21.08.2019, 05:56

Hegemonya ve belediyeler

AKP iktidarının17 yıllık süresine paralel olarak, başta büyük şehir belediyeleri olmak üzere çoğu belediyelerde de iktidar oldu. Son yerel seçimlerle birlikte yine başta önemli büyükşehir belediyeleri olmak üzere birçok belediye, AKP yönetiminden muhalefete geçti. 
***
Bu durum bize AKP’nin merkezi iktidarda da zayıfladığını ve gittikçe yönetemez hale geldiğini gösteriyor. El değiştiren belediyelerde yapılan talanın, yolsuzluğun ve israfın kısmen de olsa ortaya çıkarılmasıyla, işin parmak ısırtan boyutta olduğu görülüyor. 
***
Belediyeler borç bataklığında. 
Yerel yönetimler düzeyinde baktığımızda, çok büyük bir kesiminin kamu kaynaklarını talan ettiğini, çok büyük boyutlarda rantlar dağıtıldığını görüyoruz. 
Belediyelerin eş, dost, akrabalarla doldurulduğu, çok sayıda bankamatik çalışanı olduğu, yapılmamış işlerin yapılmış gibi gösterilip fahiş fiyatlar üzerinden ödemeler yapıldığı bilgileri daha yeni yeni kamuoyunca bilinmeye başlandı. Çünkü bu bilgiler AKP’nin kaybettiği belediyelerin muhalefetin eline geçmesiyle ortaya çıktı. Bunlar buzdağının görünen kısmı olsa gerek.
***
Merkezi iktidarın yarattığı mali kara deliğe ilaveten, bir de belediyelerin yarattığı kara delik var. Tabi ki belediyelerin o devasa mali açıklarının yansıyacağı yer, büyük ölçüde merkez maliyesi oluyor. 
Merkezi bozuk olan bir yapının yereli, yani parçası da bozuk olur. 
***
Merkezi iktidardan yerel iktidarlara varıncaya kadar, talanın ve israfın bu kadar yaygın ve geniş alanlarda olagelmesinin nedenleri üzerinde durmak gerekir. Yani yönetimle ilgili en küçük bir birim bile, bu kamu soygununun şu veya bu şekilde bir parçası oluyor.
***
Tamam, dün de işler bu anlayışla yürütülüyordu. Fakat son yıllarda bu durum kanserli hücrenin vücudu sarması şeklini, yani metastaz halini aldı. Kartopu yumağı gibi büyüyen yolsuzluğun, talanın, rüşvetin boyutları artık bir toptan çöküşün kapısını açtı! 
***
Türkiye’de öteden beri devam edegelen ama AKP iktidarıyla daha bir yaygınlaşan ve derinleşen kamu kaynaklarını talan hususunu nasıl açıklayabiliriz?
Soruyu şöyle de sorabiliriz: Türkiye’de kamu kaynakları talanı neden egemen sınıfın/sınıfların iktisadi çıkarlarıyla sınırlı olmayıp, küçülerek de olsa tabana doğru bir yaygınlığa sahiptir? Ve neden Cumhuriyet tarihi boyunca iktisadi suçlara dair tutarlı bir hukuk işletilmemektedir? Hele darbeler döneminde büyük siyasal kovuşturmalar yapılırken, cezalar verilirken, neden ekonomik suçlar alanında hiçbir soruşturma yapılmamıştır? 
***
Gerek bu soruların cevaplarının gerekse belediyelerde olanların Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramıyla ilişkisi var mıdır? Ya da Türkiye’de bu olagelenleri bir açıdan Gramsci’nin hegemonya kavramıyla açıklayabilir miyiz?  

İktidar ve Hegemonya   
Burada sözünü ettiğim iktidar kavramı, hükümet olmaktan ayrı, onu yönlendirme gücüne sahip ve onun üzerinde bir sınıfsal yapıyı ifade etmektedir. İkincisi, her bir devlet birimi de kendi ölçeğinde bir iktidardır. 
***
Hegemonya kavramı Gramsci’nin Marksist literatüre yaptığı önemli bir katkıdır. Fakat belirtelim ki, Gramsci’nin hegemonya teorisi, Marksizm’le sınırlı olmayıp farklı siyasi görüşlerin de başvurduğu, yararlandığı bir kavramdır. Çünkü yöneten yönetilen ilişkisinin merkezinde yer alan kavramlardan biridir. Tıpkı Niccolo Machiavelli’nin “Prens” kitabının farklı politik görüşlere referans olması gibi.
***
Hegemonyanın salt kültürel, ideolojik ve politik bir olgu olmadığını, daha fazlasıyla bir ekonomik boyutu olduğunu söyleyen Gramsci “Hegemonyanın bu yapısal boyutunu, egemen sınıfın, ittifak yaptığı diğer sınıflarla-iktidar bloğuna- ve belirli bir noktaya kadar –kendi ekonomik çıkarlarının özünü zedelemeyecek veya tehlikeye atmayacak sınırlar içinde kalarak- alt sınıflara da tavizler vermesidir. Çünkü hegemonya, egemen sınıfın, kendi ekonomik çıkarlarının yanı sıra diğer sınıfların ekonomik çıkarlarını da gözeterek onlarla belirli bir uzlaşma zemini tasarlayabilmesidir. Bu neden egemen sınıfın, bağımlı alt sınıflara sadece ideolojik düzeyde vaatlerde bulunması yetmez; onların ekonomik çıkarlarını kendi ekonomik çıkarlarına zarar vermeyecek sınırlar içinde somut olarak karşılayabilmesi de gerekir.” (Gramsci’den alıntılayan Mehmet Özgüden – Hegemonya ve Politik Toplum – syf. 60-61 Phoenix Yay.)
***
Gramsci, bu hegemonik yapı yoluyla yönetenler tarafından yönetilenlerin rızasının alındığını belirtir. Bu durumda, yönetilenler kendi çıkarlarıyla egemen sınıfların çıkarları arasında bir ayırım yapamaz hale gelirler ki, işte bu aşamada hegemonya kurulmuş demektir.
***
Yöneten ile yönetilen arasındaki bu hegemonik ilişki bozulabilir. O zaman yeni bir yöneten, bu ilişkiyi yönetilen kesim içerisindeki kendi çevresiyle yeniden inşa eder. Buradaki değişkenlik, çıkar çevrelerindeki kapsam/alan değişikliğiyle sınırlıdır. Fakat hegemonya olgusu, sistemin esası olarak devam eder. 
***
Bunu ülkemiz özelinde şöyle açıklayabiliriz. Örneğin ANAP hükümetleri döneminde yönetilenler olarak bu hegemonik ilişkiden yararlanan çevreler ile DYP veya AKP döneminde yararlananlar, kapsam olarak farklılıklar gösterebilirler. Ancak ülkedeki hegemonik ilişki esas olarak devam edegelmiştir. 
***
Yönetilenlerin yönetenleri desteklemesi yalnızca ideolojik, dinsel, politik tercihlerle sınırlı değil. Yönetilenler içerisinde aktif siyasi pozisyonda bulunan kesimlerden hangisinin desteklediği parti yöneten konumuna gelmişse, o kesimden insanlar iktidarın nimetlerinden yararlanmaya başlıyorlar. Tam bir “Bal tutan parmağını yalar” sözündeki gibi, kimisi az, kimisi çok yalar.  
Merkezi hükümetin dağıttıklarıyla birlikte, çok daha yaygın dağıtım yerel yönetimler yoluyla yapılmakta. 
***
İktidarın tabanındaki siyasal çevresinin geniş bir kesimine dağıtılan bu kamu kaynakları, Gramsci’nin hegemonya kavramına karşılık gelmekte midir?
***
Aslında toplumda orta direk olarak nitelenen kesimin erimesi, hegemonyanın sarsıldığının bir göstergesidir. İdeolojik, siyasal ve kültürel bir tükenişi yaşayan AKP iktidarı, ekonomik olarak da bir krizle karşı karşıya.  
Dolayısıyla iktidarın yeni bir hegemonya inşasına ihtiyacı var ama dağıtacak ne kaldı ki? Gölün suyu bitmek üzere, çeşmeler kurudu. Bu durum yönetilen ile yönetilen arasında büyük ölçüde rızaya dayalı hegemonya sisteminin bozulması değil midir? 
***
Burada bir yanlış anlamaya yol açmamak için, hegemonyanın kurulması, bozulması, yeniden inşası gibi süreci, salt hükümetlerin değişmesi babında düşünmemek lazım. Örneğin Cumhuriyet tarihimizde neredeyse 1980’lere kadar devam eden ekonomik alandaki kısmi korporatizm de hegemonyayı tesis eden geniş bir yapılanmaydı diyebiliriz. Yani hegemonya hükümete değil, devlete endeksli bir toplumsal ilişki düzeneğidir. 
************** 
NOT: Yazıyı bitirdiğimde AKP iktidarının Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyım atadığı haberi geldi. Bu ayrı bir yazı konusu ama şu kadarını söyleyeyim ki, bu bir hak gaspı ve demokrasinin temel özelliklerinden olan seçimleri yok saymaktır. İktidarın karakteristik siyasetinin (demokrasi düşmanlığı) bir parçasıdır.
***
Demokratik mücadele alanında çoktandır kaybederek gerilimden beslenen AKP iktidarı, yeni hak gaspları yoluyla gerilim ve çatışmacı politikalardan medet ummaktadır.     O kadar çaresiz kalmıştır ki, deneneni (önceki kayyım atamalarını) tekrar denemek yoluna girmiştir. Artık bunun bir sarı öküz hikâyesine benzememesi için muhalefet, sarı öküzü vermemelidir. Yoksa sıranın Ankara’ya, İstanbul’a gelmeyeceğinin bir garantisi yoktur!

Yorumlar (0)
açık
Günün Anketi Tümü
2023 öncesinde erken genel seçim olur mu?
2023 öncesinde erken genel seçim olur mu?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 21 27
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 20 24
14. Konyaspor 22 20
15. Ankaragücü 22 20
16. Antalyaspor 21 19
17. Kasımpaşa 21 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Bursaspor 22 39
3. Erzurum BB 21 38
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 21 17
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 25 51
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 25 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. Wolverhampton 26 36
8. Everton 26 36
9. M. United 25 35
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 25 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19