09.07.2020, 06:12

İktidarın gitmesini bekleyen anamuhalefet

Korona virüsü salgınının en yakıcı günlerinde siyasetin ana tartışma konularından biri yardım kampanyaları olmuştu. CHP'li belediyelerin kampanyalarına yasaklanıp toplanan paralar bloke edildiğinde iktidarın neden bu kadar irrasyonal görünen bir hamle yaptığını izah etmeye çalıştığım yazının (https://www.gazetedamga.com.tr/erdogan-neden-boyle-yapiyor-makale,3193.html) sonunda şöyleydi:
"... Ve karşısında, 'bizim belediyelerimize hizmet yaptırmıyorlar' diye sızlanmanın ötesine geçemeyen, süreçlere alternatif politik düzen ve özerk siyasi söylem geliştiremeyen, vizyonu buna yetmeyen, cesareti kurulu düzen sınırlarını aşamayan bir muhalefet var. Mevcut yapının ve sistemin sonuna doğru gidildiğinin işaretlerine rağmen muhalefetin durumu bu: İktidar kendi düşsün diye beklemek."

***
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 26 Haziran'da Deutsche Welle Türkçe’nin YouTube kanalındaki canlı yayınında bunu açıkça söyledi: "Erdoğan’ın gidici olması için özel bir çaba harcamaya gerek yok. Çünkü, kendi sonunu kendisi hazırlayan bir lider konumunda.”
Bu pasifizmin itirafı kendi içinde çelişki de barındırıyordu. Çünkü bu cümlelerden önce şunları söylüyordu Kılıçdaroğlu:  “Türkiye’nin nereye gittiği belli. Rejim değişti malum, demokrasisi, yargısı, yürütme organı vesayet altında olan hatta parlamentosu vesayet altında olan ülkede yaşıyoruz. 20 Temmuz’dan sonra bir sivil darbe oldu. Tek adam vesayet rejimi var."
Kılıçdaroğlu 'rejimi değiştirmiş, kuvvetleri vesayet altında toplamış, darbe yapmış bir vesayet rejimi' olarak tespit ediyor durumu. Bu ahval ve şerait içinde iktidarın kendiliğinden gidici olduğuna inanıp bekleme modunda kalmak, alternatif politik düzen ve özerk siyasi söylem geliştirememenin, kurulu düzenin sınırlarını aşamayan bir cesaretin daha doğrusu cesaretsizliğin itirafından başka nedir ki?

***
Sözlerinin devamında ekonomideki kötü verileri sıralayan Kılıçdaroğlu bu tablo nedeniyle Erdoğan'ın zaten 'gidici' olduğunu savunuyordu. "Millet artık bıkmış vaziyette, bunlar gidecek" diye devam ediyordu. Peki diyelim ki iktidar bir şekilde o kötü verileri değiştirmenin yolunu bir şekilde buldu. O zaman ne olacak? "Yok, nasılsa bir yolunu bulması mümkün değil" diyorsanız, bu durumda seçim vakti gelip çattığında halkın yeterli çoğunluğu "İktidar nasılsa gidici" söylemiyle siyaset yürüten bir partiyi mi alternatif görüp tercih edecek?

***

'Gidici' iktidarın, gitme şekli ve zamanı CHP lideri Kılıçdaroğlu için tabii ki ilk seçimler. Bu seçimlerin de erken olacağı inancı. Seçime kadar bekleme/sabretme pozisyonu da Kılıçdaroğlu'nun şu sözleriyle net ortaya konuluyor: "... Dolayısıyla demokratik yollardan Türkiye'de bir iktidar değişimini gerçekleştirmenin bana göre önkoşulları büyük ölçüde hazır. Seçim bekliyoruz. Erdoğan “Erken seçime gidiyoruz” dedikten sonra parlamentodaki AK Parti ve MHP 'evet' diyecektir ve dolayısıyla erken seçim kararı alınacaktır. Burada bir başka tablo ortaya çıkabilir. Gelişen bütün olumsuz tabloya MHP ortak olmak istemeyebilir. O nedenle 'Ben (Bahçeli/MHP) artık destek vermiyorum parlamentoda' diyebilir. O zaman Erdoğan zorunlu olarak erken seçime gitmek durumunda kalabilir."
Kılçdaroğlu'nun tüm ifadeleri, anamuhalefetin sahip olduğu yegane stratejinin şu olduğunu özetliyor: İktidar veya iktidardaki ittifak, kendi iç dinamiklerinin sonucu olarak kaybedeceği bir seçime girecek. 

Yorumlar (0)