15.02.2020, 07:13

“Kahverengi”nden nefret ediyorum!

Türkiye, Doğu Akdeniz, Suriye, Libya başta olmak üzere dünyanın her yerinde büyük bir mücadelenin içerisinde. İdlib’te durum giderek sertleşirken insani trajedi de artık bütün sınırları aşmış vaziyette.Türkiye masada ve sahada zorlu bir mücadele süreci yaşıyor. Diplomasi trafiği, askeri sevkiyatı büyük yoğunlukta devam ederken İdlib’de Türkiye’nin gözlem noktalarına karşı rejim unsurları tarafından saldırı yapıldı. Bu saldırılarda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet yaralanan askerlerimize acil şifalar diliyoruz. Bu saldırıların artması Türkiye’nin çözüm odaklı kararlılık tavrının güçlü bir şekilde hissedilmesindendir. Diğer yandan saldırıların artması görünen o ki, Suriye’de çözüm istemeyenlerin düğmeye basmasıdır. 
Türkiye dünyanın her yerinde güçlü devlet mücadelesi verirken bir yandan da içerde bu enerjiyi tüketmeye yönelik muhalefetin tuhaf halleri ile de mücadele etmek zorunda kalıyor.  Zira Türkiye de muhalefet, siyasete veya stratejilere değil, kişiye odaklı yapılmaktadır. Muhalefetin tek derdi ne yazık ki, Recep Tayyip Erdoğan’ı itibarsızlaştırmaktır. Siyaset üretmek, strateji belirlemek, nasıl iktidar olunur sorusuna cevap aramak, dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını korumak konusunda mesai harcamak durumu muhalefette yok. Neticede günlerce kamuoyunu meşgul ederek “FETÖ ‘nün siyasi ayağını açıklayacağım” diye ortalarda dolaşıp sonrasında kendi ayağına kurşunu sıktı. Millet sizden tutarlı tavır bekler beyler. Kendinize çeki düzen verin. Uslübünuzu düzeltin. Koskoca İstanbul’un meclis makam koltuğunda kullandığınız ifadelere dönün bir akl-ı selim ile yeniden bakın. Bu milletin hassasiyetlerini göz ardı ederseniz milletten tokat yersiniz. Milletin menfaatlerini göz ardı ederseniz, canını acıtırsanız canınızı acıtır. Hiç olmazsa dışarıdaki mücadelede kendi kendinizi yoklayın,empati yapın. Neticede siz de bu ülkenin birer     bireyisiniz. Vrilen mücadele sizin için de veriliyor. 
 Hasılı yaşadığımız yüz yıl insani trajedi açısından en vahşi, en korkunç hallerinden birini yaşıyor. İdlip’te. Kadın, çocuk, yaşlı demeden bombaların üzerlerine atıldığı insanlar çaresizce akın akın yerlerini, yurtlarını terk edip yaşam mücadelesi vermeye çalışıyorlar. İnsani pencereden bakıldığında kim evini barkını bırakıp da çamurun içinde, bir lokma ekmeğe, bir yudum suya muhtaç yaşamak ister ki? 
Sahadan insanlarla konuşmalar yapılıyor,kamplarda yaşayan çocukların bir an kendi çocuklarımız olduğunu düşünelim.  Hepimiz bir an vicdan sızlaması sonrası unutuyoruz her şeyi. 
Çadır kentten görüntüler veriliyor. Bir çocuğa soru soruluyor, kampta, çadır kentte yaşam nasıl diye.
”Kahverengi’nden nefret ediyorum.” diyor çocuk usulca. Baktığı ve bastığı her yer kahverengi. Bu çocuğun ve bu çocukların hayatındaki maviyi ve yeşili kahverengi’ne çevirenlere lanet olsun. 

Yorumlar (0)