12 Eylül sonrası özellikle B.Dalan döneminde işlerin yapılması ve aksamaması için valilik onayıyla geçici işçi alımı yapılmaya başlandı.  Geçici işçi alımı her altı ayda bir yenilenerek çalışanların sürekliliği getirilmeye çalışıldı. Geçici işçi olarak çalışanlar alanda çalıştırıldığı gibi mesleki eğitim ve diploması konumuna göre merkezde de çalıştırılmaktaydı. N.Sözen döneminde de bu durum devam etti, süreç içinde kadrolu işçi ve memur alımı bunların arasından yapıldı.
Geçici işçilerin sendikalı olmasıyla kadrolu işçi gibi sözleşmeden yararlandı. N.Sözen dönemindeyse önemli maddi ve manevi hakları kazanımları elde ettiler. İBB ve ilçe belediye çalışanların ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi, baskıların görece azalması demokratik hakların kullanılmaya başlaması bu döneme rastlar. Bu durum çok sürmez 1994 seçimleri ile hem İBB hem de ilçe belediyelerin yönetimleri değişir. 1989/94 döneminde işe giren ve kadro alan kim varsa baskı uygulandığı gibi çalışanların sendikalarının değişimi zorlanır. İktidarı elinde bulunduran güçlerin arka bahçesi olan sendikalar buralarda hem işçi hem de memur sendikalarında yetkili olur, diğer sendikaların üyelerine baskı şiddet uygulanır. Hatta İETT çalışanları yetki sorunu nedeniyle uzun bir süre toplu sözleşme yapamadı.
İBB ve bağlı kuruluşlarındaki kadrolu ve kadrosuz işçiler ki aralarında mühendis, mimar ve fakülte bitirmiş olanlar yıllardır çalışmakta. Aynı kadroda 657 sayılı devlet memuru yeni adıyla 4C statüsünde çalışan gibi görev yaparak sorumluluk üstlenmişler. Bu durum ta ki 31 Mart 2019 seçimlerinin sonrasında İBB' yi kaybetme ve 18 günlük yönetim değişimi ve sonrasında kayyuma atanması akabinde seçimin yenilenmesi döneminde çalışanları açlık ve işsizlikle korkutarak kendi partilerine çalışmasını istemekte.
Son günlerde bazı kişiler özellikle 18 gün İBB'yi yöneten 23 Haziran sonrasında tekrar başkan olursa 50.000 çalışanı işten atacağını çalışanlara söylemekteler. Oysa İBB ve bağlı kuruluşları ile taşeron da çalışanların toplamı ancak bu kadar. Bunun yanında İBB ve İSKİ de işçi mühendislerin kadrolu işçilikten sözleşmeliye geçmeleri istenmekte. Şayet yönetime geldiklerinde yıllardır söz verip yerine getirmedikleri 657 sayılı devlet memuru yapılacağı yapılan toplantılarda personel müdürleri ve daire başkanları vaat etmekte. İBB'nin Belnet kuruluşu ve çalışanları T3'ün personeli gibi çalışmakta. T3yönetimi seçimden önce ve şimdi tüm çalışanlara "sizleri teknoloji bakanlığına alacağız" vaadini vermekte.  
Merkezi iktidarı elinde bulunduran "erk" yerelde özellikle İstanbul gibi bir yerde kaybetme korkusu çamur atma, çirkefleşme yanında çalışanlarına baskı yaparak alanlarda çalışma yapmalarını     istemekte.
Birilerinin çıkar ve menfaatlerini kaybetme korkusu biat eden ve çalışanlarına baskı ve şiddet uygulamalarını artırmaya neden oldu. Biat eden ve çalışanlarına ben kaybedersem sizlerde kaybedersiniz demekte. Taşeron ve çalışanları, kendi kurumlarında çalışan ya da maaş alanların emek ve hizmet yapmadan aldıkları arpalıklar azalıp kesilecek korkuları var.
Seçilmiş ya da atanmış kamu kurum yöneticileri çalışanlarının ekonomik ve demokratik hakkı olan basın açıklamalarına dahi tahammül edemeyenler nedense kendilerinden icazet alıp konuşanlara göz yummakta.
Sormak gerekir İBB ve iştiraklerinde çalışanlara ne yaptırılmak isteniyor?
 

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.