CHP İstanbul İl Örgütü, CHP’li belediyelerde çalışan kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir iş günü idari izin sayılacağını ilan etti ya, kulağa hoş gelen bu tavır, her ne kadar sosyal bir farkındalık yaratılma çabası gütse de siyasetçilerin oy devşirme hesabından başka hiçbir anlam taşımıyor.
*
Zira, ülkede kadınlarla erkekler eşit haklara sahiptir, bu da Anayasa ile güvence altına alınacak kadar sağlamlıkta bir haktır. Ha, dersen ki uygulamada durum hiç de böyle değil, işte bunun tek nedeni, kadınlara bir gün idari izin jesti yapan erkek egemen siyasetçi anlayışından kaynaklı olmasındandır.
*
Kadınları, neredeyse dezavantajlı gruba dahil etme çabasındaki bu anlayış, literature “Pozitif ayrımcılık” gibi bir kavram katarak erkekle eşit olmayan ancak erkekle eşit haklara sahip kadınları, hak sıralamasının hep ikinci sırasına dahil etmekte sakınca görmemiştir.
*
Kimlik ve kavram karmaşası yaşayan siyaset ve siyasetçiler, insan hakkından ziyade, kadın hakkı gibi anlamsız bir mevzuyu malzeme yaparak kaostan fırsat yaratmayı tercih etmiş, kadınlar da ister istemez kendilerini bu fırtınanın savrulan nesnesi olarak kabullenmiştir. Kadın hakkından ziyade, bir üst kimlik sayılan insan hakkını, hatta ondan daha fazla anlam içeren yaşam hakkını gündeme taşımayan kadınlar, esasında modern hakaret gibi gözüken kadın hakkı tiyatrosuna dair senaryodaki rolünü oynamanın bedelini ödemektedir.
*
Toplum, kadınla erkeğin asla eşit olmadığını, ancak eşit haklara sahip olduğunu içine sindirmediği sürece, senenin belirli günlerinde al gülüm-ver gülüm ilişkisinin yaşandığı çiçek dağıtımı ve bir günlük göstermelik izin jestleri gibi kısır icraatlarla, toplumsal yaraya dönüşen kadın mağduriyetlerinin bertaraf edilmesi yerine yaranın kaşınmasına çanak tutmak sistematik bir uygulamaya dönüşecektir.
*
İnsan hakkı ve yaşam hakkı üzerinden mücadele vermek, toplumsal yaşam kalitesini olabildiğince üst seviyeye çıkarmak yerine, kadın hakları, engelli hakları, hayvan hakları, çocuk hakları gibi alt hak kategorileri yaratmak, bu ülkenin ayıbı olduğu kadar toplumsal gelişme açısından da sınıfta kaldığının en net göstergesidir.
*
Siyasetçilerin ve yerel yöneticilerin kadınlara çiçek dağıtması, onların adına at yarışı koşularının düzenlenmesi, çeşitli etkinliklerle sözde kadınlar hakkında sosyal farkındalık yaratma çabaları bu zamana kadar sonuç vermediği gibi, aynı metotları uygulayarak  bundan sonrasında da farklı sonuçlar beklemek beyhude gibi gözükmekte…
*
Sosyologların, eğitimcilerin, hukukçuların, toplum mühendislerinin elbirliğiyle ortaya çıkartmak ve uygulamaya geçirilmesinde etkin rol almak zorunda kaldıkları kavramlar yerine, siyasetçilerin ürettikleri palyatif söylem ve icraatlarla mevzuyu ele almak, bu ülkenin toplumsal barışı ve sosyal adaletinin bombardımana tutulması anlamına gelir ki maalesef ülkenin içine düştüğü durum da uzun yıllardan beri aynen böyledir.
*
Kadını, engellileri, çocukları, hayvanları, değerleri, siyasetin malzemesi yapmaktan kurtaramadığımız sürece, bu kavramları onların ellerinden almadığımız müddetçe, üç-beş oy uğruna, herkesin ve her kesimin hedefi olmaya devam edecektir.
*
Neredeyse 100 yıla yakın bir siyasi geçmişi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde, bir kadın genel başkana şans tanınmadıysa, son iki günde parti içindeki Ali-Cengiz oyunuyla kendisini ilk kez bir kadın il başkanı olarak koltuğa atan Canan Kaftancıoğlu’nun, göstermelik siyasi şovdan başka değeri olmayan bir günlük idari izin jestini ilan etmesi, olsa olsa CHP’nin kısır politikalarından birisi olur.
*
Kim ne derse desin, insan hakkını, eşit yaşam hakkını en üst seviyede tutmayan toplumlar, kötü niyetle icat edilen alt kategorilerle, çarpıştırılmaya, kullanılmaya müsait bir ortamın paydaşları olacaktır.
*
Doğuştan kazanılan hakların, başkalarının iradesiyle tecelli etmesini beklemek, onları bir lütufa dönüştürerek sevindirik olmak, çaresizlikle eşdeğer anlam taşımaktadır.
Kadın hakkı diye birşey yoktur, sadece insan hakkı ve eşit yaşam hakkı vardır. Kadın olmak, diğer cins ve canlılar karşısında ne bir üstünlük ne de eksiklik belirtisidir. O yüzden, siyaseten de olsa kadınlara, sırf kadın olduğundan dolayı 1 günlük idari izin jestinin sunulması, kadınlara karşı yapılmış, özrü kabahatinden büyük niteliğindeki bir ayıptır.
*
Toplum olarak siyasete, siyasetçiye doğru ve makul bir ayar veremediğimiz sürece, siyaset ve siyasetçi, bu topluma bozuk ayar vermeyi, yanlış rota çizmeyi kendisine hak sayacaktır.
*
Yok, bununla uğraşamam çok zahmetli iş dersen, alırsın gülünü koklarsın gari…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.