15.01.2019, 19:30

Kan lazım...

Suriye’ye girme sinyallerinin verildiği şü günlerde yerine önce kayyum atanan sonradan ne hikmetse yani yapılan itirazlarla yeniden görevine geri dönen Kızılay Başkanı açıklama yapıyor, “Kan lazım” diyerek..
Ne tesadüf ki aynı günlerde ülkenin birçok yerinde ilik aranıyor denilerek art arda kampanyalar düzenleniyor. Yani kan aranıyor..Seçim sürecine giren ve birçoğu mevcutların yerine aday gösteren iktidarın seçimi kazanmak için taze kana ihtiyaç var diyerek kampanya yürüttüğü şu günlerde Kızılay ve ülkedeki Kızılay şubeleri aracılığı ile ve “İlik aranıyor” başlıklı haberler ile kan toplanıyor.. Kan neye lazımdır, neden sanki bir yerde düğmeye basılmış gibi kan toplama kampanyaları başlatılır? Buna baktığımızda kanın yaşanacak savaşta yada büyük bir depremde veya toplumsal olaylarda hastanelerin acil servislerinin dolmasında lazım olacağını anlarız. Yani kan lazımsa anlaşılmalı ki kanlı bir mücadele, savaş, çatışmada lazım olur kan.. Kızılay’ın gerçek kan aradığı siyasilerin ise yeni isim ve kampanyalar ile taze kan yani yeni bir enerji aradığı şu günlerde kanın çok konuşulması da dillendirilmesi de hayra alamet değildir.

Gergin siyaset..
Kan depolarının doldurulmaya çalışıldığı, siyasilerin taze kan aradığı şu günlerde HDP adaylarının çeşitli bahaneler ile gözaltına alınması, CHP’nin açıklamalarının haber değeri olarak görülmemesi, İYİ Partiye ve diğer irili ufaklı partilerin havuz medyasınca yok sayılması ve Başkan Erdoğan başta olmak üzere siyasilerin seçime doğru giderken toplumu geren çıkışlar yaptıklarına şahit oluyoruz.Sonuç olarak yerel bir seçime doğru gidiyoruz ama genel seçimlerde öte bir mücadele varmış gibi kavgacı, toplumu geren açıklamalar izliyoruz. Suriye sınırında askeri toplantılar yaparak zaten gergin olan toplumu yeni gerginliklere sürüyoruz.. Nedir bu bakış, nedir bu adeta bir savaş.. Anlayamıyoruz, Fransa’dan sonra İngiltere’ye sıçrayan sarı yeleklilere mi özeniyor siyasilerimiz..
Anayasamızın 94. Maddesi açık ve net iken, okunduğunda anlaşılmayan hiçbir yeri olmamasına şu günlerde uygulanmıyor.
Orada, TBMM Başkanı ve Başkan Yardımcıları partilerinin siyasi faaliyetlerine katılamaz ibaresine rağmen, AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı eski Bakan, eski Başbakan Binali Yıldırım, “Aday olmak siyasi bir faaliyet değildir” diyor.
Binali Bey bir de siyasi faaliyetin tarifini yapsa da ne olduğunu bilmeyenler öğrense iyi olur.
Buna karşılık CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ise, “İstifa edip etmemesi onun tercihidir” diyor. Bu arada Anayasa hiçe sayılıyor, heba ediliyor, deliniyor, kimse umursamıyor.
Şimdi Binali Bey’in neden istifa etmediği ile ilgili söylentilere bir göz atalım.
1.- Tayyip Bey’in oğlu Bilal Bey Belediye Meclisi üyesi olacak. Seçim kazanıldığı zaman Binali Bey istifa edecek ve yerine Bilal Erdoğan getirilecek.
2.- Tayyip Bey’in damadı Berat Bey Bakan olmasına karşın, Belediye Meclis üyeliğine aday olmasında sakınca olmadığına ve Bakanlıktan tıpkı Binali Bey gibi istifa etmesine gerek kalmadığına göre;
Belediye Meclis Üyesi seçilir yine Binali Bey istifa ettirilir ve yerine Berat Albayrak Büyük Şehir Belediye Başkanı olur.
3.- Anayasa hiçe sayıldığına göre ve kimse de bir şey demediğine göre;
Binali Bey İstanbul’da her yere kırmızı plakalı arabasıyla, eskortlar eşliğinde ve koruma ordusuyla gider. Gideceği seçim çalışmalarına daha erken giderek zamandan kazanır.

Yorumlar (0)