Sarılan da var kaçan da

Sarıyer Belediyesi dezenfekte ekibinin iki üyesi Erdal Demir ve Ali Siner, “Bizi görüp kaçanlar da oluyor, boynumuza sarılanlar da" diyerek yaşadıkları zor günleri anlattı

İstanbul Haberleri 12.09.2020, 08:00 Burak Zihni
Sarılan da var kaçan da

Sarıyer Belediyesi dezenfeksiyon ekipleri, tüm ilçeyi karış karış dolaşarak, planlama doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Koruyucu tulum, gözük, maske ve eldivenlerini giyen ekipler, bugüne kadar ortalama 2 bin kamu kurumu, 4 bin iş yeri, bin 54 eczane, 6 bin 500 taksi, 3 bin minibüs, otobüs, ambulans, 980 araç, 450 ibadethane, 45 semt pazarı, 356 park,195 okul ve tüm ortak kullanım alanlarında ilaçlama yaptı. Bu zorlu süreçte yaşadıklarını anlatan Erdal Demir ve Ali Siner, Sarıyer halkı için canla başla mücadelede ettiklerini belirtiyor.

Gözlerimizden yaşlar aktı

“Bu süreç başladığından beri Sarıyer’de ilaçlamadığımız yer kalmadı” diyen Erdal Demir "Durumun ciddi boyutlarda olduğuna işin içinde olduğumuz için bire bir tanık olduk. Çok genç yaştaki vatandaşlarımızın hastalığa yakalandığını, yaşlıların ise virüse yenik düştüğünü yakından gördük. Öyle zamanlar oldu ki gözlerimizden yaşlar aktı. Güçlü olmamız gerektiğinin farkındayız tabi ki. Ayazağa’da eczanede çalışan bir vatandaş virüse yakalanmıştı ve evini dezenfekte etmeye gittik. Orda küçük çocuklarının olduğunu görünce normalde dış çevresinde ve ortak kullanım alanlarında bu çalışmayı yaparız ama vicdanımız el vermedi. Tüm odaları teker teker dezenfekte ettik. Bu yükü üzerimde hissediyorum ve o an kendimi hiç düşünmedim bile" ifadelerini kullandı.

Babam beni sevmiyor mu?
Pandemi süreci başladıktan sonra 5 ay evine gidemediğini ve çocuklarına sarılamadığını söyleyen Demir konuşmasını şöyle sürdürdü; “Aylarca evimize gidemedik. O süreçte Kilyos Sosyal Tesisleri bize kapılarını açtı. Telefon yeterli olmuyordu dayanamadığım zaman kapıdan ailemi görmeye gidiyordum. Kendimi geçtim ama onlara hastalık bulaştıracağım diye çok korkuyorum. Bu süreci kelimelerle anlatamıyorum. Şu an evime gidiyorum ama temasta asla bulunmuyorum. Yemek kabım bile ayrı. 3 çocuğum var ve en küçük oğlum 3 yaşında. Gelip sarılmak, oynamak istiyor fakat ben geri çekilince “Babam beni sevmiyor mu?” diye ağlıyor. O ağlayınca ben de ağlıyorum. Bu durum beni kahrediyor. Biz tulumlarımızı giyip, ekipmanlarımızı kullanırken dışarıda karşılaştığımız vatandaşlardan bazıları adımlarını geri geri atarken, kendimizle gurur duyuyoruz aslında. Biz büyük bir sorumlulukla yaptığımız işin ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Belki de çok kişinin bu hastalığa yakalanmasına engel olduk.”


Yorumlar (0)