22.01.2022, 05:40

Kemal-Meral-Ahmet buluşmasının sırrı: İttifak içinde muhafazakar ittifak

Günün ''siyasi haberi'' Kılıçdaroğlu-Akşener-Davutoğlu buluşmasıydı...

Bu ''buluşma''dan 3-4 gün öncesinden haberdardım... ''Acı kaybımız'' değerli ağabeyim Ömer Göktuğ'u kaybetme sürecinde haberi verecek ruh halinde değildim...

Bu sefer haberini önden vereyim, Bu üçlü görüşmede ortaya çıkan tablo ışığında Kılıçdaroğlu, pazartesi günü de Babacan'la bir araya gelecek... Küçük sıkıntılar, bazı arayışlar masaya yatırılacak...

Peki neler oluyor?

Filmi başa saralım... Davutoğlu, Kılıçdaroğlu'nu, Akşener'i tek tek ziyaret ediyor... Akşener-Kılıçdaroğlu bir araya geliyor.... Arkadan üçü bir araya geliyor...

Verilen tüm fotograflardaki “ortak karakter” Davutoğlu olduğuna göre, Davutoğlu'nda “bir sıkıntı” veya ''bir fikir'' mi var?

Değerli ağabeyim Ömer Göktuğ'u kaybetme sürecinde ara verdiğim analizlerimi takip edenler bilir, son analizim “ittifak içinde ittifak mı geliyor, böyle bir arayış mı var” şeklindeydi...

O analizden bugüne yaptığım değişik temaslarda gördüm ki, ''tam 12'den'' vurmuştum...

Şöyle demiştim:

''Farkında mısınız?

-Bir süredir, Davutoğlu tek tek Millet İttifakı tarafında duran muhalif liderleri ziyaret ediyor. Sonrasında da genel-geçer açıklamaların dışında çok net bir şeyler söylenmiyor... Erken seçim vs. vs.. faso fiso...

-Oysa bu görüşmeler 'fasa fiso' olamaz...Bir nevi 'arka kapı diplomasisi' gibi bir şeyler dönüyor...

-Günlerdir Davutoğlu'nun ''parlak fikri'' ne diye düşünüyorum...

-Davutoğlu'na göre, CHP'ye olan alerji yüzünden AKP ve MHP'den, diğer muhalif partilerine geçişkenlik az oluyor... Oysa, sağ eğilimli muhafazakar partiler, kendi aralarında ittifak olsalar, AKP ve MHP'den kopuşlar daha belirgin hale gelecek... Düşüncesi bu!

-Geçenlerde Davutoğlu'nun Gelecek Partisi'ndeki yardımcısının, ''AKP'deki 40 milletvekiliyle görüştükleri, eski vekillerle bu sayının 60'ı bulduğu'' şeklindeki sözleri pek de içi boş sözler değil...

-Bu durumda ortaya çıkan 'ittifak içinde ittifak' düşüncesi, Davutoğlu, Babacan ve Karamollaoğlu'nun yine Millet ittifakı içinde 'birleşmiş' bir güç olarak birlikte seçime girmeleri.... Aslında buna Akşener'i de dahil etmek istiyorlar... Olursa, bir 'üçüncü ittifak' olacak aslında... Ama ayrı bir ittifak, (ki o zor), ama Millet ittifakı içinde bir ittifak....

-Bu durumda, Babacan ve Davutoğlu, ya Akşener'in İyi Partisi'nin içinden, ya da CHP'nin içinden seçime girmek zorunda... Duruma böyle bakınca, Akeşener'in Gelecek Partisi'ne daha yakın durabilirler...

-Alın size işte, ittifak içinde ittifak!''

Evet beyler ekrana getirdiğimiz KIlıçdaroğlu-Akşener-Davutoğlu buluşması fotografındaki sır, ''ittifak içinde ittifak''...

Nereden biliyorsunuz demeyin, 'birinci el, birinci ağız' deyip geçeceğim. Rahmetli Uğur Mumcu ağabeyimin dediği gibi, 'Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz' deyip geçeceğim. Anlayan anlar!

Başlıkta ''Kemal-Meral-Ahmet buluşmasının sırrı'' dedim, nedeni ön isimleriyle hitap ederek saygısızlık yapmak değil... Bu başlıkta ön isimleri kullanma nedenim, ''üç liderin birbirleri için artık Kemal-Meral-Ahmet seviyesinde'' samimi olduklarını anlatmak... Samimi insanlar birbirlerine ön adlarıyla hitap ederler, bizm bu üç liderimiz de artık birbirleriyle ''arkadaşlık seviyesi''ni aşmış durumdalar...

Millet ittifakı içindeki ''tek sıkıntı'' aslında AKP'den kopmuş iki lider arasındaki sıkıntı...

Olayların gelişimini anımsayalım... Davutoğlu, AKP'den koptuktan sonra, bir hareket başlattı. Ardından Babacan da aynısını yaptı... Bu süreçte, Davutoğlu ''birlikte olalım'' diye Babacan'ın kapısını yokladı... Ama, Babacan, Davutoğlu'yla birlikte hareket etmeyi istemedi... Kuşkusuz kendisine özgü nedenleri vardı... Onlara burada girmeyeceğim...

Hani en çok bizim CHP'lilerin beğenmediği Kılıçdaroğlu var ya Davutoğlu ve Babacan'ı birlikte ''Millet ittifakı''na yakınlaştırmayı başardı, ''rakip kardeşleri'' ayrı ayrı görüşmelerle, aynı çatı altına çekmeyi şimdiye kadar başarmaya çok ama çok yaklaştı... Hatta yaklaşmaktan öteye geçti...

Gelin görün ki, Babacan, Kılıçdaroğlu'yla bir arada olmayı istiyor ama, Davutoğlu hocamızın da fikirleri, tasarımları bitmek bilmiyor... Kuşkusuz, ''proje adamı'' Davutoğlu Hocamızın son projesinde de mantıklı bir taraf var... Hakkını yemeyelim, hakkını teslim edelim....

Daha önceki analizimde belirttiğim gibi, Davutoğlu Hocamızın ana projesi, ''ittifak içinde ittifak''... Dün de Kılıçdaroğlu-Akşener-Davutoğlu buluşmasında bu proje konuşuldu...

Hocamızın fikrinin özüne dönersek, hocam diyor ki, ''biz Millet ittifakı içinde ayrı bir ittifak oluşturalım... CHP'den ayrı duracak bu ittifak, muhafazakar sağ görünümüyle AKP ve MHP'den daha fazla oy koparır... Keza AKP'den kopacak milletvekilleri de bu güçbirliğini görünce, çok daha rahat kopar... Böylece AKP'deki çöküşü hızlandıracağımız gibi, oy potansiyelimiz de çok daha fazla artar... Hatta belki CHP'nin yüzde 25'inden daha fazla oy alarak, Millet ittifakı içindeki muhazakar ittifak olarak CHP'den daha fazla oy alabilir.... İttifakın içinde birinci olabiliriz...''

Aslında mantığı var. Akşener'in de hoşuna gidebilecek bir formül... Amaaa....

''Amaaa'' deyip, şimdi gelelim bu durumlar ışığında, Davutoğlu Hocamızın projesine kim nasıl bakıyor?

Kılıçdaroğlu her zaman olduğu gibi ''poker face'' dinliyor... ''İttifak içinde ittifak projesi''ne kapıları kapamıyor. Kapasa ne olacak, muhazafakar ortaklarına ''yapmayın'' dese ne olacak, yapacaklarsa kim dinler zaten! İttifak içinde kalacaklarsa, Kılıçdaroğlu açısından problem hiç ama hiç yok! İttifağın içinde görünen kimseyi kaçırmak istemiyor Kılıçdaroğlu...

Akşener de ısrarla Kemal Bey'den hiç ayrılmayacak görüntüsü veriyor... Neredeyse her yere bile beraber gidip ''anca beraber kanca beraber'' görüntüsü veriyor. Kemal Bey ve Meral Hanım birbirlerinden çok eminler...

Ama gelin görün ki, İyi Parti içinde Akşener hanıma,''Sadet, Gelecek ve Deva'yla ayrı ittifak olursak, bir anda birinci partiliğe oynarız... Muhalefette liderliği ele geçirip, öyle seçimlere gireriz'' havasını basanlar da var...

KUTU1

KILIÇDAROĞLU OYUNU

ÇOK İYİ KURMUŞ!

Kemal Kılıçdaroğlu ''oyun planı''nı zaten baştan çok iyi kurmuş... Akşener'e fiili başbakanlığı, ister yüzde 1 ister yüzde 50 oy alsın yine de verecek. Kendisi de tarafsız cumhurbaşkanı olacak, seçilince CHP genel başkanlığını da bırakıp, Millet ittifakının olası iktidarını, mevcut cumhurbaşkanlığı yetkileriyle sevk ve idare edecek... Teşbihte kusur olmaz, varsa da peşinen özür dilerim ama, ''körün istediği zaten bir göz..!'' Onu da alacak her şekilde alacak Akşener...

Kafasında Akşener'in eski deyimle ''Başbakanlığıyla'' ilgili en küçük bir şüphe yok Kılıçdaroğlu'nun... ''Kur koruması garantili TL mevduat hesabı''ndan daha da ileri, ''oy oranına bakılmaksızın, Kılıçdaroğlu garantili Başbakanlık'' sözü vermiş durumda...

Yani Akşener için her koşulda değişen hiçbir şey yok... Kafa karıştırmalara da gerek yok... Daha fazlası zaten Kılıçdaroğlu'na inanılmaz bir ''ahde vefası'' var Akşener'in....

Ama gelin görün ki Davutoğlu Hocamızın ''AKP seçmeninden daha fazla geçişkenlik'' sağlayacak ''ittifak içinde ittifak'' projesi de, yabana atılacak değil... Davutoğlu, Millet İttifakı'nı ve Kılıçdaroğlu ile dayanışmayı istiyor... ''İttifak içinde ittifak'' olursa daha memnun olacak... Bu ''ittifak içinde ittifak'' Akşener'le birlikte de olabilir, diğer muhafazakar partilerle de...

Davutoğlu güzel düşünüyor, güzel oynuyor da, Kemal Bey de Meral Hanım da ilgiyle dinliyor da ''ittifak içinde ittifak''ın her koşulda daimi üyesi olması istenen Babacan, Davutoğlu Hocamızın cin fikirlerine pek açık değil. Belki AKP içindeki dönemlerinden gelen bir ilkesel ayrılık, belki de her neyse ne ama Davutoğlu Hocamızla ''aşırı şekilde'' birlikte görünmeyi pek istemiyor.. ''Millet ittifakı içinde Davutoğlu'yla yaşayacağı birliktelik'' Babacan'a fazlasıyla yetiyor da artıyor....

Bu yüzden üçlü toplantı yapıldı... Bu yüzden ''yanlış anlaşılma'' veya ''dışlanma duygusu olmaması'' için Kılıçdaroğlu, ''Akşener ve Davutoğlu'yla üçlü yemek yiyeceklerini'' ilk iş olarak Babacan'a haber verdi... Hatta, ertesi gün yani bugün (cuma) hemen size geleyim, bilgilendirme yapayım'' dedi... Babacan şehir dışında olduğundan, analizimin başında da belirttiğim gibi, hadi yine benden duymuş olun pazartesi günü için sözleşildi...

Gelelim son tahlile... Önümüzde ''enteresan bir birleştiren Kılıçdaroğlu karakteri'' var... Millet ittifakında içinde de kimseyle sorunu yok, hem seviyor, hem seviliyor. Güven veriyor. Keza HDP'yi de düşünecek olursak, Millet İttifakı içinde HDP'yle sorunlu olanlar veya HDP'nin sorun duyacakları var, ama Kemal Bey'le tüm muhalefeti de kapsayacak şekilde sorunlu olduğu bir parti de yok, kendisini sevmeyen bir parti de yok... Herkese güven veriyor.

Adaylığı için bazı CHP'lilerde ve bazı muhalefet bileşenlerinde ''tereddütler'' var kuşkusuz... Bence zamanla geçip gidecek tereddütler bunlar...

Çünkü, verdiği güven ve dayanışma duygusuyla, gelecek için müthiş bir ''olası cumhurbaşkanı profili'' çiziyor Sayın Kılıçdaroğlu....

Hani bir laf vardır ya, ''Her yol Roma''ya çıkar diye... Ama ittifak içinde ittifak olur,,,, ama olmaz,,,, 2023 seçimlerinde her yol Millet ittifakına ve Kılıçdaroğlu'nun ''tarafsız cumhurbaşkanlığı''na çıkıyor....


 

Yorumlar (0)