11.07.2020, 06:09

İnançta sapmanın nedenleri (2)

Kur'an'ın ve İslam'ın tam olarak anlaşılması için Sünnet (Hadis), müracaat edilecek tek kaynaktır.
Bu denli önemi olan hadislerin sağlıklı ve kesin olmasına dikkat etmemek, titizlik göstermemek düşünülemez.
*
Sahih hadislerle sıkıntısı olanlar bizi ilgilendirmez. Hassasiyetimizi dile getirince 'Hadis düşmanı' ilan edilmek isteniyoruz. Hadisler dahil sünnetin tüm çeşitlerini inkar etmek, yok saymak birilerinin inancı olabilir, bu bizi ilgilendirmiyor ama üzüyor.
*
Bizim derdimiz, Kur'an'ı anlamada kullanılacak kaynağın sağlam olup olmadığını araştırmaktır. Bunun hadisi veya sünneti reddetmekle uzaktan yakından alakası yoktur.
Zira, doğru ve kesin bir şekilde anlaşılmasını istediğimiz şey herhangi bir kitap veya bilimsel bir kitap olmayıp, Allah'ın Kitabı Kur'an'dır. Denebilir ki, bu hassasiyeti göstermeden inanç konulu yazı veya kitap yazanların çalışmaları boşuna emektir, hatta büyük hatadır. Biz, bile bile bu hataya düşmeyiz.

Bu açıklamadan sonra konumuza geçebiliriz.
*
Bugün İslam dünyasında hadis adıyla muteber kabul edilip öğretilen binlerce ifade var. Bunların neredeyse %90'ı Kur'an ile çelişkilidir.
*
İslam öncesinde de Peygamberimizin en yanında olup, vefatından sonra da İslam'a eşsiz hizmetler yapanların doğal olarak en çok hadisi rivayet edenler olması gerekir. İsimleri İslam'a üstün hizmetleriyle ünlenmiş kimselerden örnekler verelim: Bunlardan (4 Halife) ki,
Hz Ebu Bekir 142 tane,
Hz Ömer 50 kadar,
Hz Ali 50 kadar,
Hz Osman sadece 5 veya 9 tane hadis rivayet etmiştir.
Zübeyr b. Avvam 9,
Abdurrahman b. Avf 9,
Ubey b. Ka'b 60,
Zeyd b. Sabit 8,
Selman Farisi 7
hadis rivayet etmişler.
Bu konuda sahifeler dolusu örnekler verebiliriz.
*
Kur'an'ın toplanması'ndan başlayarak 2. yüzyılın sonlarına kadar yazılı hiçbir hadis yoktur. Sonradan 'pıtırak gibi' sayısız hadis nereden çıktı ? Buradan Peygamberimizin hadis yazımı ve tespiti konusuna olumlu bakmadığını anlamak rahatlıkla mümkündür.
*
Bizzat Peygamberin "İlmin Kapısı" sıfatlamasıyla ünlenmiş, çocukluğundan vefatına kadar kendisine tabi olmuş, birinci derecede aileden de olan Hz Ali topu topu 50 hadis rivayet edecek, buna karşılık, peygamberden asırlar sonra gelmiş kişiler binlerle ifade edilen rakkamlarla sözüm ona hadis rivayet edecekler, yetmedi bu ifadelerin sağlamlığını Kur'an kriterleriyle test etmeden kitaplara hadis diye kaydedecekler, biz de çoğunluğu Kur'an hükümleriyle çelişkili bu söylemleri günümüzde hadis olarak benimseyecek, öğretecek ve buna da din diyeceğiz ! Haşa, olmaz böyle şey...
*
Peygamberimiz, sözlerinin yazılmasına karşı olduğu kadar nakledilmesine de karşıydı. Sözlerinin korunmasını isteseydi öncelikle yazılıp kaydedilmesine izin verirdi. 'Yazmayın ama nakledin' gibi bir kabul karmaşayı ve kaosu kabuldür. İslam dünyası şimdilerde bunu yaşamaktadır.
*
Abdurrahman b. Ebi Leyla, ilk Müslümanlardan Zeyd b. Erkam'a; Bize Rasul'den birşeyker naklet dedi. O da,  "Artık yaşlandık, unuttuk, Rasul'den bir şey nakletmek kolay değildir" cevabını verdi. (İbni Mace)
*
Hz Ömer; Ebud Derda, İbn Mes'ud ve Ebu Mes'ud el Ensari'yi çok hadis rivayet ediyorlar diye Medine'de göz hapsinde tutmuştur. (Zehebi-Tezkire 1/7 ve Suyuti-Tahzir 156)
*
Yine Hz Ömer, hadis rivayet edenlere: "Hadis rivayet ederek insanları Kur'an'la meşguliyetten saptırmayın." demiştir. (Zehebi-Tezkire 1/7)
*
İbn Ebil Avca ( ölm,  m 772) hasta yatağında iken; "İçinde helali haram, haramı helal kıldığım 4.000 (dört bin) hadis uydurdum" demiştir. (Suyuti-Tahzir Tahzir 215)    (devam edecek)

Selam ve sevgi ile.

Yorumlar (0)