08.12.2021, 05:41

Her alanda gerileyen Türkiye’de kadınlar

Bazı fotoğraflar vardır ki, gördüğünüz andan itibaren hafızanıza kazınır. Ya canınızı acıtmıştır, ya da farklı duygularla içinizi titretmiştir. Zaman zaman da gerçekleşen olaylarla birlikte hemen gözünüzün önüne düşüverir o kareler...

Kadın/ kadın-erkek eşitliği deyince, benim hafıza albümümden gözümün önüne düşen ve içimi sızlatan ilk kare, 2005 yılında Binali Yıldırım Bey’in Bakan ve valiler ile yemek yedeği esnada, eşi Semiha hanımın başka bir masada tek başına oturduğu fotoğrafı oluyor. Çünkü bazen bir fotoğraf, insanın anlatabileceği kelime sayısından daha fazla şey anlatır.

Bu nedenle, geriye doğru baktığımda, kadın ve erkek eşitliği konusunda hazırlanan raporlarda, ülkemizin neden her yıl geriye düştüğü sorusunun cevabını bulmakta çok zor olmuyor.

***

Son yıllarda, kadına şiddetten, kadın ölümlerinden çok sık bahsetmeye başladık. Oysa bu tartışmaları şiddet ve ölüm üzerinden değil de, insan hakları ve cinsiyet ayrımcılığı üzerinden iyileştirmelerin nasıl olabileceği konusunda yapmalıydık. Ölümler ve şiddet, öncelikli konumuz olunca cinsiyet ayrımcılığı konusunu gündeme getirmek bizden hızla uzaklaşıyor. Lükse kaçıyor!

***

Sizi çok fazla rakamlara boğmak istemiyorum ama Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 15 yıldır “Küresel Cinsiyet Eşitsizliği” raporu yayınlıyor. Bu raporlar; cinsiyet ayrımları, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği, sağlık ve siyasi güçlendirme konularını kapsıyor. İzlanda’nın 89.2, Finlandinya’nın 86.1 yüzdelikle başı çektiği bu raporlarda Türkiye ne yazık ki her yıl basamak basamak geriliyor. Son hazırlanan raporda, Ruanda ve Nambiya gibi ülkelerin gerisinde kalarak, 153 ülke arasında ancak 133. sırada yer buldu. Son sıralardaki ülkelerin tamamı ise Asya ve Afrika ülkeleri.

Aslında bu tablolar da gördüğünüz gibi, kadına verilen değer, ülkelerin uygarlık düzeyi ile de paralel.

Kadınlarını karanlıkta tutan bir ülkede, gelişmekten ve ilerlemekten bahsetmek pek mümkün değil.

***

Yıllar itibarıyla tabloları incelerken gözüme takılan ve 6. sırada yer alan Ruanda’nın sıralamalarda yıllar itibarı ile yükselişi oldu. Bu yükselişlerinin açıklaması ise, var olan geleneklerini değiştirerek, kadının, finansal, eğitim, miras ve yönetim birimlerine erişme konusunda ciddi düzenlemeler yapmış olması...

Edindiğim bilgilere göre; 1994 yılında korkunç bir soykırım yaşamış olan Ruanda’da değişim 1999 yılında ve kadınlar sayesinde başlıyor. Parlamentosu dünya genelinde en yüksek kadın mevcuduna sahip. Meclis üyelerinin yüzde 61’ini kadınlar oluşturuyor. Ülkede, hükümet görevlilerinin en az yüzde 30’unun kadın olması konusunda anayasal şart koşulmuş. Ayrımcılığa yol açan yasalarda düzenleme yapmalarının yanısıra, cinsiyet eşitliğini teşvik ve denetleme amacıyla “Toplumsal Cinsiyet Gözlem Dairesi” biriminin kurulmasını sağlamışlar.

(Bu arada; listede bulunan Moldova, Türkmenistan, Ermenistan ve Benin gibi ülkelerinde kadınların eğitimi, ve diğer alanlarda olan yükselişi de dikkat çekici)

***

Her alanda gerileyen bir Türkiye’den bahsetmek zor ama bir rapordan daha söz etmek istiyorum. 2019 yılında Kadın, Barış ve Güvenlik endeksine göre; kadınların topluma katılımı, güvenlik duygusu, adalet erişimi konuları değerlendirilmiş ve bu tabloda “Kadın olmak için en kötü ükeler” başlığı altında, 167 ülke arasında 114. sırada olduğumuz belirtilmiş.Sırasıyla; Norveç, İsviçre ve Finlandiya, Danimarka, İzlanda, Avusturya ilk beş sırayı paylaşıyor. (Senegal, Benin ve Papua Yeni Gine bizim hemen arkamızdan geliyor. Sevinsek mi bilemedim!) Bu endekse göre de, dünya ülkelerinin yüzde 90’lık kısmının en az bir negatif cinsel ayrıcılık yapan yasaya sahip olduğu belirtilmiş. 2021 raporunu ve yeni sıralamımızı da merakla beklemekteyim...

***

Tüm dünya genelinde hala kadına yönelik şiddet ve cinsiyet ayrımcılığı kavramları tartışılıyor. Yıllık, aylık, haftalık, günlük kaç kadının öldüğü rakamsal olarak verilse de, ben kadına yönelik şiddetin çok daha fazla olduğunu düşünenler arasındayım.

Gönlüm istiyor ki; cinsiyet ayrımından bahsetmediğimiz, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olabileceği bir ülkeye sahip olma yolunda ilerleyebilelim. Bu doğrultuda, devlet tarafından, kadınları koruyacak, cinsiyet ayrımcılığını önleyecek yasaların oluşturulup/düzenlenip, yürürlüğe sokulması şarttır.

Eşitlik haklarınıza öncelikli sahip olan ülkelerden biri olarak, yukarıdaki listelerde ilk sıralarda yer almamız gerektiğini düşünürken Papua Yeni Gine bizden sonra geliyor diye sevinmek benim canımı acıtıyor.

***

"Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlere bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin!"(Mustafa Kemal Atatürk)

Sevgiyle kalın

Yorumlar (0)