01.01.2018, 06:40

Her yeni yıl geleceğimizdir

Bir yılı daha geride bıraktık. Geleceğimizden yeni bir günü daha yaşamaya başladık. Aslında bunu farklı kılan bir şey yoktur. Onu farklı kılan, ondan farklı ve yeni beklentiler içinde olan insandır. İşin aslı, zaman akıp gidiyor. Bir dakika öncesi ile bir dakika sonrası, bir saat öncesi ile bir saat sonrası, bir gün ile ertesi gün, bir yıl ile ertesi yıl hep birbirini takip eder. Biri yaşanmıştır eskir, diğeri yaşanmamıştır, gelecektir. 
Zamanını iyi değerlendirip mutlu yaşayanlar, geleceğin daha güzel olacağını düşünerek umutlarını ve mutluluklarını artıracaklarını düşünürler. Dünden ve bugünden hayal kırıklıkları yaşayanlar umutlarını yarına, geleceğe bırakırlar. Onlar için de gelecek umuttur. Yaşamış oldukları olumsuzlukların geride kaldığını, yarınlarda daha iyi ve yeni şeylerin olacağını umut ederler.
Yeni yılın herkes için umut olması bundandır. 
Eski yıldan canı yanmışlar, yaşamlarını sıkıntılar içinde geçirmiş olanlar yeni yıla umutlarını boşa çıkarmaması yönünde, sitem içeren mesaj göndermek isterler. Bu yıl sosyal medyada yayınlanan böyle bir mesaj benim de hoşuma gitmişti. Daha 2018’e girmeden yayınlanan 2018’e sesleniş mesajı şöyleydi.
“Şimdiden sana sesleniyorum ey 2018. Zaten sormadan kafana göre geliyorsun. Efendi gibi gel, efendi gibi git. İstikrarlı ol, akıllı ol, sağlam ol. Bir verip, iki alma. Adamın canını sıkma, çileden çıkarma. Şunun şurasında üç yüz atmış beş gün ömrün var. Adabınla yaşa, çirkinleşmeden git. Giden sene gibi arkandan konuşturma milleti. “Hayatımın en güzel yılıydı” dedirt. Bunu yapabilirsin, bu potansiyel var sende. Zaten sen on numara bir yıla benziyorsun. Hadi gözüm bizi mahcup etme.”
Yaşadığı yıldan, 2017 den memnun olmayan birinin 2018 den beklentisi yukarıdaki cümlelerle ifade edilmiş.  Hem espri var, hem sitem var, hem umut var. 2018 kulağı çekilerek sevilmiş gibi. Ortaya hoş bir mesaj çıkmış.
 Bunun için derler her yeni yıl bir umuttur. Yeni yıl da, umut da gelecektir. Kimse geleceğini berbat hayal etmez. Herkes güzel düşünceler, güzel hayaller kurar yarınlar için. Ve bu umut, bu güzel hayaller  yaşamın devamını sağlar. Yaşamı için umutlu olmayan, yarınları için güzel hayaller kuramayan biri için yaşamın anlamı olmaz. Yani bu güzel umutlar yaşam için birer gerekçedir. Kimisi kendisi için umutlanır, kimisi çocukları için, kimisi ülkesi ve dünya için umutlanır. 
Ne kadar geniş düşünülürse o kadar huzur bulunur. Sadece kendisi için umutlanan aslında çok da mutlu olamaz. Zira ülkesinde herkes çok kötü bir yaşam sürüyorsa, birisinin her koşulda iyi yaşıyor olması insana mutluluğunu yaşatabilir mi?
Belki ama o zaman da ona insan denir mi?
Dünya savaşın eşiğinde ise, toplumlar huzursuzsa, savaş ha çıktı ha çıkacak, milyonlarca insan ölecek. Bilmem ne bombası atılacak. İnsanlar yanacak, nefes alamayacak, dünya yok olurken kim, nasıl mutlu yaşayabilir ki?
Sanırım hiç kimse böyle bir gelecek düşünerek yeni yılı beklemek istemez. En kötü koşulda bile; birileri çıkacak olumsuzlukları bertaraf edecek, dünya kurtulacak diye hayal kurar. Bu hayalin gerçekleşmesi için her insan bir şeyler yapar. En azından karşı duruşunu belirten bir ses çıkarır. İşte o ses umuttur. Gelecektir.
Geçmişte yaşananlar örf olmuş, töre olmuş, gelenek olmuş. Yaşanan günde de onların var olması için çalışan insanlar çoktur. Eski toplumlarda yaşayan insanların sayılarının bugüne göre az olması bu geleneklerin devam etmesini sağlamış. Oysa bugün ülkemizde olduğu gibi bütün dünya nüfusu oldukça fazla. Neredeyse topraklarda üretililenler, doğanın sundukları insanlara yetmez olmuş. Böyle bir durumda o eski geleneklerin yaşaması da zora giriyor. Yeni nesil eskilere pek aldırmıyor. Eskiler yeni nesili pek tatmin etmiyor. Yeni nesil yenilikçidir. Zaman değişiyor. Her gün, her yıl bişeyler değişiyor. Eskilere hayran olan bizler “nerede o eski bayramlar, hey gidi eski günler hey” deriz umutsuzca. Bu da eski ile yeninin çatışmasıdır.
Eskiye hayran olmakla eski kalıcı olamaz. Sadece eski biraz daha can çekişir. Toplumların gelişimini az çok bilenler bunu iyi görürler. İlkel toplumdan, ortaçağ toplumundan uzay çağına geldik. Bir çok inanışın ve dinlerin hakim olduğu toplum yapıları geride kaldı. Artık biat edenler azaldı, zaman daha ileri düşünmek, daha yenisini yaratma zamanı.
Bilimsel çalışmalarla toplumlar gelişiyor. Birilerinin hükümranlıklarını sürdürmeleri için eskiye biat edilmesi çabası çok da akıllıca değildir. Zaman akacak ve toplumlar değişecek. Bizim dileğimiz ülkemizde de bu can çekişen geçmişe özlemin yerini bilime, akla teknolojiye bırakması, onlara gereken ilgi ve desteğin artmasına katkı sunulmasıdır. Böylece ülkemiz gelişmiş toplumlar içinde var olmaya devam eder. Daha güçlü bir Türkiye, insanaları daha mutlu bir Türkiye oluşur.
Yeni yılın bu temenni doğrultusunda sizlere ve ülkemize  ışık tutmasını diliyorum.

Yorumlar (0)