İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem(a.s) ile başlayan insanoğlunun serüveni birçok olaylara şahitlik etti ve etmeye devam ediyor. Dinler insanlık tarihinin bir çeşit ilk devrimleridirler. Dinlerin ilk çıkışları ilerici, yenilikçi ve aydınlatıcıdır. Dinler, karanlığa bürünmüş çağlara birer ışık olarak çıkmışlardır.
Hz. İbrahim (a.s)’ın Nemrut'a karşı mücadelesi, Hz. Musa (a.s)’ın Mısır Firavun ‘una karşı mücadelesi, Hz. İsa (a.s)’ın köleci Roma'nın köleci sistemine karşı çıkışı bir isyan hareketi niteliğini taşıyordu. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v)’in çıkışı da o dönemin Arap yarımadasındaki köleci sisteme karşı bir baş kaldırmaydı. Yani bütün peygamberlerin çıkışlarının hepsi yaşadıkları çağların köleci sistemlerine, zulümlerine, adaletsizliğine karşı birer baş kaldırma ,isyan hareketleri olarak tarihe geçtiler. Adil bir düzen, adil bir dünya için temeller attılar. İnsanlık bu kutsal ve onurlu     mücadelenin neticesinde eşitliği, adaleti , kardeşliği ve     özgürlüğü yaşadı.
İslam kavramı Arapçada barış demektir.
Maalesef bugün İslam âleminin içinde bulunduğu vahim durum ortadadır. Sahipsiz ve korumasızdır. Kan, gözyaşı, açlık, perişanlık, hastalık vesaire almış başını gidiyor. Arap baharı başta Tunus , Mısır, Libya , Bahreyn , Yemen, Suriye olmak üzere Ortadoğu’da yayıldıkça kışa döndü.
İslam dininin önemle ve defeatle vurguladığı mesajları hatırlatmak istiyorum. 
1. Öldürmeyeceksin. 
2.Hırsızlık yapmayacaksın.
3. Yalan söylemeyeceksin, iftira atmayacaksın. 
4. Kimsenin hakkını yani kul hakkı yemeyeceksin.
5. Zina yapmayacaksın.
6. Kimseye, baskı ve zulüm yapmayacaksın. 
7. Kimseyi küçümsemeyeceksin, kendini üstün     görmeyeceksin.
Şimdi hangi Müslüman ülkeler bu yazılan ilkeleri     uyguluyor. İnsan öldürmeyen, hırsızlık yapmayan, yalan söylemeyen, zina yapmayan, kul hakkı yemeyen, zulüm yapmayan, sömürmeyen, rüşvet yemeyen, yolsuzluk yapmayan bir İslam ülkesi var mı? Hangi Müslüman ülke ? 
Hiçbiri İslam'ı değil, İslam öncesi Ebu Süfyan sistemini yaşıyorlar, yaşatıyorlar..
‘Müslüman’ kimliği ile birlikte düşünülemeyecek türden yanlışlıkların günümüzde giderek yaygınlaştığını, en olmayacak kişilerin bile, hiç çekinmeden onları yapabildiklerini görüyoruz.
İslam aleminin durumunun niye bu kadar vahim, niye bu kadar içler acısı olduğunu, niye bütün kan ve gözyaşının İslam ülkeleri arasında diye düşündüğümüzde kolaya     kaçarak bunu sadece dış mihraklara bağlayıp üstünü örtüp     gidebiliriz. Ama derinlemesine inceleyip baktığımızda; Amerikan George Washington Üniversitesinden iki akademisyenin hazırlamış olduğu İslami değerler endeksine göre dünyada İslam’ı yaşayan, İslami değerlere sahip ülkeler arasında ilk 40 ülke içerisinde Müslüman ülkenin olmadığını görüyoruz. Bu durum Müslüman’ım diyen insanların niye yokluk, yoksulluk ve aynı zamanda zulüm içerisinde     yaşadığının en büyük kanıtı durumunda.
Verilerden elde edilen sonuçlara göre sırasıyla “Yeni     Zelanda, Lüksemburg, İrlanda, İzlanda, Finlandiya, Danimarka, Kanada, İngiltere, Avustralya, Hollanda” gibi daha ziyade Batılı ve refah düzeyi yüksek ülkeler, İslâmî ölçüleri gerçekleştiren ilk 10 ülke olmuş. Müslüman ülkelerden Malezya 38, Kuveyt 48, Bahreyn 64, Brunei 65, Uganda 73, İran ise 163. sırada kendine yer bulabilmiş. Türkiye, Maldivler ’den hemen önce 103 ve Suudi Arabistan da 131.     sıraya yerleştirilmiş. Meselâ Amerika 25, Yunanistan 46, Bulgaristan 57, İsrail 60. sıraya yerleşerek Türkiye’yi,     Müslümanlıkta geride bırakmışlar. 2015, 2016 ve 2017 yıllarında tekrarlanan indekslerde bazı sıralamalar değişmiş fakat ana tablo değişmemiş; çoğunlukla Müslüman olmayan Batılı ülkeler ön sıralarda ve Müslüman kabul edilen     ülkeler gerilerde yer almış.
208 ülkede İslâmilik araştırması yapılıyor. Araştırmayı yapanlar iki Müslüman bilim insanı… Araştırmayı, İslam’ın birincil kaynaklarından yola çıkarak belli ilkeleri tespit ederek yapıyorlar. Türkiye 103. sırada. İran 160. Suudi Arabistan 130. sırada. Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim. Neden Türkiye bu halde? Neden gerçeklerin üstüne daha kararlı bir şekilde yürümüyoruz.”
"Bizim dünyamızın işçi hakları, iş güvenliği, adalet,     teşebbüs özgürlüğü, fırsat eşitliği, dürüstlük, ahlak… gibi konularda çok özensiz, çok savruk olduğunu görmek için derin analizlere lüzum yok. Perişanlığımız paçamızdan akıyor. Belki Müslümanlığımız lafta, söylemde, hamasette     kalıyor. Kur’an-ı Kerim’de okuduğumuz, Peygamberimiz ’in hayatında gördüğümüz hassasiyetleri işlerimize     yansıtamıyoruz.”
O halde sevgiye , eşitliğe, kardeşliğe, özgürlüğe, paylaşmaya , doğru ve dürüst insan olmaya, her insanın doğuştan sahip olduğu haklara saygılı olmaya yani özümüze dönmemiz lazım.. 

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.