12.07.2020, 13:27

Hani "Ayasofya gavura verilen bir taviz" idi?

Ayasofya'nın ne olacağına karar vermek dün de bugün de Türk hükûmetlerinin yetkisinde olan bir konudur. Türkiye'nin egemen iradesi buna karar verir.

1934'deki Türk hükûmeti o dönem karar almış ve kendi iradesi ile müzeye çevirmiştir.Sanki AYASOFYA'yı kilise yapmışlar gibi yıllarca "vah canım mabed sana neler eylediler" türünden bir ağıt edebiyatı yaratılması tümüyle mukaddesatçı siyasetin çarpıtmasıdır.

AYASOFYA'NIN 1453'de camiye çevrilmesi orta çağ diplomasi ve hukuk anlayışının gereği olan KILIÇ HAKKININ ifadesi idi.Doğru.Fakat 1934 'de müzeye çevrilmesinin ne egemenliğin gizli bir takım güçlere devri ile ne de birtakım dış baskılarla alakası vardır.DEVLETİN YARARINA DİPLOMATİK BİR ARAÇ OLARAK KULLANMA İHTİYACINDANDIR.BUGÜN AYASOFYA'NIN MÜZE OLMASININ TÜRK EGEMENLİĞİNE GÖLGE DÜŞÜREN BİR TARAFI OLMADIĞI GİBİ, YENİDEN CAMİ STATÜSÜNE ÇEVRİLMESİNİN DE EGEMENLİĞİN YENİDEN TESİSİ İLE BİR ALAKASI YOKTUR.

Atatürk liderliğinde toparlanmaya çalışan genç Türkiye Cumhuriyeti bir yandan Hatay sorununu çözmeye çalışırken diğer taraftan Antalya başta olmak üzere Türkiye'nin Akdeniz mıntıkası üzerinde hak iddia eden İTALYAN FAŞİZMİNİN tehditlerine karşı ittifak arayışları içerisindedir. Doğu ve Güneydoğuda sık sık tekrar eden aşiret/tarikat temelli ayaklanmalarla boğuşan ve kamu düzenini tesis etmekte zorlanan Türkiye'nin gündeminde Boğazların statüsünü değiştirme çalışmaları da vardır ve o güne kadar ilişkilerin uyum içerisinde götürüldüğü SSCB ile aramızdaki en önemli  ihtilaf alanıdır.Almanya'da NAZİLERİN iktidara gelmesi ile Avrupa I Dünya savaşından kalan hesapların görüleceği büyük bir savaşa doğru koşar adım gitmektedir.

Türkiye'nin bütün bu sorunlarda başarılı bir diplomasi güdebilmesi için bir imaj çalışmasına ihtiyacı vardır ve hükumet akıllıca bir kararla demokratik Avrupa kamuoyunu ve hatta Ortodoks dünyayı kazanabilmek,kendine bir sempati yaratabilmek için böyle diplomatik bir propaganda hamlesi yapmıştır. AYASOFYAYI kiliseye çevirmeyerek de devletin yeni laik kimliğinin altını çizmiştir.Ayrıca Hristiyan dünya için çok önemli bir tarihi yapıyı müzeye çevirmekle; "gelin aslını görün" diyerek  sağlam bir turistik gelir kaynağı da yaratmıştır.

KISACA ,karar tümüyle dönemin TÜRK HÜKUMETİNİN DEĞERLENDİRMESİ VE YÜRÜTTÜĞÜ DIŞ POLİTİKA İLE İLGİLİDİR.EĞER BATI DEVLETLERİNİN AYASOFYA'YI KİLİSE YAPMAK GİBİ BİR DERTLERİ OLSAYDI YA DA HRİSTİYAN ÜMMETÇİLİĞİ YAPSALARDI I.Dünya Savaşı sonunda SEVRİ KABUL ETTİRMEK için maşa olarak YUNAN Ordusunu kullanmaz, zaten 11-12 milyonluk harap bitap bir nüfus ve yenilmiş bir devlet kalıntısına dönüşmüş Türkiye'yi imha edecek birleşik haçlı ordusunu karşımıza çıkarırlardı.Neden olmadı?Çünkü adamların Hristiyan azınlıkları korumak siyasetleri olsa da HRİSTİYAN CİHADI yapma gibi bir dertleri yoktu,hepsi farklı çıkarları olan uluslardı:FRANSIZ,İNGİLİZ; İTALYAN, YUNAN...vs.

Türkiye'ye bakışlarını da "İSA ÜMMETİNİN bekası" ya da VATİKAN'ın bakışı değil; FRANSIZ/İtalyan/İNGİLİZ/YUNAN olmanın çıkarları belirliyordu."UNUTMAYALIM:1853 Kırım Savaşında Avrupa devletleri HRİSTİYAN RUSYA'YA KARŞI MÜSLÜMAN OSMANLININ yanında savaştılar.TANZİMAT DÖNEMİ OSMANLI DEVLET ADAMLARININ AKILCILIĞI VE DÜNYAYI OKUYAN ZEKALARI günümüzde bile incelenmesi gereken bir örnek olarak önümüzde duruyor.Ayrıca sonraki süreçte Cihad ilanının I.Dünya Savaşında beklenen etkiyi göstermemesinin Osmanlının güçsüzlüğünün yanında en temel nedenlerinden biri de müttefiklerimizin HRİSTİYAN DEVLETLER olmasıydı,din savaşı değildi o savaş.

EĞER GİZLİ ANLAŞMALAR ya da BASKILAR sonucu Ayasofya Müzeye çevrilmiş olsaydı; bugün bir DANIŞTAY KARARI ile cami statüsüne döndürülemezdi.

BU kararla "AYASOFYANIN GAVURLARA TAVİZ OLARAK İBADETE KAPATILDIĞI " hakkında üretilen tüm deli zırvası komplo edebiyatı çökmüş,tarihin çöp sepetindeki yerini almıştır.Bu tümüyle egemen ve bağımsız Türk hükûmetlerinin kendi dünya görüşleri ve siyaset anlayışları ile ilgili bir meseledir.

1934 'de MÜZE yapan irade 1936'da Boğazlar Sorununu halen yürürlükte olan MONTRÖ Anlaşması ile revize ettirebildi,1936-39 arası Hatay Politikasını üstün bir başarı ile uyguladı,İtalyan saldırganlığına karşı 1939 da Türk-İngiliz Anlaşmasını yapmayı başardı ...Laik Cumhuriyet elbette tüm bunları Ayasofya'yı Müzeye dönüştürüp dünyayı efsunlayarak yapmadı ama  müzeleştirme bir bütün olarak uyguladığı bu politikaların  enstrümanlarındandı.Onlar her zaman Türk milleti merkezli bir siyaset izlediler Türk milleti de Ayasofya'da 70 sene namaz kılmadı ,kim diyebilir " Allah bu namazları kabul etmemiştir" diye?BU TERCİH ANCAK "SECCADEMİ SERDİĞİM YER VATANIMDIR" diyenler tarafından ard niyetli okumalara tabi tutulabilir.İşgal İstanbul'unda Ayasofya'da ezan okunuyor ve namaz kılınıyordu,o zaman Fatih'in emaneti hür mü idi?

Ayasofyayı Türk kılıcı camii yapmışsa o kılıcın bekası için Ayasofya müze de olabilir. Bizler,"Edirne'yi kurtaramazsak Selimiyeyi bombalayıp yıkalım "diyen Bahattin Şakir'lerin varisleriyiz.Türk hakimiyeti yoksa neyleyim Ayasofya'da ibadeti; varsa Türk hakimiyeti ve Türk'ün yararı,cami olsa da bir müze olsa da.Bu noktada;neden abuk subuk komplo teorileri ve ortaçağın din savaşları dünyasının mantığı ile düşünme hastalığını bırakıp beynimizi zamanın ruhu ile çalıştırmamız gerektiğini gösteren bir örneğimiz olmuştur. Kafalarımız böyle böyle milletleşecek, Türkleşecek...:))

Bütün dünyada başta RUM LOBİSİ olmak üzere PKK,ERMENİ LOBİSİ hatta bir zamanlar cami olmasını çok isteyen FETÖCÜLER vesaire...ne kadar Türkiye ve Türk düşmanı grup varsa bunu "TÜRKİYE'NİN LAİKLİKTEN VAZGEÇTİĞİ" propagandası eşliğinde aleyhimize kullanacaklardır. TURİZMİMİZ için ağır sonuçlar yaratacak bu propaganda çalışmalarına karşı diplomasimizin ve siyasetimizin önleyici ve inandırıcı karşılıklar üretmesi gerekir.Yunan Kültür Bakanı propaganda sürecinin işaretini verdi.Ki,ancak Kültür Bakanları, kiliseler ve kültür kuruluşlarından tepki gelir; öyle birilerinin vehmettiği gibi devletler arası bir mesele değildir ve olamaz. Türkiye'nin iç meselesidir.

Bugün de Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti kararını vermiş ve kamuoyunun da tasvibi ile cami statüsüne çevirmiştir.Cami statüsü diyorum,çünkü benim anladığım kadarı ile Fatih Vakfiyesine iade edilerek statüsü camiye dönüşmüş olsa da Müze hizmeti vermeye devam edecektir.Bir kısmında halen ibadet yapılan MÜZEMİZ, bir kısmı MÜZE olan CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ.

Resmi statüsü CAMİ olan ve Diyanet tarafından yönetilecek bir müzemiz oldu.

Hayırlısı  olsun

Yorumlar (0)