Eskiden köşe dönücülere helal olsun deniyordu, şimdi de kaçıranlara deniyor herhalde. Kayıp-kaçaklardan biz sorumlu değiliz, kayıpları-kaçakları bulun diyebiliyorduk ama artık diyemeyeceğiz. Bunların bedelini ödemek zorunda olduğumuz mahkeme kararıyla kesinleşti. Hem de Anayasa Mahkemesi böyle bir karar verdi. 
Kayıp-kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilip edilemeyeceğine dair Yargıtay ve Danıştay farklı kararlar vermişti. Anayasa Mahkemesine bağlanan umutlar şirketlerin lehine, vatandaşların aleyhine verilen kararla son buldu. 
Elektrik faturalarından kayıp-kaçak bedeli tahsil ediliyor. Kayıp kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere verilen enerji miktarı arasındaki fark olarak tanımlanıyor. Bu bedel, tüketicilerin yani bizim faturalarımıza yansıtılıyor. Bazılarımız başkasının parasını ödemek istemiyorum diye itiraz ediyordu. Artık, ödemek istemiyorum deme lüksümüz yok. Paşa paşa ödeyeceğiz.
Öyle ya, nasıl olsa gelen faturalara bakmadan günü gününe ödeyenler var. Niye bu kayıplar nereden kaynaklanıyor, kaçakları bulalım telaşesi olsun. Dağıtım bedelini de ödüyoruz. Devletin aldığı vergiler hariç, bunları dağıtım şirketleri alıyor. Baktılar ki devletin vergilerine ses çıkmıyor, biz de vuralım abalıya demişler herhalde. Böyle düşünen şirketlerin elinden, bizi kim koruyacak? 
“Tüketici, elektrikte kayıp-kaçak bedelini ödeyecek.”
Hakkımızı arayacağımız son nokta olan Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, elektriği çalmayan dürüst aboneleri cezalandırmış oluyor? Kurallara uyan aboneleri kullanmadıkları kaçak elektrik bedelini ödetmek zorunda bırakıyor. Elektriği çalan hırsızın üzerine gitmeyen şirketler, bizim sırtımıza bir yük daha bindirmekten çekinmiyor. Şirketlere ödül niteliğinde olan bu karar sayesinde, kayıp-kaçakların maliyetleri, kesme-bağlama, sayaç okuma, dağıtım gibi maliyetler de yasal güvence altına mı alındı? 
Haksızlık diyeceğim ama desem ne olur?
Böyle bir karar, bu konuda açılan davaları da düşürecektir. 
Peki, daha önce yargı kararıyla parasını geri alanlar ne olacak? Aldıkları parayı elektrik kurumuna iade mi edecekler? Bir de faiz istiyoruz derlerse…
İşte o zaman, Nasreddin Hoca bile bize güler.
Bundan sonra, faturaları görmeden otomatik ödemeye de bağladık mı, tamamdır. Başımız ağrımaz, sinirlenmeyiz. “Neden böyle oluyor?” diye kendi kendimizi yemeyiz. 
Fazla takmamak gerek. Allah korusun, tansiyonumuz fırlayabilir, kalp ritmimiz bozulabilir. Ondan sonra, bir de hastaneyle uğraş. O daha da beter.
İnternetten randevu ararsın ama bulman imkânsız. Ona da bir aracı gerek. Ya bunu iş edinmiş bir internet kafeye gidip para vereceksin onlar alacak randevunu. Ya da Alo 182’yi arayarak randevu alacaksın. Tabi, ona da ücret ödemek zorundasın. Girmeden böyle, sonrasını bilirsiniz. Kesilenleri, kesilecekleri. Orada yaşadıklarınızı.
İyisimi siz faturalara kafayı fazla takmayın, ödeyin gitsin. Taksan da ödeyeceksin, takmasan da. Her faturada bir kahkaha atın. Gülünüz efendim, gülünüz.
Seçimlerde oy vermeye gittiğinizde, kafanız iyi olacaktır. Tırlattım deyip, geçersiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.