05.10.2021, 09:54

Hayatta kalmak

Standart bir yaşamın masrafı yıllar geçtikçe artarken, durumu iyi olmayan insanlar artık yaşamanın değil sadece hayatta kalmanın derdinde. Maaştan maaşa yaşayan, yiyecek yemek almakla giyecek kıyafet almanın arasında kalan ve yirmili yaşlarda emeklilik hayali kuran umutsuz kişilerin sayısı korkunç derecede yükseliyor. Çocukluğumdan beri emin olduğum bir şey ise; insan ırkının bunu hak etmiyor oluşu. Sadece hayatta kalıp, barınmak ve karın doyurmak için günün 10-12 saatini, haftanın 5-6 gününü feda edip emekli olana kadar bu düzeni sürdürmeyi kimse hak etmiyor. Gerçekten, eski çağlarda kölelik varken barınma ve beslenme masrafını o kölenin sahibi karşılardı ve bunun karşılığında da “hizmetkarları” memnun kalırdı. Günün on iki saatinden fazlasını çalışarak geçirip ertesi gün yine aynı şeyi tekrarlamak zorunda kalan, hayatı bundan ibaret olan insanları görünce kölelikle arasındaki farkını düşünüyorum. Belki tek fark kâğıt üzerinde özgür sayılmaktır, oysa ağır şartlarda çalışmadan birkaç gün geçirse açlıktan ölecek insanlar oluyor. Bana kalırsa bu özgürlükten sayılmamalı.

            Hâl böyleyken, yeterince şanslı olmayanların da başka seçeneği kalmıyor. Bunu ne zaman dile getirsem aldığım bir cevap da şu; “Biz yeterince çalışırsak çocuğumuz bu düzenden kurtulabilir.” Kendi hayatlarından feda edip sonraki nesle bir miktar daha iyi imkân bırakma derdine düşüyor insanlar. Hayatlarını yaşamayı ikinci plana bırakıyorlar. Buna zorunda kalıyorlar. Bu acımasız duruma bir çözüm önerisi olarak daha önceki bir yazıda evrensel temel gelir uygulamasını ele almıştım.

            Hayata bir kere gelip bu şartlarla yüzleşmek zorunda kalan insanların olması başlı başına üzücüyken, şu sıralarda üniversitelerin açılmasıyla bir öğrenci olarak beni de ilgilendiren bir konu gündeme geldi. Barınamıyoruz etiketiyle öğrenciler üniversiteye geçtikten sonra barınacak ev bulamadıklarından yakınıyor. Aşırı artan yaşam masrafları yüzünden birkaç kişi birleşip eve çıkmak bile zorlaşmış durumda, üstüne de yurt eksikliği var. Sırf barınacak küçük bir ev bulamadığı için eğitimini dondurup çalışmaya başlayanlar görüyoruz, diğer yandan sabah sekizdeki derse yetişmek için gece dörtte kalkmak zorunda olan öğrenciler mevcut. Bu sırada sadece yaşamaya çalışan öğrencilere bunu çok görüp kızan kişiler var. Ben ise, on iki bin yıllık uygarlık tarihinde bu çağda doğmuş insanların bu sıkıntıları çekmek zorunda kaldığını görüp sadece üzülüyorum.

Yorumlar (0)