İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AK Partili meclis üyeleri, on beş milyon nüfusu aşan metropol kentte kaç vatandaşın su faturasını ödeyemediği için suyu kesildiğini tartışadursun, bu konuda son noktayı geçtiğimiz yılın Ekim ayı’nda kamuya açıklanan Sayıştay raporu koydu.
*
Ondan önce, kazandığı aylık geliri ucu ucuna denk düşürmeye çalışan vatandaşın hangi faturalarla cebelleştiğini sıralayayım.
*
Su, ev-iş.
Elektrik, ev-iş.
Doğalgaz, ev-iş.
Kira, ev-iş.
İnternet, ev bağlantısını gereksiz sayalım, iş…
Cep telefonu.
Sabit telefon.
*
Üzerine bi dolu ekstraların yüklendiği elektrik, su ve doğalgaz faturalarını ödemeye güç yetiremeyen 1 milyon’dan fazla ailenin sadece 2016 yılında sularının kesildiği, anca borcunu ödedikten sonra yeniden kullanıma açıldığı, Sayıştay raporlarına yansıyan resmi veri.
*
İSKİ, yine 2016 yılı denetlemesinde verdiği savunmasında, 35 bin 712 abonenin sözleşmesinin feshedildiğini, 368 bin 961 sayacın kapatıldığını, bunlardan sadece bin 345 abonenin hukuklu durumuna düştüğünü, toplam aboneyle kıyaslandığında da oranın yüzde 0.02’ye tekabül ettiğini söyledi. Rakama vurduğunda ise kurumun İstanbullular’dan tahsil edilememiş alacağının 2 milyon TL. üzerinde olduğunu belirtti.
*
Resmi kurum savunmasına bakılacak olursa, İSKİ’nin vermiş olduğu mesaj üç aşağı beş yukarı şöyle…
*
BİR   : Borçlu sayısı, öyle abarttığınız gibi milyon filan değil, “Mevzunun suyunu çıkartmayın…”
İKİ     : İstanbul’un neredeyse tamamına yakını, faturasını, günü geldiğinde tıkır tıkır ödüyor, “Su gibi aziz olsunlar…”
ÜÇ      : Bizim verilemeyecek hesabımız yok, “Su gibi tertemiziz..”
DÖRT : Borcunu ödemeyenlerin sayacını önce tepeden, ardından da kökünden söküyoruz, “Suyun başını tutuyoruz…”
BEŞ    : İleri sürülen rakamların hepsi afaki, “Havanda su dövmeyin…”
ALTI   : Bu siyasi polemikten size ekmek çıkmaz, “Ağzınız sulanmasın…”
YEDİ   : İstanbul’da suyu kesilen, sözleşmesi feshedilen, sayacı kapatılan abone sayısı devede kulak bile değil, o yüzden de, “Bir bardak suda fırtına kopartmayın…”
*
Mevzunun, sosyal boyutuna ve insani ihtiyaç kısmına bakılırsa, bundan otuz yıl öncesine kadar Allah’ın suyu diye tabir edilen en temel ihtiyaçlardan olan su, kaşla göz arasında özel sektöre peşkeş çekildikten sonra, ekonomik bir terim özelliği taşıyan “Sudan ucuz” deyiminin de rafa kaldırılmasına neden oldu.
*
İSKİ, meselenin yüzdesine dikkat çekerken, ahalinin çoğunluğunun içme suyu olarak kullanmadığı, sadece temizleme ve temizlenmeye yönelik sarf ettiği İSKİ kaynaklı su faturasının oldukça yüklü gelmesi, aslında ele alınması gereken en önemli konu şeklinde gözükmekte.
*
Zira…
*
Camilere, spor kulüplerine, sosyal tesislere, belediye iştiraki firmalara, vakıflara bedava su götüren İSKİ, borulardaki kaçaklardan kaynaklı kayıp bedellerini de ahalinin sırtına bindiriyor.
*
Guya AB standartlarında olduğu söylenen İSKİ içme suyunu, ne meclisteki vekiller, ne kamu görevlileri, ne belediyeler, ne de sıradan ahali evinde kullanıyor. Onun yerine piyasada oluşturulan “paralel su sektörü” su cennetinde yaşayan ülke vatandaşlarını borcunu ödeyemeyen zavallı konumuna düşürüyor.
*
Asıl sorulması gereken soru, kaç vatandaşın su borcunu ödemediği filan değil, gırtlağımıza kadar suyun içinde yaşarken neden pahalı su kullandığımız olmalıdır…
*
Farkında değilsin ama, İSKİ yapması gerekeni yapıyor, işi rakamlara boğarak “Bin dereden su getiriyor…”
*

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.