16.11.2021, 05:41

İBB'nin CHP grubu sözde değil özde basın dostu olduğunu göstermeli!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ak Parti Grubu geçtiğimiz aylarda İBB meclisine bir teklif sundu.

İBB Meclisi'nin almış olduğu kararların halkımıza gazeteler aracılığıyla duyurulmasını, faaliyetlerden daha fazla haberdar olmasını, şeffaflık ilkesi doğrultusunda bu kararların yayınlanması ve ilan giderlerinin belediyemizce karşılanmasını teklif ediyoruz” şeklindeki teklif mecliste kabul görerek hukuk komisyonuna havale edildi.

Teklif 2021 Ekim ayı meclis oturumunda gündeme alınmadı.

Kasım ayı ilk oturumunda gündeme alınmadı.

Kasım ikinci oturumunda gündeme geleceği belli değil.

Tamam komisyonda reddedilmedi ancak iki aydır neden bekletiliyor?

Aslında birçok konuda uyumlu çalışan ve iş birliği yapan İBB'nin iktidar ve muhalefet grubu yerel basının yaşaması ve güçlenmesi gibi bu önemli konuya neden ilgisiz kalıyor?

***

Hele hele teklifte de bahsedilen; “Medyanın gelişmiş demokratik toplumlarda kamu otoritesi ve kamuoyu arasında bir köprü görevi görmesi, mevcut iletişim kanallarıyla toplulukların haber alma özgürlüğünün yerine getirilmesine yardımcı olduğu açıktır. Gazetelere destek olunması, gelişmiş ülkelerde de olduğu üzere sosyal sorumluluklar arasında yer almaktadır” ifadelerine rağmen bu teklife İBB Hukuk Komisyonu'nda 'ret' kararı çıkarsa bu durumun sorumlusu olarak Cumhuriyet Halk Partisi ciddi zarar görür.

CHP Grubu lafta değil, özde özgür basın dostu olduğunu bu teklifte ortaya koymalı.

Çünkü ortada hakikaten objektif, adil, basın dostu, kamuoyunu ilgilendiren, halkın menfaatine bir teklif var.

***

Teklifi getiren Ak Parti ve MHP grubu.

Teklife olumsuz bakmayan CHP grubu.

Teklifi hukuk komisyonuna gönderen İBB Meclisi'nin tamamı.

Teklifi bekleten kim?

Teklifin unutulmasını bekleyen kim?

Teklifi öne almayan kim veya kimler?

Teklifin ötelenmesini bekleyen kimler?

***

Ortada işin İBB'ye maliyeti yıllık taş çatlasın 15-16 milyon TL.

Bu rakamı nerden mi çıkarıyorum.

Bu arada sadece Basın İlan Kurumu'na kayıtlı gazetelere reklam verilmemeli.

Ciddi anlamda yayınlanan diğer gazetelere ve hatta web sitelerine de reklam verilmeli.

Bu kurumlar nasıl tespit edilir derseniz?

O yayın organlarından kurumsal belgeler, vergi levhaları, kira kontratları, resmi çalışan personel listesi vs. istenerek belirlenebilir.

Aksi halde ben haber sitesiyim diyen, vergi ödemeyen, kira kontratı olmayan, personel çalıştırmayan, anlayacağınız emek harcamadan, araklama habercilik yapan binlerce haber sitesi görünümlü yayınlar var.

Öncelik hakkı ciddi kurumsallaşan, vergi ödeyen, gazeteci çalıştıran, sorumluluk üstlenen yayın organlarının olmalı.


 

Cumhurbaşkanlığı önergesi yanlış yorumlanıyor

Cumhurbaşkanlığının 30 Haziran 2021 tarihinde tasarruf tedbirleri genelgesi adı altında yayınladığı 'Basın ve yayın giderlerine düzenleme' bölümünün ise yanlış yorumlandığı bilgilerine ulaştım.

Bu genelge ile ilgili birçok yetkili ile görüşme sonucu şu bilgileri edindim: “Genelge kesinlikle gazetelerin alım, satım ve reklamlarını yasaklamıyor.

Sadece belediye başkanları başta olmak üzere kişisel reklam ve afişleri yasaklarken, belediye ile alakalı çalışmaların ve hizmetlerin anlatılmasını, reklam edilmesini, haberleştirilmesin, duyurulmasını destekliyor.”

ibb


 

BASIN İLAN KURUMU PANDEMİDE

BASININ YANINDA OLDU


 

Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatımda Basın İlan Kurumu Genel Müdürü görevinde 5-6 kişi tanıdım.

Bu genel müdürler içerisinde diğerleri beni bağışlasın bir Mehmet Atalay dönemi sanırım (2007-2015 yılları arası) gerçekten başarılı bir dönem olarak kayıtlara geçti.

Kurum resmi ilan gelirlerini artırdı.

Kurumda kurumsallaşma ve dijital sisteme uyum hızlandırılarak hayata geçti.

Ülke genelinde kurumun temsilcilikleri ve şubeleri arttı.

Bir de 2019 yılında göreve gelen ve halen bu görevi sürdüren Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Rıdvan Duran gerçekten başarılı işlere imza atmayı sürdürüyor.

rıdvan duran

 

Örneğin dünya ilk defa bir pandemi dönemi yaşarken BİK Genel Müdürü Rıdvan Duran, pandemi sürecinde resmi ilan ve reklam alan süreli yayınların yerine getirmek zorunda olduğu şartlardan olumsuz etkilenmemeleri ve gazetecilik faaliyetlerini eksiksiz sürdürebilmeleri için aldığı tedbirler yayın organlarına ilaç gibi geldi.

***

BİK, resmi ilan ve reklam yayınıyla alakalı süreli yayınların, salgınından minimum etkilenmesi için, yayınların mevzuat gereği yerine getirmek zorunda olduğu fiili satış, teslim yükümlülüğü, kadro sayısı ve benzeri şartları kapsayan bazı kararlar almıştı.

Yayınların ilgili mevzuat uyarınca aranılan fiili satış adedine (baskı-bayi-abone vs.) ilişkin düşüşler, bazı aksaklıklar, 23 Mart 2020 Pazartesi tarihinden itibaren mücbir sebep kapsamında değerlendirilirken, bu karar bu tarihe kadar sürmekte.

2020 yılında baş gösteren salgının etkileriyle mücadele başta olmak üzere basın sektörünü zorlayan tehditlere karşı önlemler alan Basın İlan Kurumu, sağladığı maddi destek paketleri ve kolaylıklarla gazetelerin ve gazetecilerin yanında oldu.

***

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Rıdvan Duran geçtiğimiz günlerde Trabzon’da yerel basın temsilcileriyle buluştu ve önemli mesajlar verdi:

Teknolojik gelişmeler birçok sektörü değiştirdi, dönüştürdü. Basın sektörü de bundan nasibini aldı. Üstüne bir yılı geçen bir süredir devam eden pandemi ve ona bağlı kısıtlamalardan şüphesiz en çok etkilenen sektör de yine basın oldu. Şartlar her ne olursa olsun biz kurum olarak gazetelerimizin hele hele yerel gazetelerimizin yanında olduk. Bu istişare toplantıları ile sizlerle daha yakın, güçlü bağlar kurduğumuza inanıyor, karşılıklı olarak sektörün büyümesi adına çalışmalar yapıyoruz. Birbirimizi dinliyor, durum analizi yapıyor, sorunları masaya yatırırken, çözümleri de birlikte bulmayı murat ediyoruz. Çünkü biz sektörün ancak böyle büyüceğine, gelişeceğine inanıyoruz. Her gittiğimiz ilde olduğu gibi Trabzon’da da yakaladığımız atmosfer, gazetecilik geçmişinden süzülen tecrübeler bizi gelecek adına umutlandırıyor. Şartlar her ne olursa olsun “haber beklemez” prensibiyle hareket eden, toplum yararına çalışmanın en görünür safı olan siz gazetecilerle yaptığımız istişare toplantıları bu manada çok kıymetli. Etik, doğru, hızlı, tarafsız haberciliğin artık elmas kadar değerli hale geldiği bu zamanda, haber üretim süreçlerine olan hakimiyetinizin dijital gazetecilik alanına yansıması da ciddi beklentiler arasında. Tık haberciliğinin artık bir değeri yok. Özgün ve yerel haberciliğin önemi her geçen gün artıyor.”

Yorumlar (0)