16.09.2020, 06:58

Kim sahip çıkacak

Çatalca tarihi ve yeşiliyle İstanbul’un gözbebeği bir ilçe ancak ne yazık ki ne tarihine ne yeşiline ne de ormanlarına doğru dürüst sahip çıkılmıyor. Bir bakıyorsunuz kekik kokan kocaman bir mera ertesi gün taş ocağına çevrilmiş. Bir bakıyorsunuz ormanın derinliklerinde bir taş ocağı diğer tarafta ormanın içerisinde bir kum ocağı…

Roma ve Osmanlı Dönemlerin de İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan tarihi suyolu Çatalca sınırlarından geçiyor. Tam 1600 yıllık bir eser kollarıyla birlikte 450 km. dünyadaki en uzun suyolu olduğu söyleniyor. Şu an yok olmayla karşı karşıya definecilerin hedefinde olan bu tarihi yapı şimdi de kum ocakları ve taş ocaklarının tehdidinde…

Kalfaköy Mahallesi’nde bir taş ocağının bu tarihi yapının geçtiği güzergâhta faaliyet gösterdiği anlaşılıyor. İddiaya göre söz konusu ocak kapasite artışı istemese (yani orman içerisinde ağaçları keserek çalışma sahasını büyütmek istemese) 1600 yıllık yapının yavaş yavaş yok edildiği öğrenilemeyecek. Anlayacağınız definecilerden kurtulmaya çalışan tarihi yapı orman içerisine açılan bir ocak tarafından bilerek ya da bilmeyerek tahrip edilmiş. Çatalca zaten bu taş ocaklarından yıllarca çekti. Ocak içerisinde yapılan dinamit atımları, tozu toprağı…

Çatalca’nın birçok mahallesinde maden arama ruhsatı alan firmaların olduğu söyleniyor. Akalan Mahallesi’nde yıllar önce açılmak istenmiş ancak yapılan girişimler neticesinde buradaki faaliyet durdurulmuştu. Çatalca ormanları delik deşik, artık buna dur demenin zamanı geldi. Çatalca’nın ormanlarına, yeşiline ve tarihine sahip çıkılmalı yetkilileri göreve davet ediyorum diye saçma bir cümle kurmayacağım. Çünkü gözümüzün içine baka baka Çakıl Mahallesi’nde koskoca meranın taş ocağına çevrilmesine göz yumanlar, sessiz kalanlar benim yukarıda anlattıklarıma da sessiz kalıp ancak seyrederler. İşlerine geldiğinde de en büyük çevreci, ormanı doğayı seven oluverirler. Daha bundan günler önce sosyal medya hesabımdan Çatalca Akalan Mahallesi’nde ormanın hemen yanı başına atılan çöp ve hafriyat dökümlerini fotoğraflarıyla paylaştım. Yetkilileri göreve davet ediyorum burayı temizleyin, olası yangınlara olası hastalıklara davetiye çıkartıyor mesajı verdim. Ama nerede o yetkililer, kim kaybetmiş biz bulalım. Dökülen çöplere yenileri eklenmiş ve bir çöp dağı oluşmuş. O nedenle çözümü yalnızca Çatalca’daki yetkililer de aramak yeterli olmayacak, Çatalca dışına çıkıp yaşananları doğru düzgün anlatıp, İstanbul’un en büyük coğrafyasına sahip ormanlarıyla İstanbul’un adeta akciğeri olan ve tarih kokan güzel ilçe Çatalca’ya sahip çıkılmasını sağlayalım.

PERŞEMBE PAZARI

Ve Çatalca esnafımızın sokakta, kahvehanede, alışveriş esnasında gündeme getirmemi istedikleri bir konu var. Perşembe günü ilçe merkezinde kurulan halk pazarının taşınması konusu…

Esnaf arkadaşların; ‘zaten pandemi sürecinde işlerimiz dibe vurdu. Yasakların kalkmasının ardından halk pazarı taşındı. Biz Perşembe günlerini iple çekiyorduk. Hareketlilik yaşıyorduk ancak şu anda Perşembe günlerinin diğer günlerden farkı kalmadı ciromuz düştü’ şeklinde şikayetleri var. Mutlaka Çatalca’da yaşayan birçoğumuz esnaflarımızdan bunları duymuştur. Pazarcı esnafının da şikayetleri var. Tabi onlarda pazarın eski tadının olmadığını işlerinin düştüğünü söylüyor. Bazı vatandaşlarda uzak ve yokuş olduğunu söyleyerek artık pazara gitmeyi tercih etmediklerini dile getiriyorlar. Ne yapmak gerekir? Bunun kararını pazarı taşıyan Çatalca Belediyesi’ne bırakıyorum. Ama bana göre belediye biraz aceleci davrandı. Mehmetçik Meydanı’na kurulan halk pazarı yaz aylarında püfür püfür olabilir ama kışın orası çok sert soğuklara ve su baskınlarına gebe bir bölge… Üstü açık olmasından dolayı yağışlı havalarda esnafın ve vatandaşın işi zor gibi gözüküyor. Çatalca Belediyesi önce pazar yerini etraflıca düşünüp her mevsim işlevselliğini kaybetmeyecek şekilde yapmalıydı. Üzerini kapatmalı, tuvaletlerini yapmalıydı çeşitli tedbirlerini alıp öyle taşımalıydı. Ya da anket çalışması yapıp pazar yerini o ilçe de yaşayanlarla birlikte belirlemeliydi. Çatalca Belediyesi mutlaka üzerini kapatma planlarını yapmıştır. Çünkü bu şekliyle zorlu bir pazar alanı olmuş. Ama son olarak şu öneriyi de getirmek istiyorum. Belediye alternatif yerlerde üretmeli ve bu önerileri özellikle esnafın önüne getirip görüşlerini almalıdır. Gerekirse pazar yerini tekrar değiştirmelidir.

Yorumlar (1)
FIRAT AYKUT 1 gün önce
Sevgili SAVAŞ, kentlerin yerleşik alanlarında yapılması düşünülen değişiklikler aceleye getirilmez. Ben yaptım oldu mantığı ile karar alınmaz. Halkın bilgilenmesi için şantiye çevresine animasyon fotoğrafları ile yapılan bilgilendirme değil, reklamdır. Çatalcalılar kentlerinin yönetilmesi için demokratik ortamda Belediye Başkanlarını ve Meclis üyelerini seçmişlerdir. Kent ile ilgili kararları onlar alır. Oysa Çatalca'da, hem de yerleşik düzen içindeki köklü ve kalıcı değişiklikler için bile kararlar Çatalca dışında alınmaktadır. Bu projelerin içeriğini ve hedefini tasarlayanlar ve uygulayanlar dışında kimse bilmemektedir. Siyasî Partiler, Meslek Odaları, Sivil Toplum Örgütleri, Belediye Meclis Üyeleri, Kent Konseyi ve Çatalca Halkı doğru bilgi ile ve proje ile tanışmadığı ve onların bu bilgilere dayalı görüş ve düşünceleri ile rızaları alınmadığı halde şehriyeler kurulmuş ve 65 yıllık ZİYA ALTINOĞLU STADYUMU ve Kapalı Spor Salonu yerle bir edilerek gençlerimiz ve yetişkinlerimizin yararlanmalarının önüne geçilmiştir. Kamu kaynakları hepimizin ortak olduğu kaynaklardır. Bu nedenle hepimizin düşüncesinin alınması demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Elimizdeki mevcut spor alanlarının yerine yenisi yapılmadan eskisinin yıkılması büyük israf olduğu gibi, çok ama çok büyük bir saygısızlıktır. Doğrusu bu saygısızlığı Çatalca Belediye Başkanımız değerli insan MESUT ÜNER Beyefendiye hiç yakıştıramadım.
Kentin yerleşik alanı içindeki uygulamalar bu halde ise ormanalanlarının ve kent dışı diğer alanların nasıl tahrip edildiğini düşünemiyorum!
Bu çok önemli ve yaşamsal konulara değindiğin için seni kutluyorum kardeşim.