Son on altı yılda, AK Parti neden sürekli iktidar koltuğunda, CHP’nin eli neden muhalefet olmaya mahkum diye sorulduğunda, yanıtı, her iki siyasi partinin performanları ve yüzlerini çevirdikleri rotalarında gizli…
*
CHP, muhalefet olmanın gereğini yapıp aslanlar gibi muhalefet rolü oynarken, AK Parti ise hem kendi kendine muhalefet etmenin, hem de değişerek, dönüşerek iktidar yoluna taş döşmenin bir sonraki hamlesini hesaplıyor.
*
AK Parti siyasetine karşı muhalefet bayrağını sallayan CHP, rakibiyle mücadele önceki genel başkan Deniz Baykal ve mevcut lider Kemal Kılıçdaroğlu ile mindere çıkarken, karşılarında, sadece R. Tayyip Erdoğan değil, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Binali Yıldırım gibi siyasetin ağır topları da vardı.
*
Parti dinamiklerini diri tutmak ve sürekli ateşlemek için bir dizi siyasi kombinasyonu ajandasına not eden ve yeri geldiğinde planını devreye sokmak için en ufak bir şekilde tereddüt etmeyen Erdoğan’ın aksine, CHP’deki hantallık ve taklitçi siyaset anlayışı, muhalefeti her daim iktidarın gerisinde kalmaya itti ki bu, demokrasi açısından olduğu kadar ülkenin beklenti üzerinde gelişmesine de engel vuran bir durumdu.
*
AK Parti, cumhurbaşkanı adayını kendi içinden ve firesiz bir bütünlükle çıkartırken, CHP, kendi genel başkanına güvenmeyen bir anlayışla, partiyle hiç alakası olmayan bir başka siyasi figürü partililerin önüne koydu, “Tıpış tıpış oy vereceksiniz” dayatmasını yaptı.
*
İktidardaki AK Parti, kısa sureli de olsa Abdullah Gül ile başlayan başbakanlık sürecine dört isim sığdırırken, CHP, on altı yıllık siyasi hareketini Baykal ile Kılıçdaroğlu arasında sıkıştırmak zorunda kaldı. Genel başkanlık dışında hiçbir siyasi rekabet çıtasını aşamayacağı, iktidar koltuğuna oturma fırsatını elde edemeyeceği bilinen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “2019 başkanlık seçimlerinde her kesimden oy alacak birisini aday göstereceğiz” beyanı dahi CHP seçmenini kendisine getirmediğine göre, ya partililer ciddi bir akıl tutulması yaşıyor, ya da CHP içindeki sistem bir türlü devre dışı bırakılamayan antidemokratik bir yapının ürünü.
*
Muhalif bir partinin genel başkanı seçim üstüne seçim kaybettiği halde hala o koltukta oturuyorsa…
*
Muhalif bir partinin genel başkanı, yıpranması gereken bir iktidarı her geçen dönemde daha da güçlü bir konuma getirtecek siyasi atraksiyonlara imza atıyorsa…
*
Muhalif bir partinin genel başkanı, başkan adayımız her kesimden oy alabilecek birisi olacak derken, kendisinin, her kesimden oy alma ihtimali bulunmayan bir genel başkan profilinden ibaret olduğunu itiraf ediyorsa..
*
Muhalif bir partinin genel başkanı,başkanlık seçimlerinde partimin adayı ben olacağım diyemiyorsa…
*
İktidardaki siyasi parti, on beş milyonluk İstanbul’daki ilçe teşkilatlarının üç’te ikisi’ni değiştirirken, muhalif bir partinin genel başkan, teşkilatlarına göz ucuyla bakıyorsa…
*
Ne sen CHP’nin bu ülkede bir gün iktidarda olacağı hayalini kur, ne de ben AK parti ve devamındaki herhangi bir muhafazakar partinin muhalefete düşeceğini filan gündeme getirmiş olayım.
*
O halde…
CHP neden hep muhalefette, AK Parti ya da diğer siyasi partiler niye iktidara bu kadar yakın diye soruyorsan, yanıtı oldukça basit birader!
*
CHP, muhalefette kalmanın gereğini yapıyor, AK Parti ve diğerleri ise iktidarda kalmanın gereğini…
*
Bu yüzden de…
İktidar olmak da kendi kendine muhalefet yapmak da iktidar partisine düşüyo. Bir taraftaki yerleşik iktidarsızlık ruhu, diğer tarafı doğal iktidar gücüne hakim konuma sokuyor ki, siyasetteki bu kısırlık, döngüdeki kısırlığın da ateşleyecisi oluyor.
*
Her kesimden oy alacak siyasi bir profile sahip olmadığından emin bir genel başkan düşünün, her kesimden oy alabilecek birisini aday göstereceğini emin bir şekilde söylemesini aklınızda mantığınızda tartın, bu nedenle ahaliden oy istemesinin siyasetteki karşılığını bulun, sonra da bu genel başkanın iktidara yürüdüğünü vaat etmesine bir isim koyun…
*
Yeminle, ben bulamadım, aklıma ilk anda gelense iktidar’sızlık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.