18.06.2019, 01:06

Kim yalan söylüyor?

Bir insan yaşadığı ülkede neden siyaset yapma ihtiyacı hisseder?        Vatanına hizmet için mi, İtibarı için mi,  menfaati için mi, egosunu tatmin için mi, kendisini daha güçlü ve paralı yapmak için mi, yandaş için mi? Ben etrafımdaki birçok kişiden daha akıllı, daha bilgili, daha eğitimli ve becerikliyim diye mi?
Bu örnekleri daha çok çoğaltmak mümkün. Devletin tepesindeki idareciler siyasetçiler Türk halkını maalesef çok ciddi şekilde ikiye bölüyorlar.
Ne diyorlar?
Sen şu ülkenin insanı ile neden görüştün sen vatan hainisin.
Sen bu anlaşmayı nasıl şu ülke ile yaparsın ülkeyi mi satıyorsun?
Şu partiyi destekleyenler hain bu partiyi destekleyenler vatansever...
Sen teröristsin, sen oyları çaldın, sen hırsızsın, sen namertsin, sen zürriyetsizsin, sen dış güçlerin maşasısın.
Bunlar nasıl bir söylemdir insan dinleyince küçük dilini yutuyor.
Hangi taraf doğruyu söylüyor biz kime inanalı?
Bu tarz söylemleri hiçbir aklıselim sıradan bir insan bu üslubu kabul etmez, edemez.
Bu davranış biçimi bir siyasetçi için çok büyük bir sorumluluk ve çok ciddi bir söylemdir.
Bu ülkede kim terörist, kim düşman, kim dost bunu sadece söylemek yetmez.
Belgeleyip gerekeni yapmak gerekir.
Ortaya konuşmak insanların kafasını karıştırmak bir siyasetçinin işi olmamalı.
 Belgelemek ve ispat etmek gerekir, aksi takdirde sadece söylemek bu toplumu bölmeye yarar toplumun bölünmesi kime yarar. ? 
Emperyalist güçler kaostan, savaştan kargaşadan beslenenler yani iç ve dış güçler bunların memleketi yoktur, dini yoktur ırkı yoktur. Bunların Allah ı, dini, ırkı, sadece ve sadece paradır.
Bu nedenle siyasetçilerimizi seçerken kim akıl dilini kullanıyor, kim bilimi esas alıyor, kim daha yetenekli, kim bu ülkeye yarar sağlar kim benim ve ailemin refah seviyesini yükseltir, kim beni daha adil yönetir kim benim ülkemi uluslararası alanda başarı ile temsil edebilir.
İdeoloji görüşü ile değil
Yani kim beni ve ülkemi bu vatansızların imansızların eline muhtaç etmeyecek onların oyuncağı olmayacak şekilde yönetecekse o insanlarla yola devam etmeliyiz.
Yoksa kimin ne kadar dindar olduğu kimin ne kadar solcu olduğu beni zerre kadar         ilgilendirmiyor.
“Zira herkes boyu kadar bir çukuru doldurur gerisini tarih yazar”.
 Siyasetçileri seçerken daha insani duyguları üst perdede olan bilimi esas alan akıl ve huzur dilini kullanan, ekonomiden, siyasetten ve uluslararası ilişkilerde becerikli geçmişi olan insanlarımızı yönetim noktalarına taşımak en doğrusudur diyorum.
Kendisine bile faydası dokunmayan insanlarımızı siyaset alanlarına sokmayalım oylarımızla onları engelleyelim.
Doğru insanları seçemez isek yanlış insanlar     bizleri yönetir.
Demokrasinin en büyük ve en güçlü silahı     seçme hakkıdır. 
Toplumlar neye layıksa öyle yönetilir. 

Yorumlar (0)