Hayatın "doğal tavrına" tekabül eden bir siyaset ideolojisi  vardır  ve adı  da gerçekçiliktir. Hayatın olağan akışına göre en doğal tavır Kürt meselesinin bir an önce, hiç duraksama göstermeksizin çözülmesidir.
Kürt sorununu çözmeden, atılacak her adım mutlak surette, ‘’kader ağlarına’’ takılıp tepe üstü düşmeye adeta mahkum olur. Türkiye Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçiş ile birlikte, Kürt meselesini yeniden üretti, üstelik bu yeniden üretim, olabilecek en kritik siyasi giysiler içinde meseleyi siyasi sahneye davet etti. 50+1 Türkiye’deki herkesi siyasi özne haline getirmekle kalmadı, Kürtlere her kapıyı açan sihirli anahtar rolünü altın tepsi de armağan etti.
Kürtleri söz konusu yeni rolü, esasen son iki seçimde, Silvan’daki, Selahattin Eyübi Camisinin önünde dilenen kör dilencinin de görebileceği kadar belirgin hale geldi. Artık dünya alem çok iyi biliyor ki, Türkiye’de, siyasi iktidarın kaderine Kürtler karar verecek. Kürtlerin desteği ve katkısını arkasına alan siyasi parti, mutlaka iktidar olacak ya da iktidarda kalacak.
AK Parti iktidarı da artık bu makus talihten haberdar.
Hakikat, kesinlik, gerçeklik gibi kelimeleri kullanabileceğimiz gerçek bir siyasi zeminden yoksun olduğumuzu pekala bende biliyorum. Buna rağmen bütün bu kavramların anlamsız olduğunu ya da etkisiz kalacağını söyleyebileceğimiz, esaslı nedenlerimiz de yok elimizde.
Her şey mümkün , her şey akıl dairesinde.
Geçen haftadan bu yana, İktidar bütün vasıtalarıyla Diyarbakır HDP İl binasının önünde toplanan annelerin eylemini, enerjik biçimde savunuyor. Bana kalırsa da iyi ediyor. Çünkü enin de sonunda dağdan inişler Kürt meselesinin çözüm parçalarından biri olacak. Dağdan inişler olmadan bu sorunun çözümü hem eksik kalacak hem de sorunun hala tehdit altında kalmış olması algısını yaratacak.
Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, 2009’da başlatılan çözüm sürecinin ilk adımı dağdan inişleri garantilemeyi öngörüyordu. Hatırlayın, Habur kapısında geçici ve zorunlu mahkemeler kurulmuş, dağdan inen gerillalar ifadelerinden sonra serbest bırakılıyordu.
2013′ de yeniden başlayan çözüm sürecinin öncelikli hedefi ise değişmiş, bu kez dağdan inişler yerine, ülke sınırlarını terk etmek talep haline getirilmişti. İki süreçte malum sebeplerden yarım kaldı ve çöktü.
İşte şimdi tam sırası; Devletin bu adımını bir fırsat bilip onu tersine çevirmek ve gerçek bir barış zemini yaratmak mümkün. HDP, devlet ile birlikte, dağdan iniş için çağrı üstüne çağrı yapmalıdır. Cumartesi  Anneleriyle il binası önünde toplanan anneler arasında bir köprü kurup, annelerin talebini tek talebe indirmek, gerçek bir barışın kapısını aralamak anlamına gelecek.
Büyük resmi görmek gerek; büyük resimde niyeti ne olursa olsun AK Parti iktidarı ya da diğer deyimle devlet aklı, Kürt meselesiyle ilişkilenmek istiyor. Üstelik, sanki buna mecbur gibi. Bir taraftan ABD ile Kuzey Suriye’de üstünde mutabakata varılan bölgede, güvenlik devriyelerine başladı.
Bu pratik işlemeye başladı. Kağıt üstünde muhatap ABD gibi görünse bile, pratik partner SDG güçleridir. Öte yandan Selahattin Demirtaş, serbest bırakılıyor. Daha önce de Öcalan aracılığıyla bir girişim denenmişti.
Deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki, üç Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına atanan Kayyımlar, esasen AK Partinin kendi toplumsal dayanaklarına verdiği mesajdır. Süreci baskılayıp, kendi lehine sonuçlar üretmektir. Dimyata giderken evdeki bulgurdan olmamaktır.
HDP yönetimi önce kendisine sonra hepimize büyük bir iyilik yapıp dağdan inişleri gündemine almalıdır. Bu hikayenin nasıl başladığı, kimlerin başlattığı o kadar önemli değildir. Önemli olan hepimizin yararına büyük sonuçlar doğurmasıdır. Bazen kötü başlangıçlar yapılabilir ama önemli olan şey nasıl bitirdiğinizdir.

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.