Sevgili Okuyucularımız, son derece sıkıntılı bir dönem yaşıyoruz. Televizyonda sadece belgesel seyrediyorum. Gazetem Sözcüyü de almamak için mücadele ediyorum. Bir sürü problem kafamda kendimi mutlu hissetmiyorum. Kendimi verdim dernekçiliğe DİB (Doğa İle Barış, Makine Mühendisleri Odası, ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) arasında koşturuyorum. Bu sıkıntıları yenmek için uğraşıyorum. Okumak, köşe yazıma malzeme yaratmak için notlarımı karıştırırken bir şey buldum. 7-8 ay önce yazmışım bu hikâyeyi okumayanlar okusunlar diye sizinle paylaşmak istedim. 
Konu; Hayata nasıl bakmalı? Hikâye şöyle: Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız varmış. Hayat ona göre, çok kötüymüş sürekli sıkıntıdan, mücadele etmekten yorulmuş. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyormuş. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlenmiş. Bir gün onu mutfağa götürmüş. Üç ayrı cezveyi suyla doldurmuş ve ateşin üzerine koymuş. Sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve koymuş. Kızına tek kelime etmeden, beklemeye başlamış. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyormuş. Ama o kadar sabırsızmış ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başlamış. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermemiş. Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altındaki ateşi kapatmış. Cezvelerden patatesi çıkarıp bir tabağa koymuş, ikincisinden yumurtayı çıkarıp bir tabağa koymuş, kahveyi de bir fincana boşaltmış. Kızına dönerek sormuş: Ne görüyorsun? Kız patates, yumurta ve kahve demiş. Baba, daha yakından bak, patatese dokun demiş kız patatesin yumuşamış olduğunu söylemiş. Yumurtayı incele demiş babası yumurtayı soyan kız yumurtanın katılaştığını görmüş. En sonunda kahveden bir yudum al bakalım demiş babası. Kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayılmış. Ama kız yine bunlardan bir şey anlamamış. Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? Diye sormuş. Babası, cezvenin içinde patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdekleri de aynı sıkıntıyı yaşadıklar, önce ısındılar, sonra yüksek ısıga kaynadılar, ama her biri kaynar suda sıkıntı yaşamalarına rağmen farklı tepkiler verdiler. Patates daha önce sertti, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suya girince yumuşadı ve güçten düştü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu, ama kaynar suda kalınca, içi sertleşip katılaştı. Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirdiler ve ortaya yepyeni bir şey çıktı. Sen hangisisin? Diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin? Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi katılaşacak mısın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin. Eveet, bir problemle karşılaştığımda bu hikâyeyi aklıma getirip, sıkılmadan çözmeye çalışma yapmayı ben de yeniden düşünür oldum. İnşallah hikâyeyi sevdiniz, size de bir şey anlattı. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.