İnsan evladı yaşam içinde aynı tencereden yemek yeme, aynı kaynaktan su içme ve aynı havayı koklamakta. Belki farklı olarak kimimiz dağın tepesinde, yamacında, ovada, deniz kenarında ya da kışın eksik olmadığı kutuplarda, güneşin her daim dik geldiği ekvator çizgisinde ya da ılıman havası olan     Akdeniz bölgesinde yaşamaktayız bu nedenle en küçük topluluk aileden en büyük topluluk devlete kadar  yaşamımızda toplumsal olarak ilişkimiz var.
İş yaparken, ava giderken, yapı üretirken ve öğrendiklerini bildiklerini aktarırken kendinden sonraki gelenlere mutlak aktarmış ve öğretmiş. Deneyler tekrar edilerek binlerce yıllık süre içinde süzülerek günümüze gelmiş ve yine katkılar yapılarak gelecek kuşaklara devredilmekte.  
Ne yaparsak yapalım birlikte çalıştığımıza, öğretene, adil hakkaniyetli paylaşım yapana, arkamızı kollayan güvenliğimizi alana, iletişimi sağlayana, tarih yazıcılarına, toplumsal inanç sorumlularına ve yöneticilerine hep güvenmiştir. Fakat işin içine bireysel çıkar, menfaat, bencillik ve kibirlik girdiğinde o koca itimat edilen “güven” yılların yıkılmaz denileni yok oluyor. Günümüze gelene kadar evrimleşerek gelen toplumsal ilişkiler hâkim ile hâkimiyet altında yani ezen/ezilen olan olarak geldi.   
Gücü elinde bulunduran toplumdaki dengeyi sağlamak için güven vermesi gerekir. Güven vermeyen iktidar güven vermeyen yönetim günü kurtarmaya çalışırken küpünü de doldurur. Toplumsal barış “güven” ile olur, güven vermeyen sözünün ardında durmayan kim olursa olsun uzun süreli iktidara sahip olamamakta. 
Ülke de toplum olarak öğretmene, yargıya, inanç önderlerine, politikacıya, güvenlik güçlerine, devlet yöneticisi ile gazeteciye güvenecek ve samimiyetine inanacaktır 
Oysa ülkede politikacı ve devlet yöneticisi ki seçilen ve atananlar bir meslek halini alıp ve ayrıcalıklı olduğunda güven verir mi? 
Güvenlik güçleri sınırda değil ülke içinde, toplumun belli bir kesiminin baskı aracı olarak kullanılıyorsa güven verir mi? 
Yargı adil ve hakkaniyetli davranmıyorsa ayrıcalıklı hatta “asmayalım da besleyelim mi” diyenleri kolluyorsa güven verir mi?
 İnanç önderleri sırça makamlarına oturarak ahaliye talkım verirken salkımları çaktırmadan alıyorsa güven verir mi?   
Toplumun hemen her kesimin yakından tanıdığı duruşu, giyimi, konuşması, bilgisi ve hoşgörüsüyle saygı uyandıran öğretmen birilerine ayrıcalıklı davranıyor ve kayırıyorsa, bilgilerini belli birkaç öğrencisiyle paylaşıyorsa güven verir mi?
Çevremizde olup biteni gerçekleri aktaran, haberleri en inçe detayına kadar irdeleyen gazeteci/haberci çıkar çevrelerinin sesi olduğunda güven verir mi?
Günümüzde toplumsal yaşamda güven tartışır hale geldi. Özellikle toplumun her zaman önünde örnek oluşturan öğretmen, yargı, inanç önderi ve haberci dürüst, yalan söylemeyen, inandırıcı ve samimiyetli tutumları gözler önünde olup güvenleri sorgulanmakta. 
Güvenin yitirildiği ve olmadığı yerde toplum olarak kime güveneceğiz?

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.