05.07.2020, 07:51

Hangimiz neye takıntılıyız?

Cuma'yı Cumartesi bağlayan bir saatte ele aldığım bu yazıma başlık olan takıntının ne olduğuna baktığımda karşımıza, 'Obsesif Kompulsif Bozukluk; obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan, takıntılı düşüncelerin günlük yaşamı etkileyecek, günlük aktiviteleri kısıtlayacak düzeye gelmesidir.' anlamında bir açıklama çıkıyor.

'Obsesyon ve kompulsiyonlar toplumdan topluma, kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Ülkemizde ve tüm dünya toplumlarında en sık görülen obsesyon ve kompulsiyon türleri aşağıda örnekler verilerek sıralanmıştır.' diye devam eden takıntının bir sağlık meselesi olmasının yanında sosyal, siyasal hatta özel hayatta, aşkta, sevgide etkenlerinin olduğunu da anlıyoruz.

Ve birçok huzursuzluğun, asabiyetliğin yani kısaca söylenen ama aslında kendi yaptıklarına bakmadan kolaya başcurup, karşı tarafı suçlamaktan başka bir şey olmayan 'takıntı' denen sorunun insan üzerindeki etkisine baktığımızda ise karşımıza her birimizde bir hastalık olan takıntı engelinin çıkıp, yerlere, ayrılıklara düşürüp, bize taklalar attırdığı gibi, tekmelettiğini de görmekteyiz..

Örnek mi?

*Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma..

Son pandemi olayının yarattığı takıntı.

*Başkasına zarar vermekten korkma..

Yazı yazarken bile kendimizi içten gelen oto sansürle kendi kendisini kontrol altına alması. Zarar vereceğini düşündüğümüzü asıl zararı vermek.

*Hata yapmaktan korkma..

Yapılması gerekeni 'hata yaparım' diyerek korkmak.

*Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkmak..

Her an "acaba hakkımda ne yazdılar?" deyip, 24 saat başını internetten kaldırmayanlar.

*Günahkâr düşünmekten korkmak..

Yaptığı, attığı her adımda yarım yamalak inandığı inancının verdiği ''acaba?'' diyerek korkmak.

*Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı

Her şeyin düzenli olmasını isterken hata üzerine hata yapmak. Kendisine yetmezmiş gibi karşısındakine de yaptırmak.

*Aşırı kuşku ve sürekli güven ihtiyacı

Başta eşler, aşklar, ilişkiler arasında olmak üzere her konuda gereksiz kuşkular, şüphe, güvensizlikler.

Evet, tıbbın dediği benimde altına kendimce yorumlayıp, değerlendirdiğim bu maddelere baktığımızda bunların hangisi sana, bana, ona uygun diye baktığımıza ise bu ve bunun gibi örneklerin büyük bir çoğumuzun üzerinde etkisi olduğunu görürüz...

Ve bunları görmezden gelip başkasına attığımız suçlama ile kendimize değil, başkalarına 'takıntılı' diyerek durumu kurtarmaya çalışırız...

İşte bu nedenle başta korku duygusu veya başka bir nedenle yani yaşadığımız herhangi bir konuda karşı tarafı 'takıntılı' diyerek suçlamaktansa kendine, kendinize bakıp, yaşanacak güzel nice şeylerin nelere takıldığını düşünseniz yaşadığınız asıl takıntıyı aşarsınız.

Evet, anlatmaya çalıştığımı anlayan kaç kişi ve acaba hangimiz hangi takıntıda...

Yorumlar (0)