02.06.2020, 09:10

İnce'den basına "One minute!"

İstanbul'un fethinin yıl dönümünde Ayasofya'ya gidip, bizzat kendisinin Fetih Süresini okuyacağını söyleyip, yazan ama yağ çektikleri Başkan Erdoğan'ın da düşünmesi gereken bir durumun yani 567 yıl önce fethedilen kentin belediyesinin de o törende olması gerekirken adı, sanı anılmayan o törene telekonferansla katılıp bir açıklama yaptığı akşamı gündeme bomba gibi düşen İnce'nin çıkışı basın özgürlüğünü bir kez daha tartışmaya açtı.

Havuz medyasının başta Yunan basınında olmak üzere bir çok ülkede gereksiz bir gerilmeye neden olan fetih suresinin okunacağı haberini yaparken o kalkan oldukları AK Parti'nin Filistin meselesine ve muhafazakâr kesim başta olmak üzere tüm 'insanım' diyenlerin duyarlı olduğu Ortadoğu, Afrika  ve dünyanın diğer kesimlerinde yaşanan insanlık dışı olayların baş sorumlularından olduğu ileri sürülen İsrail ile iktidarı boyunca hiç bir ilişkisinin kesilmediğini tam aksine gelişerek büyüdüğünü görmezden gelmesine benzer bir durumdan ibarettir..
Çünkü ,'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos Zirvesi'nde yaptığı tarihi çıkış üzerinden tam 10 yıl geçti..' şeklinde haberler yaptığı bir zaman da Global TV'de katıldığı canlı yayının kesilerek, Başkan Erdoğan'ın konuşmasının verilmesine birçok insan gibi doğal tepkisini gösteren CHP'li Muharrem İncenin, programı terk etmesini alkışlayanların yanında 'Şow yapıyor' diyerek eleştirenlerinde olduğunu görüyorum..

Ve bu hareketi 'Şow yapıyor' diyerek eleştirenlerin başında gelenlerin büyük bölümünün CHP'liler olması ise işin diğer bir boyutu, bir o kadar da düşündürücü ve bizzat yaşadığım, gördüğüm bir durumu bana hatırlattı..
Ki; O durum hala hapiste bulunan Demirtaş'ın bu tür ve bana göre doğru çıkışları karşısında dağ ve İmralı'yı gölgede bırakacak korkusu yaşayan HDP'lileri aklıma getirdi..
Ve bu durum HDP'nin kozmik odası ile CHP'nin kozmik odasının katkıları ile önce dokunulmazlığı kaldırılıp, sonra hapse attırılan Demirtaş'ın Erdoğan ve İnce vari çıkışlarına 'şow yapıyor' diyen HDP'liler ile Demirtaş'ı bana hatırlatan durumdur..
Evet, çok da adı, sanı bilinmeyen ve İnce gibi medyatik insanları çağırıp, reyting yapmak isteyen televiziyon kanallarının başında gelen Global TV'nin programına katılan Muharrem İnce "Ben bu kanalda  konuşuyorum , 35 televizyon kanalı onu veriyor zaten. Türkiye bu faşist düzenden kurtulacak" deyip terk ettiği programa dönecek olursak eğer bana göre bu şow ve programı sunan gazeteci meslektaşlarımı kınama değil, kendi istekleri ile havuzda yer almak isteyen medya patronlarına gereken tepkinin yanı sıra demokrasi ve özgür basın adına yapılması gereken bir dik duruş davranışıdır..
Tabi bu arada Erdoğan'dan daha çok Erdoğan'cı kesilip, onun bile haberi olmayan ve en önemlisi onun bile kızdığına inandığım yağcı tayfasının yaşanan olayın hemen akabinde Erdoğan'a yaranma yarışına girenleri de unutmamak gerekir..
Bunların başında boğazda kiraladığı arazisi fotoğraflandı diye bu yönde yapılan haberlerin yayınlandığı gazete, tv'lere cezaların kesilmesine, onca siteye erişim engelleri getirilen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun geldi..
İnce'nin yayını terk etmesini eleştiren Fahrettin Altun, "Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında haksız, mesnetsiz ve ağır ithamlarda bulunarak takındığı suçlayıcı tavır kabul edilemez," paylaşımını yapmasını da ne alakaysa anlamış değilim..
Çünkü 11 yıl önce aynı durumu protesto edip, 'One Minute' diyen Erdoğan'ın müdürü İnce'nin yaşadığı durumu daha iyi anlaması gerekirken ve iletişim yani medya, basının içinde bulunduğu bir durumun tartışılması gerekirken herkesin doğal hakkı olan eleştiri hakkını kullanan İnce'yi 'Kabul edilemez' diyerek eleştirmesi ne kadar mantıklı bilemem..
Ama İnce'nin bu çıkışı ardından reyting amacına ulaşan ve bana göre bundan sonra iktidarın daha da gözüne girecek olan Global TV'nin yanı sıra diğer havuz medyası ile basının durumu daha çok tartışılması gereken bir durumdur.
Çünkü bu ülkede basın, medya kuruluşları da emek veren gerçek gazetecilerin içine düştüğü bu kötü durumun oradaki gazeteci meslektaşlarıma ve bana acı verici bir histi..
Ve bu durumdan pay çıkaran, iktidarı ve basında yaşanan durumu eleştirip, kendilerine özgür basın deyip, İnce'nin de aralarında bulunduğu onca siyasiyi, HDP ve diğer görüşlere yer vermediklerini bildiklerimin içler acısı ve basın özgürlüğünün halini ortaya koymaktaydı..
Çünkü İnce'nin o haklı ve bir gazeteci olarak desteklediğim bu davranışı sadece havuz medyası denenlere değil tüm basına çektiği 2'nci One Minute idi..

Yorumlar (0)