biden!

Her yıl Nisan ayı girdiğinde bizim siyasilerde bir telaştır başlar; Acaba ABD Başkanı bu yıl “soykırım” kelimesini kullanacak mı? Yıllardır hiç değişmedi bu endişe; “Ya kullanırsa!”

Çok şükür sonunda ABD’nin 78’lik yeni Başkanı Joe Biden o kelimeyi kullandı; “Soykırım” dedi. 24 Nisan’da yaptığı konuşmada;

Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle bir zulmün bir daha yaşanmaması için taahhüdümüzü yeniliyoruz.” sözlerinin yer aldığı açıklamada Biden, İstanbul’dan da Konstantinapolis olarak bahsetmiş. Hızını alamayan Biden, 1915’te zorunlu tehcir ile ölüme giden Ermeni sayısının da 1,5 milyon olduğunu söylemiş.

Hadi oradan Biden!

Tarihçilerin seni aldatmış. Genel Kurmay Başkanlığı arşivlerine göre 1914 Osmanlı nüfus sayımında Ermeni nüfusu 1.173.422 kişi.* Sırf bu bile sözde Ermeni soykırımının kocaman bir emperyalist yalan olduğunu gösterir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yer alan İstanbul’a “Konstantinapolis” demek senin hakkın da değildir, haddin de…

AKP iktidarı döneminde onlarca ülke, parlamentolarında sözde “soykırım” yalanını kabul ettiler. “Soykırım” anıtları diktiler. Bazı ülkeler, örneğin Fransa, “soykırım yoktur” demeyi bile suç saydı. Biden’ın konuşmasından sonra ABD parlamentosunda da bu soykırım yalanı kabul edilecek gibi görünüyor. Peki tüm bu gelişmeler neden AKP döneminde bu kadar hızlandı?

Gazeteci yazar Müyesser Yıldız’a kulak verelim:

-AKP iktidarına kadar Türkiye, “sözde soykırım” ifadesini kullanıyordu. Erdoğan, hem de Fransa’da bunu soran bir gazeteciye, “sözde desek ne olur, demesek ne olur” cevabını verdi.

-Ermenistan ve diasporayla gizli görüşmeler yapıldı. Başbakan Davutoğlu, bu gerçeği itiraf etti.

-Nasıl sonuçlanacağı başından belli değilmiş gibi, Türkiye’nin “soykırım” iftiralarını Uluslararası Lahey Adalet Divanı’na götürmesi için gizli hazırlıklar yürütüldü.

-Ermeni ve emperyalist jargonuyla, “1915 olayları” ifadesi, hem de MGK kararıyla benimsendi.

-1880’lerde Ermeni çetelerinin Doğu’daki katliamlarda üs olarak kullandığı Akdamar Kilisesi onarılıp, ibadete açıldı. Yerleşim yerlerine eski Ermeni isimleri verildi. Ermenilerin “bizim” dediği tüm mal mülkler “iade” edildi.

-Ders kitaplarına Ağrı Dağı için yanlışlıkla (!) “Ararat” yazıldı.

-Diplomatlarımızı katleden ASALA terörünün yükselişe geçtiği ve “soykırım” iftiralarının güçlü şekilde gündeme taşındığı dönemlerde çıkarılan, “Ermenistan’ın düzenleyeceği davetlere katılmama” genelgesi kaldırılıp, diplomatlarımızın Ermeni resepsiyonlarında boy göstermesine izin verildi.

-Kafkaslardaki kriz bahanesiyle Türk hava sahası Ermenistan’a tamamen açıldı.

-Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan’ın, “Türk siyasilerin bir gün Erivan’daki soykırım anıtına çelenk koyacağına inanıyorum” dediği günlerde Türkiye, “Ankara-Erivan yakınlaşması” için yeni bir adım daha atıp, Karadeniz’e kıyısı olmayan Ermenistan’ın, Karadeniz Çevre Otoyolu projesine katılımını onayladı.

-15 yıl Türk Tarih Kurumu Başkanlığını yapan Prof. Yusuf Halaçoğlu, “İsviçre’de Türk Dışişleri, ABD ve Ermeni yetkililerin katıldığı bir toplantıda verilen karar” sonucu görevden alındı. …

-… 2014 yılında Türk Tarih Kurumu Ermeni masasında çalışmalar durduruldu. Masada görevli akademisyenlerden Prof. Dr. Musa Şaşmaz açık açık, “Başbakan Erdoğan’ın 1915 olaylarına yönelik taziye açıklaması, Ermeni Masası’nda görev yapan insanlarda sıkıntı yarattı. Yüksek Kurum’un çalışmalarımıza yönelik tavrı değişti. Belki de Ermeni meselesine yönelik çalışmalarımız bazı lobileri rahatsız etmiş ve âtıl durumda olmamız için düğmeye basılmış olabilir” dedi.

-“Türkiyeli aydınlar”ın başlattığı, Ermenilerden özür dileme kampanyasına en büyük desteği dönemin Cumhurbaşkanı Gül verdi.

-Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki sorunların çözümüne dair şartlarımız Türk Dışişleri internet sitesinden kaldırıldı.

-Başbakan Erdoğan 2008’de, “Ermenistan’ın sınırlarımızı tanımaması birinci sorun değil. Şu diasporayla ilişkisini kesmesi lazım” dedi.

-Ermeni Anayasası ve Milli Strateji Belgesinde, “Batı Ermenistan” hedefleri yer aldığı, ülke sembolü olarak Ağrı Dağı kullanıldığı halde, Türkiye-Ermenistan protokolleri imzalandı.

-Dönemin Cumhurbaşkanı Gül “ABD’nin telkini” ile Erivan’a gitti. Bu ziyaretin “takdirle karşılanacağını ve cesaret olarak görüleceğini” söyledi, “Ermenistan’ın jargonunun değiştiğini” anlattı.

-Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan Türkiye-Ermenistan maçı için Bursa’ya geldiğinde “İki devlet, bir millet” olduğumuz Azerbaycan’ın bayrakları çöpe atıldı.

*

2015’te AKP’ nin Başbakanı, bugünün kavgalısı olan Ahmet Davutoğlu’nun, 1915 olaylarının 100. yılında, 24 Nisan günü Ermeni Patrikhanesinde bir dini tören düzenlenmesine izin verdiğini ve “Osmanlı Ermenileri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de anılacaktır” dediğini de ekleyelim. Biz bugüne kadar Ermenistan ya da Batılı ülkelerde, Ermeniler tarafından katledilen Osmanlı Türklerinin anıldığına şahit olmadık.

Sözde “Ermeni soykırımı” nın ardında yatan asıl gerçek; on binlerce masum Türk’ün 1915 olaylarında, Taşnak-Hınçak Ermeni çeteleri tarafından hunharca katledildiğidir.

Rusya, Fransa ve İngiltere’nin kışkırtmaları sonucunda ortaya çıkan Ermeni Taşnak ve Hınçak komiteleri ile isyanlar başlatılmış ve bu komitelere Anadolu topraklarının ve Millet-i Sâdıka (sadık millet) denilen Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması (!) hedef gösterilmiştir. Ayrıca Rusya ve Fransa, Ermenilere üniforma giydirerek kendi orduları içinde kullanmışlardır. Anlayacağınız, Ermeniler, katliamlarını bu ülkelerin üniformaları içinde gerçekleştirmişlerdir.

Katliamlarda insanlar; boğazlanarak, parçalanarak, gözleri oyularak, yakılarak, bebekler duvarlara vurularak, hamileler karınları deşilerek, genç kızlar, kadınlar tecavüz edilerek, göğüsleri yarılarak öldürülmüşlerdir…

1974-1985 yılları arasında ASALA olarak bilinen “Ermenistan Gizli Ordusu” nun 45 Türk diplomatını ve aile üyelerini nasıl öldürdüklerini de hatırlatmadan geçmeyelim; elbette Azerbaycan, Hocalı katliamını da…

Sonuç olarak, artan Ermeni ayaklanmaları ve Anadolu insanına uyguladıkları katliamların önlenebilmesi için Osmanlı hükûmeti, “tehcir” kararı almıştır. Tehcir sırasında her iki tarafta da acılar yaşandığı, kurunun yanında yaşın da yandığı kaçınılmaz bir gerçektir. Olay, dönemin coğrafi yaşam şartları, salgın hastalıklar ve Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak tarihçiler tarafından incelenmelidir; siyasilerin işi değildir. Ermeni ve Kürt kartı, Emperyalist ülkeler tarafından Türkiye’nin parçalanması için ortaya sürülen 200 yıllık bir plandır.

Ülkelerin parlamentolarında “soykırım” kararı alınsa ne olur? Tarihi değiştirebilirler mi? Osmanlı arşivleri açık. Fransa’nın, İngiltere’nin, Rusya’nın arşivleri de açıkmış… Bir tek Boston’daki Taşnak Arşivi açık değilmiş! Taşnak Arşivi’nin ABD’ nin Boston Eyaleti’nde ne işi var?! Sırf bu bile ABD’ nin ikiyüzlü siyasetini gözler önüne sermeye yeterlidir.

Hem sonra arşivleri neden açsınlar; kendi arşivleri de gerçekleri belgelemiştir… Bazı Taşnak subaylarının Ermeni mezalimini anlatan raporlarının bu arşivlerde mevcut olduğu yazılıp çiziliyor. Arşivi açarlarsa 100 yıllık yalanları ortaya çıkacak… Sonra… Elveda “Büyük Ermenistan” hayali…

Kısaca; ABD Başkanı Joe Biden’ın “soykırım” demesinin Türk milleti için bir önemi yoktur. Bu sorun Türkiye ve Ermenistan arasında, tarihin ışığında çözülecek bir sorundur. Esasında iki ülke bir araya gelip, tarihi gerçekleri ortaya çıkartıp bir de el sıkışsalar, bu Emperyalist ülkelerin elinde koz da kalmaz. Ancak, ne yazık ki Ermenistan’ın hem Rusya hem de ABD’ ye kuyruğundan bağlı olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu nedenle de “sözde soykırım” yalanı daha uzun yıllar sürdürülecek gibi görünmektedir.

Yorumlar (0)