16.01.2021, 05:48

İmamoğlu'nun gelmeyen mektubu

Geçtiğimiz gün bu yazımı yazmama katkı sunan ve artık başkan demekten vazgeçtiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok kızdıran 'sözde' cümlesine benzer bir telefon alıyorum.
-Alo, buyurun.
-Merhaba ben İBB Sivil Toplum Örgütlerinden bilmem kim. Fakir Yılmaz ile mi görüşüyorum?
-Evet benim buyurun..
-Efendim kayıtlarımızda federasyon başkanı olarak görünüyorsunuz.
-Evet buyurun ben Fakir Yılmaz Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı ve Gazeteciyim.
-Efendim ben İBB'den arıyorum. Öncelikle sizi başkanım, Sayın Ekrem İmamoğlu adına arıyor ve selamını iletiyorum.
-Teşekkürler, buyurun.
-Başkanım bizden iki arkadaş sizi ziyaret edecek ve sayın başkanın bir mektubunu size ulaştıracaklar. Müsaitseniz sizi yarın ziyaret etmek isteriz. Yerinizde misiniz diye sizi aradım ve rica etsem adresinizi alabiliriyim..
-Tabi, başım üstüne buyursunlar.. Adresimiz Şişli kaymakamlığı, Abide-i Cadde, Palazoğlu sokak, falan apartman, filan no, kat 2 ve Şişli kaymakamlığı karşısı sokak.
-Teşekkür ederim yarın saat 15-30'da arkadaşlar gelecekler ve size sayın başkanın mektubunu ulaştıracaklar.
-Tabi buyursunlar memnun oluruz.
-Peki görüşmek üzere iyi günler.
Diyor ve diyorum..
Nazik sesi ile beni arayan hanımefendi telefonunu kapatmak üzereyken ben telefonu kapatmıyor ve 'bu kez benim sizden ricam şimdi biraz beni dinler misiniz, ben sizi dinledim müsaitseniz sıra bende. Bende bir şeyler demek isterim.' diyorum
Karşıdaki nazik ve görevini yapma rahatlığı ile beni dinlemeye başlıyor, başkanlığını Hasan beyin yaptığını bildiğim, bizzat makamında ziyaret edip, iade-i ziyaretini 8 aydır beklediğim İBB'nin Sivil Toplum Örgütlerinin sorumlusu hanımefendi.
Ve ben başlıyorum konuşmaya, anlatmaya.
-Hanımefendi öncelikle teşekkür ediyorum ve yarın arkadaşları belirttiğimiz saatte bekliyorum. Ancak sizin göreviniz nedir bilmiyorum ama eğer toplantılara katılma yetkiniz ve öneri yapacak kadar yetkiliyseniz lütfen diyeceklerimi başta Hasan beye olmak üzere stkların göz ardı edilen desteğiyle o makamda bulunan başkan İmamoğlu'na diyeceklerimi iletebilecek misiniz?
-Hayır efendim, benim işim sadece sizi dinlemek ve dediklerinizi not alıp, başkanımız Hasan beye ve yönetimine ulaştırmak.
-Peki, anlaşıldı ama yine de ben diyeceklerimi diyorum ve lütfen not alın ama dediklerimi iletirseniz memnun olurum.
-Tabi buyurun dinliyorum.
-Hanımefendi arkadaşlar gelsin ve getirecekleri mektubu getirsinler. Ama bu, 'sözde' ve suyu çıkan samimiyetsiz telefonları, ziyaretleri artık bir kenara bıraksınlar. Çünkü, stk'ların da katkısıyla seçildiğini unutan başkan İmamoğlu seçildiğinden beri bu tür 'sözde' ve samimiyetsiz mektupları ve arada bir telefonla aratmaları artık gına getirdi. Ve bu kaçıncı bilmem ama benim ve benim gibi birçok insanın kendisiyle görüşme talepleri, randevuları bugüne kadar cevap bulmadığı gibi kendilerine ilaç gibi yetişen pandemi denen şu bela dolayısıyla başta kira sorunu olmak üzere birçok konuda zorda olan stk'lara destek olması için yapılan çağrılar bugüne kadar cevap görmediği gibi gerek görüşme talebimiz gerekse sorunlarımız konusuna yaptığımız çağrılara bugüne kadar olumlu ya da olumsuz bir dönüş bile olmadı. Kaldı ki bu dediklerimi başkana ya da başkana yakın olanlara ileteceğinizden bile şüpheliyim. Ama yine de diyeyim, çünkü aha seçimlere az bir zaman kaldı bilin istedim...
-Yok başkanım, dediklerinizi kesinlikle ileteceğimden şüpheniz olmasın, not alıyorum, Hasan başkana ve sayın idarecilere ileteceğim..
Tamam teşekkürler, yarın görüşmek üzere hoşça kalın.
Deyip, telefonu kapatıyorum.
Ve birlikte torunuma aldığım ama ayağı kırık çıkan Noel baba oyuncağını aldığım iş yerine geçiyor, birde döner dürümü paketletip yeniden günlük koşuşturmaya devam ediyoruz.
Ve bir başka tel görüşmesi sırasında gelen başka çağrıya bakıp, görüşmemi bitirdikten sonra geri dönüyorum ben başkasıyla meşgulken ısrarla çalan telefona.
-Alo buyurun Fakir Yılmaz beni aradınız, meşguldüm özür dilerim.
-Evet, yine ben, İBB'nin stk'larla iletişim bürosundan..
-Buyrun..
-Efendim biraz önce size geleceğimizi ve başkan İmamoğlu'nun mektubunu getireceğiz demiştim ya
-Evet
-Efendim biz yarın gelemeyeceğiz, arkadaşların başka programı varmış ondan bilgilendireyim dedim
-!!!
-Peki olur, siz bilirsiniz..
-Tamam teşekkürler
deyip telefonu kapatıyor İBB'nin hanımefendisi..
Ve ben kapanan telefona baka kalırken kendi kendime gülümsüyor, çok bilmiş kendime de kızıyorum ve şüphemi gidermek için birazda beni gün boyu iki kez arayan telefona geri dönüyor ve diyorum ki;
-Hanımefendi bu kez de ben.
-Buyurun başkanım.
-Ya bu ziyareti iptal ettiniz ama benim içime bir kurt düştü.. Olaki benim sitemlerimi bildirdikleriniz 'Oooo çok şey istiyor o başkan da.. Yoksa boş ver mi dediler de bize yapacağınız ziyareti ve başkanın mektubunu getirmekden o yüzden mi vaz geçtiniz?..
-Olur mu ya başkan inanın ondan değil...
Dese de ben tamam deyip, yeniden kapatıyorum, 'sözde' ve samimiyetsiz olduğunu bildiğim bu beni geren ama üzen telefon görüşmesini..
Çünkü bu ülkede gerek iktidara gerekse muhalefete ne mektup ulaşır nede mektup alınır gibi 'sözde' ve samimiyetsiz bir durumun yaşandığını unutmuştum.
Ve bu yazıdan birkaç yazı öncesi kendisinin fikrine katılmayan, küçük ya da büyük bir eleştiri yapan herkesi terörist ilan etme alışkanlığı içinde her geçen gün puan kaybeden ve benim de savunduğum başkanlık sistemi ardından başkan olan Erdoğan'a yazdığım açık mektubu hatırlıyorum..
Ama benim de birçok insan gibi kendisine sitem edip, artık başkan demekten vazgeçip, sadece halkın seçtiği cumhurbaşkanı olarak saygı duyduğum Recep Tayyip Erdoğan'a yazdığım açık mektubumun kendisine ulaşmadığından şüpheli olduğum gibi muhalefetin ittifakı ve stk'lar gibi bir çok insanın kızdığı iktidara ders vermek adına oy verip, seçilmesine katkı sunduğu İBB Başkanı İmamoğlu'nun da matbaada basılıp, çoğaltılan 'sözde' ve samimiyetsiz mektubu da bana ulaşmamış oldu, benim saf saf iyi niyetle ettiğim sitemlerim yüzünden.

Yorumlar (0)