İBB’yi kazanan İmamoğlu seçim çalışmalarında, seçim gecesinde ve sonrasında süreci çok iyi idare etti. Barışçıl, kapsayıcı, hak ve adalet konusunda dirençli bir dil kullanan İmamoğlu, ülkedeki medyanın notunu da etik çerçevede verdi. Zaten bu not, medya etiği ve sorumluluğu açısından “Havuz medyası”, “Yandaş medya”, “Yalaka medya”, “Candaş medya” vb. adlandırmalarla çoktan verilmişti. 
***
İmamoğlu şöyle konuştu: “Buradan sesimi duyurmak istiyorum. Medya insanları bilgi alma haklarını korumak zorundadır. Bazı medya kanallarını anladık, onları bir kenara koyuyorum. Anadolu Ajansı da dahil. Ama bazı aileler, bazı iş insanları var ki onlarca yıl ailelerinin büyüklerinin kurduğu, bugüne getirip taşıdıkları soyadlarıyla Türkiye’ye örnek olmuş iş insanları var. Ben onların patronluğunu yaptığı medya kanallarında sesimin kısılmasını, onlar adına değil, geçmişleri adına, aileleri adına, üzüntüyle takip ediyorum. Rakibimiz adına 10 kişi konuşuyor, her birini naklen veriyorlar. Benim de onlara cevabım var, beni neden göstermiyorsunuz? Ben basın açıklaması yapıyorum, rakibimiz adına konuşanların cevabını yayınlıyor benimkini yayınlamıyor. Benim söylediğimi insanlar duymazsa o insanın bana verdiği cevaptan ne anlayabilir? Böyle adalet olur mu? İsim veriyorum, NTV’yi, Habertürk’ü, Ciner ailesini, CNN Türk’ü, Demirören ailesini takip ediyorum. İş dünyasına yaptıkları katkılardan dolayı kendilerini uyarmayı kendime hak gördüğüm için uyarıyorum. Gün gelir isimlerini anmaktan bile vazgeçerim. Bizi daha fazla dünyaya rezil etmeyin.”
***
Seçim ve sonrasında İmamoğlu’nu görmeyen söz konusu medya, bu açıklamanın ardından İmamoğlu’nu gördü. İmamoğlu medyayı tehdit etti diye manşet attılar. Demirören Grubu’nun Hürriyet, Milliyet, CNN Türk adlı yayın organları “İmamoğlu’nun medyayı tehdidini üzüntüyle takip ediyoruz” başlığını kullandılar. Demek ki öyle olmaz, böyle olurmuş! 
***
Medyayı üretimle, ticaretle iştigal eden bir şirketten ayıran temel değer, diğerlerinin sorumluluğu kendi iş yapısı ve alanlarıyla sınırlıyken, medyanın habercilik alanında oluşu ona toplumsal ve bunun gereği olan ahlaksal bir sorumluluk yüklemektedir. Şirketlerin ürünlerinin fiyatı pazarda oluşurken, medyanın ürünlerinin fiyatı pazarda oluşurken onun işlevsel değeri toplum/okuyucu tarafından oluşturulur.
***
TRT ve Anadolu Ajansı habercilik ve yayıncılık açısından iktidarın sesi olarak dibin sonsuzluğuna doğru bir hayli yol katettiler. Bu kurumlar vergilerimizle ayakta duruyorlar. Birer propaganda makinası haline getirilen bu kurumlar özelleştirilmeye açılsa, kimsenin alacağını sanmıyorum! 
***
Özel sektör medyanın ise neredeyse tamamına yakını iktidarın emrinde. Öyle ki, bir orkestra şefinin bageti nasıl sallanıyorsa, ona göre çalıyorlar. Bunlarda ne ararsanız var ama habercilik yok!
Utanç İnsanın Çok Değerli Bir Özelliğidir
İsveçli büyük yönetmen Ingmar Bergman’a sormuşlar. “Gidişat kötü, dünya nasıl kurtulacak?” Bergman “Utanç” diye yanıtlamış, “Dünyayı bir tek utanç kurtarabilir.” 
***
Utanç, insanın ve ahlakın başat bir öğesidir olup vicdanla bağlamlıdır. Yüzü kızaran insandan korkmayınız, çünkü onda hala utanma duygusu vardır. Utanan insan, utanç verici eylemlerden uzak durur veya utanç verici eylemlerini terk ederek, onları aşar! (Tolstoy’un “Diriliş” romanının teması budur). 
***
Bir toplumda ve kurumlarında utanmazlık ne kadar artarsa artsın, o utanmazlıkları utanma duygusu olanlar yenecektir. Medyanın neredeyse %90’nını elinde tutan bu kesimin basın-yayın organları diplerde sürünüyor. Toplumda bunların gazeteleri satmıyor. İktidarın gücüyle kamu kurumlarına her çeşidinden bolca alımı yaptırılıyor. Örneğin daha yakın zaman önce Hürriyet gazetesinin gösterildiği gibi satışının 270 bin değil, gerçek tirajının 60 bin olduğunu yazan içeriden bir gazetecinin işine son verildi. Dijital ve sosyal medya gazete satışlarını düşüren başlıca bir etken ama, en az bunun kadar önemli bir neden de basına güvenin kalmaması. Reklamlar farklı ilişkiler yoluyla alınıyor. 

Utanç dedik; o haberleri yapanlar, 
o köşeleri yazanlar… 

Sonra da İmamoğlu gerçekleri suratlarına çarpınca; iktidar sözcüleri de dahil, koro halinde medyayı tehdit ediyor demeye başladılar. 
***
Ne diyor İmamoğlu “Rakibimiz adına 10 kişi konuşuyor, her birini naklen veriyorlar. Benim de onlara cevabım var, beni neden göstermiyorsunuz? Ben basın açıklaması yapıyorum, rakibimiz adına konuşanların cevabını yayınlıyor benimkini yayınlamıyor. Benim söylediğimi insanlar duymazsa o insanın bana verdiği cevaptan ne anlayabilir? Böyle adalet olur mu?” 
***
Yalan mı?
Haydi buna cevap verin! Kime ne kadar zaman ayırdığınızın, neyi nasıl haber yaptığınızın kayıtları ortada. İmamoğlu’nun lisan-ı münasip bir üslupla medya dünyasındaki bu son derece utanç verici duruma yaptığı eleştiriyi bile tehdit sayanlara: 
*** 
Kayıtlarda da mevcut olduğu üzere Erdoğan’ın 2014 yılında başbakanken, Milliyet gazetesinin patronu Erdoğan Demirören’i ağlatması tehdit değil de nedir?
***
Sedat Peker’in 'Barış İçin Akademisyenler'e yönelik "Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve kanlarınızla duş alacağız" sözleri (ki, bu sözlerinden beraat etti!); silahlanın çağrısı ve 31 Mart seçimleri sonrasında “Devlet sokağa çıkın derse çıkarız” sözlerini tehdit olarak görmeyenler, köşelerinde bu şantajcı açıklamaları eleştiren bir yazı dahi kaleme almayanlar İmamoğlu’nun konuşmasını tehdit diye lanse ediyorlar. Toplumun muhalif kesimleri üzerine bunun gibi yüzlerce tehdit boca edilecek ama bunlar, devletin ilgili kurumları ve medya tarafından görmezlikten gelinecek. Utanın! 
***
Bir plak şirketinin alametifarikası olan “Sahibinin Sesi”, plakta çok güzel ve anlamlı duruyor. Fakat bir medya organının sahibinin sesi olarak durması, son derece çirkin ve alçaltıcı! 
*** 
Bu seçimin bir kaybedeni de iktidar medyasıdır! Sizlere milyonlarca lira pompalanabilir. Ama bu sizi ne gazeteci ne de ahlakı bir insan yapar! Sanmayın ki sizler birer gazetecisiniz! Sizler iktidarın birer tetikçisisiniz! Sizler birer sürüngensiniz.  

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.