Her şey eskisi gibi


Yıllardır ana muhalefet partisi olarak kalan CHP, “ne yapmalıyız” diye kendine sormuş olsa iktidara yürürdü. Acı söylemenin zamanıdır. Koltuk sevdalarınız sayesinde ülkenin hali perişan. Bir defa oturan, bir daha kalkmamak için yapışıyor koltuğa. 
Bir kural olması şart değil, olmuyorsa çekilmeli insan. İyi ve dürüst olmak maalesef yeterli olmuyor. Liderlik farklı bir meziyet, herkes yapamaz. Bu seçimin önemi bilinmesine rağmen, farklı şeyler yapılmıyor. Rakip aday Muharrem İnce de az oy almamış. Delege polemiğine girmek yerine, birlikte yürütmek için bir yol bulunabilirdi. 
Maalesef tüm partilerimiz öyle, kendini yeniden başkan seçecek kişilerle yoluna devam ediyorlar. CHP farklı, demokrasiyi savunuyor diyoruz ama eksiklerini de görmezden gelemeyiz. Kurultayda tek adayın olmaması bu anlamda güzel oldu. Demokrasiyi savunmak için, kendi içinde uygulaması gerekir. Bunu ne kadar başarıyor?
Partinin amacı iktidar olmaksa, nasıl oluyor da seçimlerde önemli gelişmeler sağlamayanlar yönetimde kalıyor?
Yönetenler nasıl seçiliyor? Delege oylarıyla. 
Delegeleri üyeler seçiyor da delege adaylarını kim belirliyor?
Benim listem, onun listesi yerine bizim adaylarımız olsa mesela. 
CHP’nin kurultayında, birkaç değişiklik dışında aynı ekiple devam kararı çıktı. Peki, parti en geç 2019’da olacak seçime nasıl hazırlanacak? 
Eskisi gibi mi? 
Kemal Kılıçdaroğlu iktidar olma yolunda daha önce yaptıklarından farklı olarak, ne yapmayı planlıyor? 
Cumhurbaşkanı adaylarını tüm üyelere mi soracak, delegeler mi seçecek yoksa Ekmeleddin Bey gibi bir sürpriz mi yapacak? Sağ kesimden oy alayım diye yine öyle bir aday mı çıkaracak? Kendisi mi aday olacak? 
Gönlümdeki aday, kendisi ve çevresi için değil de ülkesi ve halkı için çalışacak biri. Kendini halka anlatabilecek, inanacak ve inandıracak yetkinliğe sahip biri.   Böyle biri var mı bilmiyorum ama aranırsa bulunur. Yeter ki önceliğimizi     bilelim.
***
İstediğimiz gibi değişiklik olmadı diye başka partilere kayacaklar da çıkabilir ama CHP’yi savunanlar, eleştirilerini yaparak mücadeleye devam ederler. Eleştirilmeyi kimse sevmese de yapmak zorundayız. Sevilmesek de olur, yeter ki çözüm olsun. Eleştiriyi kaldıramayanlar da olacaktır, bunun için cesaretli olmak gerek. Doğruyu yapmak istiyorsak, eleştirileri de dikkate almamız gerek.
Yapılan her şey doğru diye kestirip atanlar demokrasiyi özümsememiş olanlardır. Demokrasiyi özümsemeden, ülkeye demokrasiyi getiremeyiz. Ülkenin yönetimine gelenler kendi doğrularını dayatıp, eleştirilere kulak tıkadığı için çıkmazdayız demek kolay. Bunu kendimiz ne kadar başarabiliyoruz? Önemli olan bulunduğumuz her alanda eleştirilere kulak kabartabilmek.  Özellikle yönetimde olanlar buna özen göstermeli. 
Ülkenin geleceğini belirlemek için, yeni çözüm yolları bulmalı. Koltuklardan kalkıp, el ele birlikte yürümeli. Oturulacak koltuk hesabı yerine, yeni stratejiler üretmeli. Örgütsel yapı üzerinde tartışılmalı. Yeni fikirlere kulak verilmeli. Ülke için, halk için ve halkın yararına.
Umarım, her şey güzel olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.