29.06.2020, 06:10

İnançta sapmanın nedenleri

Hz Peygamberin en büyük mücadelelerinden biri Kur'an dışında yeni bir din kaynağının ortaya çıkmasını önlemek olmuştur.

O'nun sağlığında bu nedenle Kur'an'dan başka bir din kaynağı yoktur. Çünkü, bizzat kendisi sözlerinin yazılmasını yasaklamış, kendisinden habersiz birşeyler yazanlara, yazdıklarını iptal ve imha ettirmiştir.

Kur'an ayetlerini yazmakla görevlendirdiği, hatta "komisyondan sorumlu görevli" tayi ettiği vahiy katibi Zeyd b. Sabit, Muaviye'nin yanında olduğu bir sırada Muaviye, Zeyd'den varsa eğer bir hadis rivayet etmesini, bir kişiye de bunu yazmasını emredince Zeyd: "Resul bize sözlerinden herhangi birini yazmamamızı emretti ve yazmış olduklarımızı da imha ettirdi." diye cevap vermişti.

Hz Ali, bir topluluğa yaptığı konuşma esnasında: " Elinde yazılı hadis bulunan onu yok etsin. Şu bir gerçek ki insanlar ulemanın hadislerine uyup Rablerinin Kitaplarını terkederek helak olmuşlardır." demiştir.

İmam Malik diyor ki;
"Halife Ömer, önce hadisleri toplayıp yazmak istemişti, sonra bu kararından neden vazgeçtiğini şöyle açıkladı: "Geçmiş zamana baktım ve gördüm ki, sizden önce bazı topluluklar vahyin dışında bazı kitaplar oluşturdular, sonra bu kitaplara sarıldılar, Allah'ın kitabını terkettiler, Allah'a yemin ederim ki Allah'ın kitabının yanında başka bir kitabın varlığına ebediyyen razı olamam. Hayır, Allah'ın kitabı yanında başka bir kitaba yer veremeyiz." 

Hz Ömer bu kararla birlikte bütün İslam dünyasındaki valilere bir genelge gönderip, hadis olarak ellerinde tuttukları bütün yazımları yok etmelerini emretti.

Daha çok delil sunmadan önce, burada bazı tespitleri yapmalıyız:

Peygamberimiz uzun bir dönem Kur'an ayetleriyle hadislerin birnirine karıştırılabileceği endişesine karşı İslamı'ın ilk yıllarında 'kayıt altına alınmasın' diye hadis zikretmemeye özen göstermiş, buna rağmen kendi sözlerinden hadis adıyla kayıt altına alınanları da tedbir amaçlı olarak yok ettirmiş, ilgili yasağı getirmiştir.
Buradan rahatlıkla şu sonuca varabiliriz:

Bugün hadis kitaplarında bulunup İslam'ın ilk yıllarına tekabül eden ve hadis adıyla bilinen birçok söylemin peygambere ait olamayacağı aşikardır.

Böyle bir tedbir alınmasına rağmen yüzyıllardan beri ve hadis adıyla yüz binlerce ifadeden oluşan cilltler dolusu kitaplar, günümüz Müslümanlarının problemi haline gelmiş, İslam dünyasında hizipleşmelerin, gruplaşmaların, bölünmelerin nedeni olmuş, Müslümanlar arasında inanç ve itikat zeafetine neden olmuş, yasağın ihlali yazık ki acı meyvesini vermiştir !

Büyük İslam alimi Dahhak "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, hadisler alabildiğince çoğalacak da Kur'an tozlar içinde kalacak, hiçkimse ona bakmayacak." demiş ve günümüze ışık tutmuştur. Kısacası korkulan başa gelmiştir.

İbni Abdil Berr, Camiu Beyani'l İlm (1/63-68)'de, İbn Abbas'ın: "Sizden önceki ümmetlerin sapmaları bu şekilde kitaplar vücuda getirmek yüzünden olmuştur." dediği görülmektedir.

Kur'an'ın toplanması esnasında ve ikinci yüz yılın sonlarına yakın zamanlara kadar yazılı hiçbir hadis bulamazken; hadis yazımının bizzat peygamberin emriyle yasaklandığı dönemde 'sözüm ona' sayısız hadis mevcuttur. Bunların hangisi, neye göre doğru kabul edilecek ?

Gariplik bununla da bitmiyor:

Hz Peygamber'in son zamanlarda hadis yazmaya müsaade ettiği iddia ediliyor ! Bu iddia ile ilgili şu iki soruyu cevaplamalıyız.
1) Bu müsaadenin belgesi, dayanağı, mesnedi nedir/nerededir ?
2) Müsaade ettiyse, hani yazılanlar nerededir ?
İki cevapsız soru !
Bilindiği üzere Kur'an ayetleri muhkem ve müteşabih olmak üzere ikiye ayrılır.
Muhkem, tartışma, felsefe ve yorum yapma dışı olup lafız ve anlamları net, aşikar olan beyanlar ki, bunlara "Kur'an'ın Anası" da denir. Müteşabih ise, lafız ve anlam bakımından bir başka ayete de benzediği için kesin anlamını ortaya çıkarmada zorluk çekilen beyanlardır. Bu bilgiden sonra Müteşabih ayetler
a) muhkem ayetler ışığında,
b) sahih hadislerle manalandırılımalı ve anlaşılmalıdır.

Müteşabih olan bir ayetin ne anlama geldiğini hadislerden öğrenmeliyiz. Heyhat ki, hadisler de müteşabih gibi bir karmaşa içeriyor.

Yahut, aynı hadisin farklı rivayetlerinden hangisini esas alacağımıza karar vermek mümkün olmuyor.
Zaten bu yetkiye de sahip olmadığınıza inanılıyor.

Şimdi, müteşabih ayetleri kendisiyle anlayacağız diye sığınak kabul ettiğimiz hadisi kim çözecek ? Bu anlamda hadislerin neredeyse hepsi müteşabih !

Peygamber hadislerde muğlaklık bırakmaz, tam aksine muğlak diye nitelendireceğimiz müteşabih ayetlere yoruma ihtiyaç duyulmayacak açıklık ve netlikte izahlar getirirler.
Halbuki bugün İslam dünyasında muteber kabul edilen hadis kaynakları tam bir çözümsüzlük kaynağıdır.
(devam edecek)

Yorumlar (1)
Kazım Çağlayan 2 hafta önce
Resuli Ekrem efendimizin hadislerin yazılmasını yasaklandığını söylüyorsunuz..Bu söz doğrudur. Ama bu bilgiyi Kur'an'ı Kerim den değilde yine hadislerden öğreniyorsunuz.Hadislerin günümüze sağlam olarak gelmediğini iddia ettiğinize göre, peygamber devrinde hadis yazmanın yasaklandığına dair bu hadisin sağlam olarak geldiğini nereden biliyorsunuz! Onların verdiği hiçbir bilgiye güvenmemeniz gerekmez miydi?
Peşinen şunu belirtelim ki hadisler bize,dünya tarihinde bir benzeri görülmeyen bir metodla gelmiştir. Hadis Usulü dediğimiz ilme şöyle bir bakıldığında,bu metodun mükemmelliği bütün açıklığı ile görülür.