Toplum olarak hepimizde bir yorgunluk var. İşçi mutsuz, emekli mutsuz, doktor, ev hanımı, öğrenci, öğretmen, gazeteci, hamamcı, pazarcı,  turizimci, inşaatçı, çiftçi, sanayici, aklınıza ne kadar meslek ve sektör geliyorsa, herkes mutsuz. Ülkede ekonomik durum içler acısı. Dövizin ateşi inmiyor bir türlü! Geçtiğimiz yıl “dövizini Türkiye için boz” çağrısından sonra, bozdurulan 441 milyon dolar  ne kadar faydalı oldu bilemeyeceğim ama artık ne yastık altında, ne de yastık üstünde bir şeyimiz kalmadı.
***
Zamsız geçen bir günümüz yok. Ama sevinecek(!) bir haber okudum, sizinle de paylaşayım. Her gün duymaya alıştığımız benzin zammı haberi var ya,  artık önceden söylenmeyecekmiş. Çünkü fazladan küfür ediyormuş millet. Hiç olmazsa gece rahat uyuyun, sabah depoyu doldurmaya gidince öğrenirsiniz! Küfürden tasarruf edersiniz.
***
Döviz kurlarının artışı, buna bağlı olarak gelen zamlar falan derken, mutsuzluğumuza bir de umutsuzluk eklendi. Gülmeyen, yarına endişe içinde ve kagıyla bakan insanlar topluluğu olduk çıktık. Hiç kimse gelecek için plan yapamıyor, ancak günü kurtarmaya bakıyor. Bir dokun bin ah işit yani. Cinnet geçiren geçirene...
Geçtiğimiz aylarda metal yorgunluk yaşıyorlar sebebiyle, il ve ilçe teşkilatları değişti, belediye başkanları görevden alındı ya, vatandaş olarak bizlerin tükenmişliğine çare de sandıkta. Kısa bir süre sonra oy kullanacağız ve gidişatımızdan ne kadar memnun/iyetsiz olduğumuzun kararını vereceğiz. 
***
Bazı şeyleri algılamakta hala zorluk çektiğimiz doğru elbette. Mesela; herşey yolunda ise neden erken seçime gidiyoruz? 16 yıldır halkın onayını alarak gelmiş, işbaşındaki kişiler vaadettikleri şeyleri neden bunca zamandır gerçekleştiremedi, memleketi başkalarımı yönetiyordu? Eğer kaynaklar sınırlı ise, seçim sonrası nasıl çoğalacak? OHAL ortamında seçim yapılabilir mi? Adaylar televizyon ve radyo programlarında, iktidar ile eşit şekilde kendilerini anlatabilecek mi? Bu metal yorgunluğu denen şey  onlarda da var da, seçim yapalım da kurtulalım diye mi         düşünüyorlar? 
***
Keşke her yıl seçim olsa diyesi geliyor insanın. İnceden inceden tatlı bir rüzgar esmeye başladı.
Emeklilere verilecek bayram ikramiyesi, yaşlılık aylığının arttırılması, imar affı, taksitlendirilecek borçlar falan derken, biraz yüzler gülümsemeye başladı, gelecek diğer vaadleri beklemeye başladı. Ancak şöyle bir problem var; insanlar yöneticilere olan güvenini ve inancını kaybetmiş. Bu vaadlerin ardından, seçim sonrasında nasıl cezalandırılacaklarını, verilen paranın ne şekilde geri alıncağını konuşuyor, ve korkuyorlar.
Haklılar. Zira, iki anahtar vaad edip, elimizdeki tüm anahtarları alanları da görmüş milletiz. Haksız yere elektrik faturalarına ilave edilen, ne olduğunun anlatılmadığı bedelleri sorgusuz sualsiz ödeyen bir milletiz. 
Cebimizden her ay çıkan dolaylı vergilere yetişmeye çalışan milletiz. 
İzlemediğimiz devlet kanalına para ödeyen milletiz. 
Daha yazayım mı? Yeterli bence....
***
Bu yaz güzel ve hareketli geçecek sanırım. Zira, inceden inceden tatlı bir rüzgar esmeye başladı. 
Sevgiyle kalın
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.