Seçim olsa da olmasa da seçilen ve atanan yöneticiler ya da adaylar dün söylediklerini ertesi gün unutmakta ya da tersini söylemekte. Toplumsal yaşamı ya da bununla ilgili manevi ilişkileri yani zamanı/tarihi kendinden başlatma sorunsalı yöneticilerde mevcuttur. Kimin de az kiminde çok olan bu kibir ve kendini beğenmişlik gelişime açık olmayan ya da geri bıraktırılmış ve baskı altındaki toplumlarda sıkça görülmekte. 
Oysa kızıl yıldızın mavi gezegenin de hangi kara parçasına gidersek gidelim trafikte kırmızı da dur, sarı da hazırlık yapar yeşil yandığında geçeriz. 
Dünden bugüne yakası kalkık beli silahlı devleti temsil edenler hep ayrıcalıklı olmuş ve hep güçlüden egemenden yana tavır almışlardır. Yasalar ve kararnameler onların çıkarına hizmet için çıkarıp değiştirilmiş.  Adliyelerin önündeki terazi ne kadar eşit ve dengeli dursa da uygulamalar hep tersi olup nalıncı keseri gibi güçlüden egemenden yana karar almıştır. Egemen/güçlü sistemin devamı için egemenlik altındakilerden bazılarını yakası kalkık ve beli silahlı yani ayrıcalıklı konuma getirerek kendi bekası için bunu yapmakta ve bunlarda sahibinin sesi, kulağı ve kolu olarak yapılması gerekeni yapmakta.  
***
Savaşlar ne için çıkar ve kimler bundan beslenir?
Savaş olduğunda kimler zarar görür?
Doğal afetlerin, ekonomik ve sosyal krizlerin faturası kime kesilir?
Askere kim gider kim ölür ya da sakat kalır?
Vergiyi kim vermekte?
Komşudaki yangın sana sıçramaz mı, bu nedenle komşudaki savaş neden körüklenir?
Kışın dondurucu soğukluğunda yazın kavurucu sıcaklığında, yerin üstü ve altındaki işyerlerinde ve madenlerdeki kazalar neden çalışanların “fıtratında var”?
12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri kimleri zengin etti, hangi kaçakçı ve uyuşturucu satıcısı saygın işadamı oldu?
Mevcut devlet anayasasın da yöneticilik yapanların sıfatları ve eğitim durumları ve kuralları belirlenmiş, bu sıfat ve kurallara uymayan neden hala bulundukları makamı bırakmıyor?
Seçilen ve atanan kim varsa koltuğa oturana kadar ki söyledikleri koltuğa oturunca neden     değişmekte?
“Çok mal dolansız çok laf yalansız” söyleminde bulunan dün ve bugün kimi tarif etmekte?
Bizi diğer canlılardan ayıran düşünmemiz ve aklımızda tutmamızdır. Bu nedenle insan evladı akıllıdır yaptığı ve yapacağı davranışları önceden tartar ve hesap ederek hareket eder. Düşünüp hesap etmeden hareket etmediği gibi yaptıklarının karşılığını bilecek kadar akıllıdır. Diğer canlılar gibi içgüdüleriyle hareket edip düşünmez. Kendisi gibi düşünmeyeni, giyinmeyeni hatta günümüzde oy vermeyeni düşman görmediği gibi öteki de yapmaz. Akıllı insan sevdiğine “ya benimsin ya da kara toprağın” ya da “ya sev ya terk et” gibi içgüdüleriyle hareket etmeyecek kadar akıllıdır. 
İnsan evladı akıllıdır dün söylediklerini ve yaptıklarını bugün unutmadığı gibi unutturmaya yutturmaya çalışanlara hatırlatmasını bilecek kadar akıllı, cesaretli, ekmeğine, emeğine ve özgürlüklerine örgütlü sahip çıkacak kadar güçlü ve kararlıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.