28.05.2021, 05:23

Kansersiz Yaşam Derneği Başkanı'nın cevaplaması gereken iddialar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle son günlerde suç örgütü lideri Sedat Peker’in YouTube kanalından yaptığı açıklamalar sonrası memlekette “at izi, it izine karıştı.” Siyasetçilerin ve medya sayfalarında köşe kapan kalemşörlerin şaşkınlıkları da cabası…

Geçtiğimiz hafta Damga gazetesindeki “Kimsesizlerin kimsesi” sayfasında dernekler konusunu gündeme getirmiştik. Bu hafta sosyal sorumluluk projeleri adı altında yurdum insanının o güzel duygularının nasıl da sömürülerek istismar edildiği konusunu araştıracağımızı söylemiştik.

KANSERSİZ YAŞAM DERNEĞİ KURUCUSU

İlk olarak “Kansersiz Yaşam Derneği” kurucu başkanı eski adı Dida, yeni adı Didem Kaymaz’ın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2012/366 esas ve 2012/332 karar nolu dosyasında açılan kamu davasında “Banka veya Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Krediyi Sağlamak Amacıyla Dolandırıcılık” suçundan 3 yıl hapis ve 5 tam gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılması ve akabinde suç örgütü lideri Sedat Peker’inde bu derneğe 300 bin lira bağış yaptığı iddiası sonrası yine aynı derneğin onursal başkanı olan Yavuz Kocaömer’in Milliyet gazetesinin her yıl düzenlediği “şehrin en iyileri” ödül töreninde Peker’e ödül takdim etmesini ele almıştık.

Bitmedi, yine bahsi geçen Kansersiz Yaşam Derneği Başkanı Didem Kaymaz’ın da bu sefer İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından Sivil İstişare Kurulu’na atanması. Üstte de söylediğim gibi Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyimiyle “at izi, it izine karışmış” durumda.

Yazıyı kaleme almadan önce bilgisine başvurduğum Didem Kaymaz’ın ve aynı zamanda Kansersiz Yaşam Derneği’nin de avukatı olan Serdar Öktem, Başkan Didem’in kanser hastalığını uzun mücadeleler sonrası yendiğini ifade edip Kaymaz ile ilgili e-Nabızdan tedavi sürecini gösteren bir belge atmıştı. Belge incelendiğinde 1998 ile 2010 arası hastalıkla ilgili herhangi bir kaydın olmadığı, var olan tanıyla ilgili kaydınsa ise 28. 05. 2018’de konulduğu gözükmekte.

ÇOCUĞUMUN HAYAT HİKAYESİNİ ÇALDILAR

Öte yandan tehdit edildiğini ve bu işin peşini bırakmadığı takdirde başına türlü türlü işlerin geleceği uyarılarının yapıldığını iddia eden baba H.Ş., Didem Kaymaz için:

“Benim çocuğumun hastalık sürecindeki hayat hikayesini kendi hayat hikayesi gibi anlatıp kurduğu dernek üzerinden insanların duygularını istismar ederek kendisine ve çevresine haksız kazançlar sağlıyor” iddialarını sürdüren H.Ş., “benim çocuğum 1998’de rahatsızlandı. Ve yaşam mücadelesi 2007’ye kadar sürdü. Ve canımdan çok sevdiğim evladımı kaybettim. Oğlumun yaşam mücadelesi verdiği süre içinde onun hastalıkla mücadele anlarını an be an sosyal medyada paylaşıyor, aynı zamanda kendi duygularımı dile getiriyordum. Bu durum birçok yerel ve ulusal ölçekli gazetelerde de yer almıştı. Bunu her an kanıtlayabilirim. O dönemin gazete kupürleri halen kendi arşivimle birlikte ilgili gazetelerin kütüphane arşivinde de mevcuttur.

NOKTASINA VE VİRGÜLÜNE DOKUNULMAMIŞ

Bir gün tesadüfen Kansersiz Yaşam Derneği sayfasında benim oğlumla ilgili paylaştığım, sosyal paylaşımların noktasına virgülüne dokunulmadan Didem Kaymaz adlı kişi tarafından kendi yaşam hikâyesi gibi paylaşıldığını gördüm. Gördüğüm paylaşımlar karşısında şoke olmuş, ne yapacağımı şaşırmıştım. İçim sızlıyordu. Birkaç gün sonra kendime geldiğimde ilk işim bir avukatla savcılığa suç duyurusunda bulunmak olmuştu. Sonra anlayamadığım bir şekilde sürmekte olan dava zaman aşımı gerekçesiyle düştü” diyerek o günden bugüne kadar hak arayışının sürdüğünü ifade ediyor. Ve arkasından şunları dile getiriyor: “Zaman zaman bazı kişiler güya bana iyilik yaparcasına aba altından sopa göstererek bunların arkasında Saray erkanı var, mafya var, sen bunlarla mücadele edemezsin diye bana nasihat ediyorlar. Onların anlayamadıkları bir şey var. Ben evladımı kaybetmişim. Başka kaybedecek neyim var” diye de isyanlarını dile getirerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve cumhuriyet savcılarına çağrı yaparken “Yeter artık ciğerim yanıyor. Benim evladımın kısa hayat hikayesini daha fazla sömürmesinler” diye isyanını dile getiriyor.

ACISINI İÇİNE GÖMEN BABA

At izi, it izine karıştı demiştik. Bir tarafta oğluyla ilgili anılarını paylaştığı sosyal medya paylaşımlarının gazete kupürlerine yansıyan arşivlerle acısını içine gömen bir baba; diğer tarafta Avukat Serdar Öktem’in iddiasına göre gerçek bir hayırsever kadın.

İnsan bu iki manzara karşısında ne söyleyeceğini şaşırıyor.

Haftaya baba H.Ş.’nin kamuoyunda yardım dernekleri ve yardımlar konusunda hassas olan Sayın Emine Erdoğan’a yazdığı duygusal mektubu paylaşacağım.

Bu arada başından beri hakkındaki iddialarla ilgili sorduğumuz sorulara cevap vermeyen Dida-Didem Kaymaz cevap vermek istediğinde bu sayfaların kendisine de açık olduğunu altını çizerek belirmek istiyoruz.

Yorumlar (0)