23.11.2021, 05:38

Hayal edemiyorum

Bir doların on iki Türk lirasına dayandığı euro ve sterlin yükselişlerinin aşırı sıradanlaşmalarından dolayı artık takip edilmediği herhangi bir günden herkese merhaba. Muhtemelen bugün de her zamanki gibi yatağınızdan ağrılarla kalktınız ve şu cümleyi kurdunuz:

Yine mi yaşıyorum?”

Eğer bu cümleyi kurduysanız merak etmeyin sorun siz de değil. Aşırı araştırmacı bilim adamlarımız bu konuyu da ele aldılar ve sizin için araştırdılar. Sonunda da şu kanıya vardılar:

“Pandemi insan beyninde kış uykusu modunu açtığı için insanlar artık yataklarından yorgun, mutsuz ve sıkılgan olarak kalkıyorlar. Çünkü insan beyni eğlenceleri ve hatta iş hayatını da dört duvar arasına taşıdığımız şu günlere adapte olmakta zorlanıyor ve bu insanı hem üşengeçliğe hem de mutsuzluğa sevk ediyor.”

Ne güzel açıklamış bilim adamlarımız temel sorunumuzu değil mi? Demek ki pandemi bitince normal bir beyin yapısına sahip olacağız. Ve eskisi gibi güne ışıl ışıl başlayacağız. Rüzgârı arkamızdan estirecek, güneşe selam duracağız. Ama hayır, bir dakika. Bu söylediklerimi yapabilmemiz için kafamızda bizi meşgul eden küçük sorunlar olmamalı. Yani güneşe selam dururken hangi markette litrelik yağlar daha ucuz ya da hangi benzin istasyonunda motorin indirimleri var acaba gibi ufak sorular ve sorunlarla meşgul olmamalı beynimiz. Duruşa saygısızlık bir kere bu. Saf ve temiz olmalı duruşumuz. En azından güneşi selamlarken, artan bebek bezi fiyatını önemsemeyecek kıvamda olmalı.

Ve fakat şu sıralar Türkiye’de bu durum çok zor. Alkol ve sigara tüketen bireyler lüks yaşam standardına kavuşan kimseler olarak sayılıyorlar bu ülkede. Hatta şu an için Türkiye’de hayal kurmak bile parayla satın alınması gereken bir nesne gibi. Sanki bu nesneyi de satın almamız için büyük kasım indirimlerini bekliyoruz. Ya da yakında şöyle bir ilan görebiliriz:

“Sahibinden daha temiz, ikinci el hayal. Bankaya kredi kartı borcum olduğu için satıyorum hayalimi. Alıcılar şu numaradan ulaşabilir.”

Allahtan ülkece çok komiğiz. Yoksa intihar vakalarının önünü kesemezdik. Herhangi bir sorunla dalga geçmek bize has bir üslup sanırım. Dertler derya olsa bile fotoğraf çekinebiliriz. Hayallerimize en içten dileklerimizle gülümseyebiliriz.

Peki kurduğumuz hayaller neler? Bir ev sahibi olmak mı? Bir araba sahibi olmak mı? Evlenmek mi? Yüksek maaşlı bir iş mi? Bir sanat eseri üretmek mi?

İstisnaların kaideleri bozmadığı bilinse de pek düşünmüyorum bu hayallerin kurulduğunu. Bence şu sıralar kurulan tek hayal şu:

“Milli piyango bu sene benim bilete vursa ne güzel olur.”

Ve buradan anlayabiliriz sanırım, hayallerinin gerçekleşmesi yüzde birin altındaki olasılığa bağlı olanların ekonomileri bozuk ülkelere ait vatandaşlar olduğunu. Hayal kurmakta zorlananların, hayallerini erteleyenlerin, hayallerini bir başka evrene bırakanların ülkelerinin para birimi gibi günden güne eriyenler, değer kaybedenler arasında yer aldığını.

Ezcümle, gençliğe emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin artık Türk Gençliği’ne tekrar hayal kurdurtmak gibi bir görevi var.

Tebrikler Türkiye ekonomisi. Her kimi yaşatıyor ve her kim de yaşatılıyorsan.


 

GÜLMEK, YOL VE

SAINT SIMON ÜZERİNE

Gülmek fiziksel bir eylemdir. Yol düşünsel bir paradigmadır. Saint Simon toplumun kökeninde çıkar ögesi olduğunu bas bas bağırır. Kişi güldüğü zaman istemsizce dopomin hormonu salgılar. Herhangi bir yol üzerindeki birey başına gelecek tüm iyi olaylar ya da kötü felaketlerden bağımsız bir şekilde sadece ilerlemek ister. Saint Simon insanların bir araya gelebilmesi için çıkarın sonucu olarak toplumsal bir bağ oluşmasına dolayısıyla kollektif bir vicdan bağına ihtiyaç olduğunu dile getirir. Gülmek bulaşıcı bir hastalıktır. Yol tecrübenin diğer adıdır. Saint Simon Fransız devriminin mutluluğu değil cahilin ve ezilmişin cehaletini yeniden ortaya çıkardığını düşünür. Gülmek bedavadır. Yol yeni bir hikayedir. Saint Simon acayip bir insandır.


 

HAFTANIN KARE ASI

LP - When We’re Hıgh

Ayla Algan - Beni Bana Sor

Gaelic Storm - Lover’s Wreck

Bülent Ortaçgil - Bu Su Hiç Durmaz


 

İyi bir hafta diliyorum herkese ve çift kişilik yorgan.

Yorumlar (0)