İstanbul'un önemli gazetelerinden olan ve ulusal gazetelerle yarışan Gazete Damga'nın sıkça güncellenip, yenilenen www.gazetedamga.com.tr adlı sitesini incelerken ilginç bir başlıkla karşılaşıp, haberin devamı için linki tıklıyorum..
Ve son günlerde ortalarda görünmeyen ama iki yıla yakındır yaptığı açıklamalarıyla bir taraftan 'bitti' denen ama yeniden çatışmalara giren PKK'yi bitirdiklerini belirtirken, diğer taraftan yaptığı konuşmaları ile AK Parti'ye oy vermeyi tercih eden seçmeni ürküten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan bir haber..
Haberin özeti aynen şöyle;
'İstanbul seçimlerini değerlendirdi. Bütün medya kanalları üzerinden güçlü bir baskı oluşturulduğunu belirten Soylu, "Bugün İstanbul’u veren hukuksuzlukla beraber yarın Türkiye’yi verir, aman ben bu koltukta kalayım. Koltuğun canı çıksın da bu milletin hakkına bir zeval gelmesin” dedi.
Yani İstanbul seçimlerinin neden iptal edildiğinin diğer bir açıklamasını oku veriyorum..
Bu haberi okuduğumda önce Başbakanlığı ardından Meclis Başkanlığı bıraktırılan ve sokulduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesini kazanamadığı aşikar olan Binali Yıldırım'ın geçtiğimiz aylarda yaptığı bir konuşmasında ki satırlar aklıma geliveriyor..
O açıklamada aynen şöyle idi;
'İstanbul olmadan Türkiye olmaz. İstanbul kalkınmadan Türkiye kalkınmaz. Yerel yönetimlerde en önemli ilkelerden birisi katılımcılık ve şeffaflıktır. AK Parti yerel yönetimlerin değerini gücünü çok yakından bilen bir partidir.'
Ve bu iki haberi yeniden beynimin süzgecinden geçirirken İstanbul'un önemini bir kez daha anlarken AK Partililerin de neden elllem edip, kullem çevirip, İmamoğlu'nun kazandığı İBB'nin seçimlerini yeniletmek için uğraştıklarını da daha iyi anlıyordum.
BU iki açıklama ardından bu kez partililerine 'Çalışamadınız, bir birinizin kuyusunu kazırken hepimize kayıp ettirdiniz' diye kızan Başkan Erdoğan'ın başta AK Partili Milletvekillerine olmak üzere tüm partililer yeni talimatını öğreniyordum.
O da İçişler Bakanı Soylu ile İBB'nin adayı Yıldırım'ın dediklerinden bir fazlasını diyor ve sayın demezse de terörist başı da demeden 'Öcalan Avukatları ile görüşebilir' diyen ortağı Bahçeli gibi 28 Haziran'a kadar tüm partililerinin İstanbul'a kamp kurmasını, 'Memleketi bırakın, İstanbul'a olun' diyerek emir ediyordu..
Kendisinin de seçim boyunca İstanbul'da olacağı şimdiden belli olan ve Atom bombası sahibi Hindistan'ın baskılara dayanmayıp, alımın da vazgeçtiği Rus füzeleri dolaysıyla dolar ile kendisini iyiden iyiye     sıkıştıran Trum'un bile 3 milyon oy eksik almasına karşın ABD'yi yönettiğini belirten Başkan Erdoğan'ın adeta 'kayıp etsekte İstanbul'u biz yönetmeliyiz, yöneteceğiz' demeye getirdiği açıklaması ile taşı, toprağı altın denen ama diğer bir söylemle ile Soylu'nun 'İstanbul'u veren Türkiye'yi verir' dediği açıklamasına sanki 'İstanbul'u kayıp eden iktidarı kayıp eder' anlamına gelen açıklamalara üstü kapalı olarak destek veriyordu.
Kısacası 28 Haziran'da yenilenecek olan seçimler, 'Her şey iyi olacak' tan ziyade 'Daha güzel olacak' yarışı içinde kayıp edilmeyecek gibi..

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.